kapat
21.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Kırşehir Bölükbaşı'nı seçince, küme düşürüldü

Bölükbaşı, 1950'den itibaren TBMM'de fırtınalar estirmeye başladı. 1953'te ise, MP'nin bileti kesildi; Parti, mahkeme kararıyla kapatıldı. Bölükbaşı ve arkadaşları, bu defa "Cumhuriyetçi Millet Partisi"ni kurdu. CMP, 1954 seçimlerinde 5 milletvekilliği kazandı.
Kırşehirliler, büyük bir oy desteğiyle Bölükbaşı'nı tekrar TBMM'ye gönderdi. DP iktidarı, Bölükbaşı'nın bu zaferi karşısında hiddete kapıldı. Kırşehir ili, duygusal bir karar ve 1954'de çıkarılan bir Kanun'la "ilçe"ye dönüştürüldü.

Osman Bölükbaşı, 1946-1950 arasında İsmet Paşa ile, 1950'den itibaren de Celâl Bayar ve Adnan Menderes'le siyasi kavgaya tutuşmuştu. Bu yüzden, gerek CHP, gerekse DP iktidarları, Bölükbaşı'na adeta göz açtırmıyorlardı.

Savcılık, 1953'te MP hakkında soruşturma açtı. Bu arada, başta Genel Merkez olmak üzere, İstanbul ve İzmir il binaları polis tarafından basılıp, arandı. Parti yöneticilerinin ifadeleri alındı. İş bununla da kalmadı; yöneticilerin evleri dahi aramaya tâbi tutuldu.

Bölükbaşı, o günleri şöyle anlatır:

"1953 yılı Temmuz ayında, Menderes'le TBMM'de söz düellosuna giriştik. Menderes, kürsüden şunları söylüyordu:

- 'Partilerinin başına bir iş gelmezse, seçimlerde buluşuruz.'

Başbakan'ın bu konuşmasına şu karşılıkta bulundum:

- 'Diktatör, kararını verdi.'

Meclis'teki bu çatışmamızın hemen ardından, Ankara Sulh Hukuk Mahkemesi kararı ile Millet Partisi'ni kapattırdılar."

Bu gelişmelerden sonra Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi, MP'ni 27 Ocak 1954 günü "Din” esaslara dayanan ve gayesini saklayan bir cemiyet" olduğu gerekçesiyle, temelli kapattı. Osman Bölükbaşı'nın, din” esaslara dayanan siyaset yapması aslâ söz konusu değildi. Kendisi, kelimenin tam anlamıyla, sözünü esirgemeyen, çağdaş bir politikacıydı. Ama, dilinin ucunda, dokunanı yakan bir iğne vardı.

Osman Bölükbaşı'nın mensubu bulunduğu MP'nin kapatılması, O'nun hiç umurunda değildi. Kendisi, her ortamda ve her zaman doğru bildiği yolda siyaset yapmaya devam edecekti.

O, bitti sanıldığı yerde, yeniden canlanıyordu. Hem daha pervasız, daha cesur ve daha hırslı olarak...

Bölükbaşı'nın seçmeni esaslı bir ceza aldı
Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesi, 8 Temmuz 1953'de, MP'nin geçici olarak kapatılmasına karar verdiğinde; Osman Bölükbaşı, Ahmet Tahtakılıç, Fuat Arna ve Suphi Batur, yeni bir parti kurmak üzere hemen kolları sıvamışlardı.

Seçimler yaklaşıyordu. Bölükbaşı ve arkadaşları, alelacele "Cumhuriyetçi Millet Partisi"ni kurdular.

DP, 2 Mayıs 1954 genel seçimlerinde ezici bir çoğunlukla yeniden iktidara geldi. CHP ise, sadece 31 milletvekili çıkarabilmişti.

CMP, 480 bin dolayında oy alarak, kazandığı beş milletvekilliği ile üçüncü büyük parti oldu. Yine Osman Bölükbaşı'nın başını çektiği Kırşehir listesi birinci sıradaydı.

Ama Kırşehirliler, bunun bedelini ağır ödeyeceklerdi. Bu mücadeleci, çok konuşan politikacıyı ikide bir seçip seçip Meclis'e göndermeleri, DP'lileri çok kızdırmıştı.

Kırşehir, 30 Haziran 1954'te "il" olmaktan çıkarılıp, "ilçe" yapıldı.

Bu karar, Bölükbaşı'nı çileden çıkarmıştı. Hedef aldığı kişilerin başında, artık Bayar değil, Başbakan Adnan Menderes vardı.

Bölükbaşı, tek başına bir parti gibiydi
Osman Bölükbaşı, MP'de de, CMP'de de parlayan bir "yıldız"dı, ama genel başkan değildi. Oysa bu iki partiyi de, tek başına sırtlayıp götüren kendisiydi. Bölükbaşı ve Kırşehir olmasa, ne MP tek milletvekili çıkarabilirdi, ne de CMP... Evet, Bölükbaşı, tek başına bir parti gibiydi.

Öyleyse, neden genel başkan değildi? CMP'nin, 1954 yılında Ankara/Ulus'taki Yeni Sinema'da yapılan Büyük Kongresi'nde, partililerin sevgilisi haline gelen Genel Başkan Ahmet Tahtakılıç'ın karşısına rakip olarak çıktı ve seçimi kazandı.

Osman Bölükbaşı, artık "Genel Başkan" olmuştu. Genel Başkanlığı süresince, zaman zaman bu görevinden istifaya kalkışacak, ama partililerin gözyaşlarına dayanamayıp, tekrar bu göreve dönecekti.

DP'nin kuruluşundan iktidara gelişine kadar, 4 yıl boyunca daha çok İsmet Paşa'yı hedef alan, zaman zaman da Celâl Bayar'la takışan Osman Bölükbaşı, özellikle 1954'den itibaren DP'ye karşı amansız bir mücadele başlattı. Bunda, bilhassa Kırşehir'in ilçe yapılıp, Nevşehir'e bağlanması vardı.

1955 yılının yaz sıcağında, Kırşehir'de bir tarla bulup, miting alanına çevirmiş, kaymakamın bütün engellemelerine rağmen, bir traktörün üzerine fırlamış, bağırıyordu:

"Mağrur olma Menderes! Senden büyük Allah var, senden büyük millet var!"

Tabii, bütün Kırşehirliler oradaydı ve Bölükbaşı'nı çılgınca alkışlıyorlardı.

Bölükbaşı, yine o günlerde, Ana Muhalefet Partisi olan CHP'nin lideri İsmet Paşa ile görüşürken, aralarında şöyle bir diyalog geçiyordu:

- "Bölükbaşı, vaktiyle benim için söylediklerin mi daha sertti, yoksa şimdikiler mi?"

- "Paşam, sizin devriniz de balla yutulur gibi değildi. Ama iktidar, sizin kılıcınızın hakkı idi. Bugünküler ise, 'Hürriyet' diye işbaşına geldiler. Bu sebeple, onlar hakkında daha sert konuştum."

Bir zamanlar DP Milletvekilliği de yapan ünlü gazeteci-yazar merhum Cihad Baban ise, Bölükbaşı'nın o yıllarını şöyle anlatıyordu:

"Bölükbaşı, 1950 ile 1960 arasında, Menderes için bir kâbus oldu. Menderes'in herhangi bir rakibi kürsüye çıktığı zaman, aşağıdan bağıran, konuşmacıyı susturmak isteyen DP'liler, Bölükbaşı söz alınca, işi şakaya vururlardı. Yani, tek başına Bölükbaşı, DP Grubu'nu korkuturdu. Aşağıdan lâf atana, öyle bir karşılık verirdi ki; o zat, o sözün altında ömrü boyunca kalırdı. İyisi mi, hazretin gözüne hiç gözükmemekti."

DP milletvekillerinden Murat åli Ülgen, bir tartışma sırasında Bölükbaşı'na, "Erkeksen gel!" diye lâf atmıştı. Bölükbaşı, Ülgen'e şu karşılıkta bulunuyordu: "Erkekliğimin zekâtını versem, sen bile erkek olursun."

Osman Bölükbaşı, Murat åli Ülgen'le ilgili bir başka anısını şöyle anlatır:

"Murat åli, bana hep 'üstâd' derdi. Türk Ceza Kanunu değişikliği görüşülürken, duramadı, bana lâf attı. Ben de, ona 'Sen de mi Brütüs?' dedim. Murat åli, 'Aynen iade ediyorum. Ağzını topla.' karşılığında bulundu. Söylediğimin, ne anlama geldiğini bilmiyordu. Sezar'ın sözünü, kötü anlama gelen bir cümle zannetmiş olacak ki; böyle bir tepki gösterdi."

Bölükbaşı ile DP'liler arasında sık sık cereyan eden tartışmalardan biri, 12 Haziran 1957'de Meclis'te yaşandı. 1954 yılında Kırşehir'i Nevşehir'e bağlayan DP'liler, 1957 seçimlerine giderken, bu eski şehri yeniden "il" yapmak istiyorlardı.

Yasa Tasarısı'nın maddeleri görüşüldükten sonra, Bölükbaşı söz alıp kürsüye çıktı. Onu, İçişleri Bakanı Dr. Namık Gedik'in konuşması izledi. Bölükbaşı, sert bir konuşma yapmış, İçişleri Bakanı'ndan da aynı tonda cevap almıştı.

Meclis koridorunda yumruklaşma
CMP lideri Bölükbaşı, tekrar söz isteyip, konuşmak istedi. Ama, Meclis Başkanı söz vermedi. Ortalık bir anda karıştı. Sonuçta, Bölükbaşı'nın üç celse için, Meclis'ten çıkarılmasına karar verildi.

Tartışmalar, bu kez koridora taşmıştı. Bölükbaşı'nın karşısına, DP'nin iri cüsseli Balıkesir Milletvekili Ahmet Kocabıyıkoğlu dikildi. Bir anda yumruklaşma başladı. Kocabıyıkoğlu'nun sağlığı, kavga ve gürültüye müsait değildi. Bir keresinde CHP'li Sırrı Atalay'ı kucakladığı gibi kürsüden aşağıya indirmiş, fakat beş dakika sonra fenalaşıp, kriz geçirmişti. Yani Kocabıyıkoğlu, sağlık riskine rağmen, Osman Bölükbaşı'yla kavgaya tutuşuyordu.

TBMM'nin İdare Amirliği, olay gecesi bir tutanak düzenledi. Bölükbaşı hakkında, "Meclis'in manev” şahsiyetini tahkir" ettiği iddiasıyla soruşturma başlatıldı.

24 Haziran 1957 Pazartesi günü, TBMM Genel Kurulu'nda, Osman Bölükbaşı'nın milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılması müzakere edildi. Görüşmeler sırasında, İnönü ve bazı CHP'liler, Bölükbaşı'nı savundular. DP'liler ise, karşı görüş bildirdiler.

Söz sırası Bölükbaşı'na gelmişti. CMP lideri, tam üç saat konuştu. Bu sırada, Adalet Bakanı Hüseyin Avni Göktürk'ü sözleriyle epey hırpaladı. Kürsüye yakın bir sırada oturan DP'li Samet Ağaoğlu, Bölükbaşı'na lâf atıyordu. Bölükbaşı da, bunu fırsat bilip, Samet Ağaoğlu'nun mâzideki bir tutukluluk olayını gündeme getirdi. Ardından da, şunları söyledi: "Sel gider, kum kalır."

TBMM, oy çokluğuyla Bölükbaşı'nın dokunulmazlığını kaldırdı. Bu arada, CHP lideri İnönü, Meclis'teki CMP Grup Odası'na gelip, Bölükbaşı'na, "Geçmiş olsun" dedi. Bölükbaşı ise, İsmet Paşa'ya şu karşılıkta bulundu: "Paşam, dikkatli olun, sıra sizde."

Dokunulmazlığı kaldırılan Bölükbaşı, her an tutuklanmayı bekliyordu. Bunun ilk işareti, Adliye'den bir yazıyla geldi. Ankara Sorgu Yargıçlığı, kendisini 2 Temmuz 1957 Salı günü ifadeye çağırıyordu. Bölükbaşı, çok sevindi. Çünkü, 1 Temmuz Pazartesi günü Kırşehir'in tekrar il olması nedeniyle bir tören yapılacak, kendisi de bu törene katılma imkânını bulabilecekti.

CMP lideri, memleketi Kırşehir'e gitti. Dr. Namık Gedik ve Celâl Yardımcı'nın da aralarında bulunduğu DP'li birçok bakan, törene katılmak amacıyla Kırşehir'e ulaşmıştı. Fakat Kırşehirliler, bakanlara ilgi göstermiyor, Bölükbaşı'nı ise, omuzlarda taşıyordu.

Kırşehir'deki şenlik, siyas” gövde gösterisine dönüşmüştü. Polis, halkın üzerine yürüdü. Kırşehir Emniyet Müdürü, Osman Bölükbaşı'nın yakasına yapışıp, zorla ekip arabasına bindirmeye çalıştı. Bölükbaşı kükredi: "Çek elini, çek! Sen, bir milletvekilinin yakasını nasıl tutarsın? Sonra, milletin intikamı, göğün yere çökmesi gibi, başına çöker."

Kırşehir meydanında DP-CMP kavgası
BölükbaŞI'nIn bu sözlerini işiten halk, bir anda Emniyet Müdürü'nün üzerine yürüdü. Tekme tokat, birbirine karıştı. Emniyet Müdürü, "Ben de bu memleketin evlâdıyım." diye bağırıyordu. Bu üzücü olayı gören Bölükbaşı, derhal müdahalede bulundu ve Emniyet Müdürü'nü tartaklanmaktan kurtardı.

Ankara Adliyesi, 2 Temmuz 1957'de tarih” günlerinden birini daha yaşıyordu. CMP lideri Osman Bölükbaşı, hâkim huzuruna çıkmış, polis de, adliye binasında çok sıkı önlem almıştı. Sorgu yargıcının odasından çıkan Bölükbaşı, çok heyecanlıydı.

CMP lideri, daha sonra 3. Asliye Ceza Yargıcı'nın kapısına geldi. Yargıç, kapıyı içerden kilitlemişti. Bölükbaşı, mahkeme kapısında bağırmaya başladı: "Cereyan eden hadiseler karşısında, siz de anlayışlı olunuz." İşte o sırada odanın kapısı açıldı, 3. Asliye Ceza Yargıcı ådil Güneşoğlu başını dışarı uzatıp, Bölükbaşı'na şu karşılıkta bulundu: "Peygamber öldü, ümmeti yaşıyor, Atatürk öldü, milleti yaşıyor. Bölükbaşı tevkif edilse, ne olur?"

Yargıç Güneşoğlu, sonra kapıyı sert bir şekilde kapadı.

Bölükbaşı'na, Ankara Cezaevi 'Hilton Koğuşu'nun yolu görünmüştü.

Osman Bölükbaşı'ndan Veciz Sözler
Bölükbaşı'na, bir Avrupa seyahatinde sorarlar: "Atalarınızın, Viyana kapılarında ne işi vardı?" Bölükbaşı, şu cevabı verir: "Haçlı Seferleri'ni, iade-i ziyaret."

Köpekten dost olmaz, dostunu ve düşmanını aslandan seçmelisin.

Meşruiyetin karşısına çıkmak, iktidarların imtiyazı değildir.

"Kezzap Gibi Adamsınız, Paşam!"
Muhalefet partileri, 1955 yılının yaz aylarında, yerel seçimlere katılıp katılmamayı tartışıyorlardı. Cumhuriyetçi Millet Partisi seçimlere girmemeye karar vermişti.

Osman Bölükbaşı, CHP'nin bu konudaki düşüncelerini öğrenmek istedi. Öyle kimsenin ayağına gitmez, toplantılara katılmaz, nazlı davranırdı ama, nasıl olduysa İsmet Paşa'yla görüşmek istedi, randevu aldı ve 31 Temmuz günü İstanbul Taşlık'taki evde kendisini ziyarete gitti. Kimse görmesin diye garaj kapısından eve giren Bölükbaşı, o gece saatlerce konuştu. İsmet Paşa ise, sadece dinledi. Ama konuğunun merakını da giderdi. CHP de seçimlere katılmayacaktı.

Taşlık görüşmesine tanık olan İnönü'nün damadı gazeteci Metin Toker, "İsmet Paşa'yla 10 Yıl" adlı eserinde, o geceyi şöyle anlatıyor:

"...Nefis bir geceydi. Boğaziçi ve taa Adalar'a kadar Marmara gözlerin önünde uzanıyordu. Kurban Bayramı olduğundan şehir yer yer aydınlatılmıştı. Deniz pırıl pırıl parlıyordu. Bölükbaşı terasta beni görünce İsmet Paşa'ya;

- 'Aman Paşam, sakın Damat Bey, benim buraya geldiğimi yazmasın.' dedi.

İsmet Paşa yarı şaka, yarı ciddi sordu:

- 'Neden canım? Ne var bunda?'

CMP'nin, vaktiyle DP liderlerini, İsmet Paşa ile muvazaa halinde olmakla suçlamış Genel Başkanı adeta dehşetle;

- 'Olur mu Paşam? Sonra herkes, Osman Bölükbaşı'yı İsmet Paşa idare ediyor der.' dedi.

İsmet Paşa güldü:

- 'Onun kolayı var. Sen dersin ki, İsmet Paşa'yı ben idare ediyorum, biter.'

Osman Bölükbaşı, 'alay mı ediyorsun' gibilerden İsmet Paşa'nın yüzüne baktı:

- 'Kim inanır ona? Siz, kezzap gibi adamsınız Paşam. Size dayanılır mı?'

YARIN
* Bölükbaşı, yargılanmayı beklerken, Adliye binasını ansızın niçin terketti

* Cezaevi'ndeyken, kızı Hürriyet'in dünyaya geldiğini işitince, arkadaşlarına ne dedi

* Cezaevinin "Hilton" koğuşunda, üzerinde pijamalar olduğu halde, ne yemini yaptı

Hulusi TURGUT



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır