kapat
20.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Tehditler savuramazsınız!

İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri'nin vergi gelirlerinden aldıkları payın bir bölümü diğer illere verilecek ya; Ali Müfit Gürtuna tehdide başladı: "İstanbullular hazır olsun zam yağmuru kapıda! Hizmetler duracak!"

Yani; İETT'ye, metroya, fakir halkın kapısında sıraya girdiği Halk Ekmek'e zam yapılacak.. Çöpler toplanmayacak, sular akmayacak.. Belediye personeli maaş alamayacak... Haliç'in temizliği yarım kalacak... Hazine garantisi ile alınan dış yardımlar ödenemeyeceği için belediyeye haciz yağacak... Kısacası 15 milyon İstanbullu mahvolacak...

Öyle mi?

Yakışmadı Ali Müfit Gürtuna... Bir belediye başkanı olarak tehditler savuramazsınız... "Madem öyle, işte böyle" diyemezsiniz... Siz Ankara'ya kızıp İstanbullular'ı ezemezsiniz...

Kaldı ki söyler misiniz; Büyükşehir Belediyesi olarak İstanbul'un neresinden çöp topluyorsunuz? Hangi meydanından, hangi caddesinden çöp alıyorsunuz.. "Ana arterler, meydanlar 3030 sayılı yasa gereği benim" diyorsunuz, sonra da burada hizmet götürmüyorsunuz... Ama iş paraya geldi mi, "Çöpler toplanmaz" diye gürlüyorsunuz...

İETT'nin bilet fiyatına minibüsler de, dolmuşlar da yolcu taşıyor... Hatta bazı hatlarda halk otobüsleri siz izin verseniz düşük fiyatla yolcu taşıyacaklarını açıklıyor... Ama onlar kâr ederken İETT zarar ediyor... Çünkü İETT, mensubu olduğunuz siyasi görüş tarafından insan deposu olarak görülüyor.. Hatta arka bahçe gibi belleniyor...

Gelelim bir başka gerçeğe; İstanbul'dan, Ankara'dan, İzmit'ten kesilen para diğer kentler arasında bölüştürülecek... Aslında o kentlere yıllardır yenilen hakları teslim edilecek...

Haksızsınız Gürtuna...

İşgal ettiğiniz o koltuk tehdit etmeyi değil, halkla omuz omuza verip mücadele etmeyi emreder...

Bizi soyuyorlar!
Rakamlara baktıkça deli olacağım.. Bir devlet milletini böylesine açık açık nasıl soyar?

Normal benzinin rafineri çıkış fiyatı 197 bin 774 lira.. Bunun üzerine 712 bin 500 lira Akaryakıt Tüketim Vergisi bindiriliyor... Yetmiyor 124 bin 506 lira dağıtım şirketi ve bayi karı ekleniyor... Doymuyorlar; bu rakamların üzerine 8 bin 809 lira deniz ve kara navlunu koyuyorlar... Böylece 1 litre benzinin fiyatını 1 milyon 43 bin 472 liraya çıkarıyorlar... Ama bununla da kalmıyorlar; 1 milyon 43 bin 472 liraya, yüzde 18 KDV geçiriyorlar... Sonuçta rafineriden 197 bin 744 liraya çıkan bir litre normal benzini bize 1 milyon 231 bin liraya satıyorlar...

Söyleyin şimdi; bu soygun değil mi?

İstanbul'un amblemi!
Hıncal Uluç, İstanbul'un minareli amblemini beğenmeyip eleştirdi ya; medyada tartışma başladı:

"Bu amblem değişsin mi, değişmesin mi?"

İstanbul'un hali meydanda... Bu kent, tarihinde hiçbir dönem bu kadar bakımsız kalmamış... Ama bizim medyanın kalemleri ambleme takılmış...

Ve Hıncal Ustam kusura bakmasın... Bana göre İstanbul'un amblemini yazarken kendi ayıbını anlatmış

Neden mi?

Hıncal Uluç gibi yılların gazetecisi olacaksın... Futbolun, mankenin, müziğin, yemeğin en iyisini sen bileceksin... Bu birikiminle köşenden herkese akıl vereceksin ve sonra da İstanbul'un resmi amblemini Vali Erol Çakır'ın gönderdiği mektubun köşesinde göreceksin...

Ardından da kalkıp, "Yahu bu ne iğrenç, bu ne ilkel amblem.. Vali Bey sen bu amblemi nasıl kabullenirsin" benzeri yazıyı döşeneceksin...

***
Bu amblemin nesi kötü anlayamadım...

Camileri tasvir eden göğe doğru yükselmiş minareler ve kubbeler mi?

Minarelerin altında yer alan ve Suriçi'ndeki 7 tepeyi simgeleyen 7 üçgen mi?

Yoksa Anadolu ve Rumeli Hisarı ile surları tasvir eden amblemi iki yandan saran kollar mı?

Hıncal Ustam bu amblemin nesini beğenmedi? Nesini içine sindiremedi?

Veya bu ambleme karşın nasıl bir amblem düşledi?

Fıkra

Rumlara yardım!
Rum tarafında prezervatif fabrikası deposuyla birlikte yanar... Bir panik ki sormayın... Rum Yönetimi Lideri Klerides, telefonla Denktaş'ı arar, "Bak! Bütün anlaşmazlıklarımızı bir anlığına unut... Çok ciddi bir problemimiz var.. Yardım edebilir misin?" diye sorar... Denktaş yufka yürekli ne de olsa! "Tabii. Nedir istediğin?" diye sorar...

Klerides derdini anlatır:

"Ülkemizdeki bütün prezervatifler kebap! Turizm mevsimini geçirecek kadar 3-4 bin prezervatife ihtiyaç var.. Sizinkilerden verebilir misiniz?"

Denktaş, "Ayıp ettin!" diye yanıtlar Klerides'i...

"Ama bir şartımız var" diye ekler Klerides:

"Prezervatifler 25 santim uzunluğunda ve mavi beyaz olacak!"

"Hiç problem değil" der Denktaş.. Ve Sağlık Bakanı'nı arayarak direktif verir:

"Rumlar bizden 4 bin adet prezervatif istedi.. Bu prezervatiflerin mavi beyaz ve 25 santim uzunluğunda olması lazım.. Prezervatifleri hemen hazırlayın.. Ve üzerine (Made in K.K.T.C. medium Size ) yazın..."

Hay ağzını ÖPEYİM!
Krizlerin sorumlusu bankacılık sektörü değil, devlette yanlış yönetim.. Bankalar kendi hataları yüzünden değil, devletin yüzünden battı... (Koçbank Yönetim Kurulu Başkanı Burhan Karaçam)

Kırnızı kart
Başka Lara'ların ihtihar etmemesi için Üsküdar Amerikan Lisesi'nde sadece 2 saat inceleme yapan Milli Eğitim müfettişlerine...

Halkın sütunu

Unutulduk!
Kaynaşlı'da prefabrike binada oturan depremzedeleriz... Aradan onca zaman geçti ama çaresizliğimiz son bulmadı. Devlet bizi resmen unuttu. Kaderimizle baş başa kaldık. Bu kış yaşadıklarımızı önümüzdeki kış yaşamak istemiyoruz. Artık dayanacak gücümüz kalmadı. Devlet bizi bu sefaletten kurtarmalı... Ankara'dakiler prefabrikede bir gece kalırlarsa yaşadıklarımı anlarlar. Ali Ceber

Güzide'yi televolelerde izliyorum... Dolayısıyla çok iyi tanıyorum.. Recai Kutan

DOĞRU SÖZ
Gerçeği söylemenin tek yolu sevgiyle söylemektir...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır