Krizde reklam
Gazetelerin iki gelir kaynağı, satış ve reklamdır. Ücretli ve şifreli olmayan televizyonların, tek gelir kaynağı reklamdır.
Reklam sektörünün canlılığı ve büyümesi, ekonominin canlılığı ve büyümesiyle doğrudan ilişkilidir. Ekonomik faaliyetler canlandıkça, üretenler de ürünlerini daha çok insana ulaştırmak için reklam yaparlar. Reklam bütçeleri gelişmiş ekonomilerde pazarlama bütçelerinin en önemli bölümünü oluşturur.
Satış gelirinden, reklam gelirine
Gazeteler açısından, ekonomilerin daha kısıtlı olduğu dönemde gelir - gider dengesinde asıl unsur satış geliriydi. Gazetenin ekonomik yapısı satış geliri üzerine kurulurdu; reklam ise "kârı" yaratacak gelir olarak görülürdü. Ekonomiler geliştikçe, gazeteler de büyüdü ve reklam geliri ile satış geliri bu yapı içinde eşitlendi, hatta reklam geliri daha büyük ağırlık kazandı.
Reklam sektörünün bir ülkedeki büyüklüğünü gösteren ve diğer ülkelerle kıyaslanmasını sağlayan, "kişi başına reklam harcaması" rakamıdır.
2000 yılında çeşitli ülkelerde, kişi başına reklam harcaması sıralamasında Türkiye en alt sıralarda yer alıyor. 2000 yılı kriz yılı değildir ve Türkiye'de kişi başına 17 dolar reklam harcaması yapılmıştır. 1999 yılında bu rakam 14.5 dolardı. 2001 krizinde ise 8.2 dolara düşmüştür. 2002 yılında ise ancak 10 dolara çıkacağı hesaplanmaktadır.
Ekonomimizin gerçek boyutları
10 yıl önce, 1990'da Türkiye'de kişi başına reklam harcaması 4.5 dolardı. Ancak o dönemde özel televizyonlar henüz kurulmamıştı, gazete sayısı daha azdı, dergi sayısı çok daha azdı.
Batı'da 2001 yılında reklam sektöründe bir küçülme yaşanmadı, 2002 yılında ise yüzde 10'a yaklaşacak bir küçülme bekleniyor.
2000 yılının, "kişi başına reklam harcaması tablosu", kriz olmamasına rağmen Türk ekonomisinin gerçek boyutlarını gösteren bir tablodur:
| ABD | 508 |
| Hong Kong | 486 |
| İsviçre | 394 |
| Norveç | 359 |
| Danimarka | 321 |
| Japonya | 291 |
| İngiltere | 274 |
| Avustralya | 266 |
| Hollanda | 262 |
| Almanya | 250 |
| Avusturya | 243 |
| Finlandiya | 231 |
| İsveç | 223 |
| Singapur | 221 |
| Y. Zelanda | 205 |
| Belçika | 191 |
| İrlanda | 184 |
| Fransa | 181 |
| Yunanistan | 176 |
| Portekiz | 176 |
| İsrail | 170 |
| Kanada | 166 |
| Güney Kore | 145 |
| İspanya | 139 |
| İtalya | 137 |
| Tayvan | 104 |
| Macaristan | 84 |
| Çek.C. | 79 |
| Arjantin | 74 |
| Venezuela | 64 |
| Meksika | 59 |
| Polonya | 57 |
| Brezilya | 36 |
| Malezya | 35 |
| G. Afrika | 34 |
| Tayland | 23 |
| Letonya | 21 |
| TÜRKİYE | 17 |
| Litvanya | 14 |
| S. Arabistan | 14 |
| Endonezya | 4 |
| Çin | 3 |
1999 yılını 2003'te yakalamak
Bu ülkelerin bir bölümünde 1990 yılındaki "kişi başına reklam harcaması" şöyleydi:
| ABD | 425 |
| İsviçre | 214 |
| Japonya | 151 |
| İngiltere | 146 |
| Almanya | 134 |
| İsveç | 131 |
| Belçika | 78 |
| Fransa | 82 |
| İspanya | 77 |
| İtalya | 54 |
| Arjantin | 28 |
| TÜRKİYE | 4,5 |
Bu ülkelerin hemen tümünde kişi başına reklam harcaması 10 yılda 80-130 dolar artmıştır. Arjantin'deki artış 56 dolardır. Türkiye'de ise 12,5 dolar artmıştır. 2001'e bakıldığı zaman ise, 4 dolar bile artmamıştır.
Türk ekonomisinin on yılda gerçek olarak kaç arpa boyu yol gittiğini yukarıdaki rakamlar gösteriyor. Reklama ilişkin 2002 tahminleri de medyanın ekonomisinin, 3 yıl öncesini, yani 1999 yılını bile, tıpkı ülke ekonomisi gibi, ancak 2003'te yakalayabileceğini söylüyor.