kapat
25.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 İNANÇ
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Zinciri kırmak

Dün önüme gelen bir haberi okurken boğazıma yumruk gibi bir şey oturdu, yüreğim daraldı gözüm yaşardı.

Profesyonel soğukkanlılığını yitirdiğim böyle bir durumla çok az karşılaşmışımdır.

Bursa'da 500 işçi alacağını ilân eden Yeşim Tekstil'e 12 günde 8 bin kişi başvurmuş.

Çoğunluk 20-30 yaş arasında..

Krizde işyerlerini kapatmak zorunda kalan kasap, manav, marangoz gibi esnaf ve sanatkârlar önemli bir sayı tutuyor..

İşe girebilmek için pek çok kişinin yalan söyledikleri saptanmış.

Kapanan büyük fabrikalardan ayrılan nitelikli teknisyenlerin "yeter ki bir iş" diye yük taşımaya bile razı oldukları görülmüş..

Anayasa Türkiye'nin "sosyal devlet" olduğunu yazıyor. Ama kentlerde eğitimli gençlerin yüzde 32'si işsiz geziyor. Krizde kapıya konulan meslek sahibi bir milyonu aşkın insanın hayatı karardı.

Sosyal adaleti sağlamanın en onurlu yolu istihdamdır. Türkiye sosyal devlet fonksiyonunu kaybetmiştir ve yeniden kazanması ancak üretimin canlanmasına bağlıdır.

Türkiye'yi yönetenler artık büyük düşünmek zorundadır. Bu ülke, çalışmak isteyen herkese iş olanağı sağlayacak kaynağa sahip değil. Kurtuluş Türkiye'yi yabancı sermaye için cazibe merkezi yapmaktır.

Gelmiyorlar, çünkü güvenmiyorlar.

Yirmi yılda 14 milyar dolar yabancı sermaye girdi Türkiye'ye. Aynı rakamı Polonya bir yılda çekmeyi başarıyor.

Bu kaderi yenmenin şartı Türkiye'yi uluslararası hukukla bütünleştirmek, Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerini başlatacak kaliteleri bir an önce kazanmaktır.

Yabancı yatırımcı ancak böyle gelecek.

2002 yılı dönüm noktasıdır.

Ya Avrupa trenini bu defa yakalayacağız veya çocuklarımızın bedduasını hak edeceğimiz bir geleceği miras bırakacağız.

Önümüze gelen büyük fırsatı ıskalamış, işsiz, mutsuz ve umutsuz bir kuşak olarak..

Teessüf arz ederiz!.
"Gururlanma padişahım, senden büyük Allah var!"

Osmanlı'daki bu gelenek, padişahların ayağını yere basmasını sağlardı. Cumhuriyet devrimi padişahı götürdü ama kendini "devletli" sayanların kibirini tahrik etti.

Demokratik devlet tabu değil, vatandaşa yönelik bir hizmet organizasyonudur.

Ama gelin de bizimkilere anlatın..

Samsun Serbest Bölgesi'nde milyonlarca dolarlık yatırımla kurulan tesisler altı aydır elektrik bağlanmadığı için çalışamıyormuş.

Sebep ne biliyor musunuz?

Firmalar Bölge Müdürlüğü'ne yazdıkları dilekçelerini "saygı ile bildiririz" diye bitiriyorlarmış. Bölge Müdürü "saygı ile arz ederiz" demedikleri için işlem yapmıyormuş..

Bu inat, yaşadığımız krizde ne kadar üretim, vergi ve istihdam kaybına sebep olmuştur?

"Arz" sözcüğü "bir büyüğe sunma, gösterme, bildirme" anlamı taşıyor.

Bu kafa, büyük yerine konmanın yalandan da olsa iltifatını hak ediyor mu?

Müteşebbisler "saygı ile" bildirmişler..

Elektrik vermeyenler, aslında saygıyı bile hak etmediklerini ispat etmişler.

Yazıklar olsun!



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır