kapat
25.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

O güzel hocalar neredeler?

Okullarımız otomatik yıkama ve kurutma makinesi gibi oldular.

Öyle bir sistem işte!

Müfredat deterjanıyla yıkanıyorsun, rengin açıldıkça açılıyor, hatta soluyor. Sonra yüksek ısıda yalnızca sınav başarısına odaklanmış bir model içinde dönüp duruyorsun. Sistem durup kapak açıldığında, "dışarı" öyle bir çıkıyorsun ki, "kupkuru"sun...

Bu "kuru"luğa karşı çıkıp kişiliğini zenginleştirme mücadelesi veren öğrencinin karşısına eğitimcinin, ebeveynin, devletin (kaynağı haklı bile olsa abartılmış) korkuları ve paranoyaları dikiliyor.

El yordamıyla kişilik rengi bulmak kolay mı?

Herkesin birbirine düşman kamplarda olmayı marifet sandığı yetişkinlerin dünyasından rol kapmak doğru mu?

Felsefe dersleri vardı bir zamanlar. Okutulan önemli olmayabilir, ama açtığı yollar ve verdiği bilgiler önemliydi. Ne oldu? Yok oldu.

Din dersi mi? Olgun ve geniş görüşlü bir öğretmenin genç dimağları çeşitli toplumların inançları ve insanlığın binlerce yıllık gelenekleriyle tanıştırdığı bir ders mi bu? Hayır! Artık " suya sabuna dokunulmadan gelip geçsin" gözüyle bakılan bir ders...

Biyoloji... İyi bir öğretmenle yalnızca bilimsel düşünceye kapı olmakla kalmazdı, hatta iddialıyım; yaşam sevinciyle dolmasına kapı olurdu. Fakat kendi cehaletinden habersiz ve popülist medyanın desteğiyle "solucanın sindirim sistemini öğrenip de ne yapacağız" şamatasıyla canına okundu biyolojinin de!

Bu liste böyle uzar gider!

Ama o güzel hocalar nerede asıl?..

Hayat gailesine karşın sınıflarında bilge özelliklerini muhafaza etmeyi başaran; hoşgörülü hocalar... Kendine güveni yüksek, korkularına teslim olmamış hocalar... Neredeler?

Asıl onlar yavaş yavaş eğitim sahnesinden çekildiler ve eksikliklerini açıkça hissediyoruz

Ahmet Madenci adlı okurum mektubunda "hiç zorlamadan, ödev bile vermeden daha önce umursamadığım edebiyat dersini Tahir Alangu hocam sevdirmişti" diyordu, "hem Yunus Emre'yi, hem tasavvufu, hem de Flaubert'in Madame Bovary'sini sevdirmeyi başarmıştı. Hatırlıyorum da, Goethe'nin Faust'unu kaç ders tartışmıştık!"

Şimdi en iyi okullarda bile cesaretle Madame Bovary okutup sevdirecek kaç hoca var?..

Üstelik günümüzde hangi hoca bir de "satanist" damgası yemekten korkmayarak, Faust üzerine ufuk açıcı dersler yapabilir?

Anne babalar, çocuklarını "iyi bir geleceğe" ve sınavlarda başarılı olmaya hazırladığından asla emin olamayacakları bu derslerin ve hocaların varlığını gönülden isterler mi, ellerini vicdanlarına koyarak cevaplasınlar?..

Herkes işletmeci olmak istiyor artık! Herkes çocuğunun işletmeci ya da ona benzer bir şey olmasını istiyor.

Çocuklar işletmeci olacakmış gibi eğitiliyor, öğretiliyor, yetiştiriliyor.

Felsefesiz, etiksiz, edebiyatsız, derinliksiz, ama nasıl oluyorsa işte; işletmeci!

Oysa hayat bir işletme değil!..

Ne yazık ki, bu gerçekle yüzleşmek bazen trajik sonuçlar veriyor!

SERGİ

Entrikaysa entrika!
Bedri Baykam'ın AKM Sergi Salonu'ndaki "Dişi Entrikalar" sergisi yarın bitiyor. Hemen söyleyeyim; yetişkinlere özel bir sergi bu! Dişiler dişi; tuvallere rapt edilmiş entrikalar iyiden iyiye entrika!

Bedri perdelik kumaş, Hint yastık kılıfları, mermer zemin ve leopar derisi imitasyonlarını erotik figürlerle birleştirerek ilginç ve alabildiğine estetik bir "mefruşat" serüveni sunuyor. Bu Bedri, hem tanıdık hem çok farklı...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır