|
|
 |
Türkiye ne yapmalı?
Başbakan Ecevit'in ABD gezisi bir gerçeği açıkça ortaya koydu. Bu da, Saddam'ı devirmeye kararlı olan Başkan Bush'u bu amaca yönelik bir askeri harekattan vazgeçirmenin mümkün olamayacağı...
Nitekim sayın Ecevit, Başkan Bush'un bu konuda kendisine söylediklerini Milliyet yazarları Fikret Bila ile Derya Sazak'a şöyle anlatmış:
"Başkan Bush, Saddam konusunda çok sert, çok ağır sözler söyledi. O kadar ki... Saddam'la yaşayamam, onu yaşatmam, anlamına gelecek sert ifadeler kullandı. Bu konuda çok kararlı bir tutumları var. Saddam'sız bir Irak'ın, demokrasiye geçmiş bir Irak'ın herkesin yararına olacağını düşünüyorlar."
Esasında, coğrafi konumu ve stratejik imkanları nedeniyle Türkiye'nin sağlayacağı destek, operasyonun başarısının garanti edilmesi ve asgari zayiatla gerçekleştirilmesi açılarından hayati bir nitelik taşıyor. Bu açıdan, Washington'da Ecevit'e ekonomik ve ticari alanlarda bulunulmuş olan vaatlerin yaşama geçirilmesinin, Türkiye'nin Irak operasyonuna vereceği desteğe bağlı olduğunu da unutmayalım.
ABD'nin Afganistan'da elde ettiği askeri başarının Başkan Bush'un Irak'a yönelik bir harekat hususundaki sabırsızlığını artırdığı anlaşılıyor. Oysa, Afganistan'da uygulanan savaş modeli Irak'ta geçerli değil. Taliban'ın 40 bin kişilik kuvvetine karşılık Saddam'ın 400 bin kişilik düzenli ve oldukça iyi teçhiz edilmiş bir ordusu ve 2 bin tankı var. Özellikle Cumhuriyet Muhafızları Saddam'a gayet sadık ve seçkin birlikler. Ayrıca, Irak'ta Kuzey İttifakı gibi, savaşa hazır bir muhalefet gücü yok. Washington, 35 bin civarında peşmergesi olan Barzani ve Talabani'yi de yanına alsa, ABD hava gücünün ve özel kuvvetlerinin yardımıyla Saddam'ın ordusunu bozguna uğratması mümkün değil. Irak kuvvetleri sokak muharebeleri yapmak suretiyle, ABD'nin teknolojik üstünlüğünden yararlanmasını önleyeceklerdir. Bu bakımdan, ABD'nin, Mogadişu benzeri bir yenilgiye uğraması istemiyorsa, Irak'a karşı Çöl Fırtınası Harekatı'nda olduğu gibi kolordu düzeyinde zırhlı kuvvetler kullanılması gerekecek.
Sağduyunun Emirleri
Türkiye, Saddam'ı BM kararlarını uygulamaya ikna etmek için çabalarını sürdürecek. Saddam, BM kitle imha silahları denetçilerinin Irak'a dönmelerine izin verirse ülkesini ve kendisini bir felaketten kurtacak... Ancak, bu çabalar bir sonuç vermezse Türkiye ne yapmalı?
Hemen belirtelim ki, Türkiye aktif olmaz, ön alarak ve fikir üreterek olası bir harekatı yönlendirmeye çalışmazsa, bazı oldu bittilerle karşılaşması kaçınılmaz olur. Bu durumda, ABD operasyon planlarını hazırlar ve bunların uygulanmasından kısa bir süre önce Türkiye'ye bilgi verir. Bu şekilde danışma yükümlülüğünü de yerine getirmiş sayar. ABD'nin bu şekilde davranması Türkiye'yi açmazlarla karşılaştırabılir. Bu bakımdan, Türkiye oldu bittilerle karşılaşmak istemiyorsa, inisiyatif almalı ve harekat planlarının hazırlanmasında söz sahibi olmaya çalışmalıdır. Ankara, özellikle şu hususlara dikkat etmelidir:
Birincisi, harekat planının süratle uygulanacak nitelikte olmasıdır. Operasyonun uzaması sivil zayiatı artırır. Arap ve İslam dünyasını ayağa kaldırır. Ayrıca, iç savaşa da yol açarak, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması fevkalade zor, hatta imkansız hale getirir.
İkincisi, Saddam'ın yıkılmasından sonra, Irak'a nasıl bir siyasal yapılanma getirileceği önceden özenle saptanmalı, bu oluşumda Türkmenler'in (Arap ve Kürtler'le siyasal eşitlik bazında) haklarının ve güvenliklerinin nasıl korunacağı hususunda Türkiye sağlam güvenceler elde etmelidir.
Nihayet, müdahele sonrasında yeni düzen yerleşinceye kadar, Irak'ta görev yapacak BM barışı koruma gücüne ilişkin düzenlemeler önceden planlanmalıdır. Bu konudaki gecikmmenin Irak'ın özel şartları nedeniyle geniş kan dökülmesine yol açacağı bilinmelidir.
Bu söylediklerimiz sağduyunun emirleri. Eminiz Ankara bunları gözden kaçırmayacaktır.
|
|
|
|