İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri'nin vergi gelirlerinden aldıkları payın bir bölümü diğer illere verilecek ya; Ali Müfit Gürtuna tehdide başladı: "İstanbullular hazır olsun zam yağmuru kapıda! Hizmetler duracak!"
Yani; İETT'ye, metroya, fakir halkın kapısında sıraya girdiği Halk Ekmek'e zam yapılacak.. Çöpler toplanmayacak, sular akmayacak.. Belediye personeli maaş alamayacak... Haliç'in temizliği yarım kalacak... Hazine garantisi ile alınan dış yardımlar ödenemeyeceği için belediyeye haciz yağacak... Kısacası 15 milyon İstanbullu mahvolacak...
Öyle mi?
Yakışmadı Ali Müfit Gürtuna... Bir belediye başkanı olarak tehditler savuramazsınız... "Madem öyle, işte böyle" diyemezsiniz... Siz Ankara'ya kızıp İstanbullular'ı ezemezsiniz...
Kaldı ki söyler misiniz; Büyükşehir Belediyesi olarak İstanbul'un neresinden çöp topluyorsunuz? Hangi meydanından, hangi caddesinden çöp alıyorsunuz.. "Ana arterler, meydanlar 3030 sayılı yasa gereği benim" diyorsunuz, sonra da burada hizmet götürmüyorsunuz... Ama iş paraya geldi mi, "Çöpler toplanmaz" diye gürlüyorsunuz...
İETT'nin bilet fiyatına minibüsler de, dolmuşlar da yolcu taşıyor... Hatta bazı hatlarda halk otobüsleri siz izin verseniz düşük fiyatla yolcu taşıyacaklarını açıklıyor... Ama onlar kâr ederken İETT zarar ediyor... Çünkü İETT, mensubu olduğunuz siyasi görüş tarafından insan deposu olarak görülüyor.. Hatta arka bahçe gibi belleniyor...
Gelelim bir başka gerçeğe; İstanbul'dan, Ankara'dan, İzmit'ten kesilen para diğer kentler arasında bölüştürülecek... Aslında o kentlere yıllardır yenilen hakları teslim edilecek...
Haksızsınız Gürtuna...
İşgal ettiğiniz o koltuk tehdit etmeyi değil, halkla omuz omuza verip mücadele etmeyi emreder...
Hıncal Uluç, İstanbul'un minareli amblemini beğenmeyip eleştirdi ya; medyada tartışma başladı:
"Bu amblem değişsin mi, değişmesin mi?"
İstanbul'un hali meydanda... Bu kent, tarihinde hiçbir dönem bu kadar bakımsız kalmamış... Ama bizim medyanın kalemleri ambleme takılmış...
Ve Hıncal Ustam kusura bakmasın... Bana göre İstanbul'un amblemini yazarken kendi ayıbını anlatmış
Neden mi?
Hıncal Uluç gibi yılların gazetecisi olacaksın... Futbolun, mankenin, müziğin, yemeğin en iyisini sen bileceksin... Bu birikiminle köşenden herkese akıl vereceksin ve sonra da İstanbul'un resmi amblemini Vali Erol Çakır'ın gönderdiği mektubun köşesinde göreceksin...
Ardından da kalkıp, "Yahu bu ne iğrenç, bu ne ilkel amblem.. Vali Bey sen bu amblemi nasıl kabullenirsin" benzeri yazıyı döşeneceksin...