kapat
25.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Telecom Italia'nın oyun sahası

İngilizce'de level playing field diye bir deyim var. Kelime kelime çevirecek olursanız düz oyun sahası anlamına geliyor. Gerçek anlamı ise, 'katılımcıların tümünün başarı şansının eşit olduğu ortam'dır.

Serbest pazar ekonomilerinde devletin ekonomideki ana görevlerinden biri oyun sahasını düz bir hale getirip oyuncuların tümünün başarı şansının eşit olduğu bir iş ortamı yaratmaktır.

Sahanın düz olduğu ortamda politikacı dostu olmak, rüşvet vererek avantaj sağlamak, yabancı ve yerliler için farklı kurallar koymak, aynı sektörde faaliyet gösteren bazı şirketleri kayırıp diğerlerini kösteklemek yoktur.

Oyun sahasını düzenlemek serbest pazar ekonomilerinde daha çok bağımsız kurumların işidir. Bu kurumlar 1995'ten başlayarak ülkemizde de kurulmaya başlandı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Telekom Kurumu, bunlardan bazılarıdır. Rekabet Kurumu'nun görevi serbest rekabeti sağlamaktır. BDDK bankacılığı, Telekom Kurumu telekomünikasyon sektörünü düzenlemekle görevlidir.

Bu kurumların etkin bir biçimde çalışması yabancı sermaye açısından da çok önemlidir. Çünkü sermaye, yasalarına ve bürokrasisine çekidüzen vererek düz bir oyun sahası yaratan ülkelere gidiyor.

Yabancı sermaye su gibidir, en az mukavemetle karşılaştığı yöne akar.

İş Bankası ile cep telefonu şirketi Aria'da ortak olan Telecom Italia bugüne kadar Türkiye'ye en büyük sermaye yatırımını yapan yabancı şirkettir. Aria'nın ticari kaderi sadece kendi hissedarları açısından önemli değildir. Türkiye açısından da önemlidir. Hatta hayatidir. Çünkü Aria'nın ticari performansı uluslararası sahada Türkiye'nin büyük yabancı sermayeye karşı tutumunun bir barometresi olarak görülüyor. Aria Türkiye'de mutlu ise onu başka şirketler izleyecek. Mutsuz ise, para kazanamıyorsa, ticari engellerle karşılaşıyorsa onu başka şirketler izlemeyecek.

Bugüne kadar Aria'ya yapılan uygulama Türk Telekom sektöründe oyun sahasının düz olmadığını gösteriyor.

Başında kendisine söz verilmesine rağmen şirket roaming hakkını kullanamıyor, yani kendi altyapısını tamamlayıncaya kadar müşterilerine servis götürmek için mevcut operatörlerin (Turkcell veya Telsim) altyapısını kiralayamıyor.

Oysa roaming hem uluslararası bir kaidedir hem de Türk yasalarının da bahsettiği bir haktır.

Telekom Kurumu önce Aria'yı Turkcell ve Telsim ile karşı karşıya bıraktı. Daha sonra müdahale edip raoming kurallarını ilan etti. Turkcell ve Telsim buna mahkemede tedbir kararı aldırdı. Aria'nın başvurusu üzerine bir mahkeme Turkcell'in koyduğu tedbir kararını kaldırdı. Bir başka mahkeme, koşullar tıpatıp aynı olmasına rağmen, tedbir kararını kaldırmadı.

Kuralları koyup uygulatmak, uygulamayanları cezalandırmak, kurumun görevidir. Teker teker her şirket mahkeme mahkeme koşma zorunda bırakılmamalıdır.

Aycell'in piyasaya girmesi ile ortaya başka bir ayrıcalıklı durum çıktı.

Sektörde herkes, bütün cep telefonu operatörlerinin altyapısını kullandığı Türk Telekom'un (TT) kendine ait olan Aycell'e torpilli muamele yaptığını konuşuyor.

Sonunda sektördeki bütün şirketlerin başarı şansının eşit olduğu bir ortam yaratmanın amacı, tüketiciye hizmet etmektir. En ucuz ve en kaliteli cep telefonu hizmeti, rekabetin en adil, oyun sahasının en düz olduğu yerde olacaktır.

Telekom Kurumu'nun adalelerini gösterme zamanı geldi.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır