Adamın biri, çakmak çakmak olmuş gözleri ve 40'a çıkmış ateşiyle Bağdat Caddesi'nde, tasmasından tuttuğu, ağzından alevler fışkıran bir Çin ejderhası gezdiriyormuş.
Ağzından alevler fışkıran ejderha, mağazalardan içeri girmek istedikçe, bir yandan adam tasmanın kayışına asılıyor, öte yandan ejderha tasmanın kayışını kendine doğru zorluyormuş.
Sonunda usanmış adam:
- Hey buraya bak, ejderha mısın, nesin, demiş; eğer doğru dürüst yürümezsen, şimdi iki asprin alırım, ne ejderha kalır ne mejderha...
Bizim megalomanyak demagoglara da kimse aspirin falan vermesin; varsın gezdire dursunlar ortalıkta, yelelerinden tuttukları arslanlarını...
Yine adamın biri, bir terziye bir pantolon ısmarlamış. Pantolonunu almaya gittiğinde, bir de bakmış ki, pantolonun sadece bir paçası var.
- Ulan, demiş, bu ne biçim pantolon; hani bunun ikinci paçası?
Terzi:
- Afedersiniz, demiş, pantolonunuz iki paçalı olsun diye uyarmadınız ki beni..
Başkan Bush tipi dünyaya çuval diken terziler ise daha da tuhaf.
Bizim siyasetçiler, ne kadar Türkiye için dikilmesini rica ettikleri özel pantolonun bir paçasının stratejik, bir paçasının ekonomik olması konusunda kendilerini uyarsalar da; sonunda hep iki ayaklarını bir tek paçanın içine sokmuş olarak dönüyorlar geri.
ABD'nin üst düzey terzileri, bir türlü yapmıyorlar ikinci ekonomik paçayı..
Hiç Türkçe bilmeyen Kuzey Iraklı bir Kürt, Türkiye'deki parti genel kongrelerinden birine girmiş dinleyici olarak...
Hatipler, ellerini kollarını öne doğru uzata uzata kürsüden konuşurlarken, Kürt kahkahadan kırılıyor, iki büklüm oluyormuş.
Dinleyicilerden biri:
- Kuzum niye öyle gülüyorsun, demiş; komik hiç bir şey görmüyorum ben...
Iraklı Kürt:
- Çünkü sen ne dediğini anlıyorsun, demiş; ben anlamadığım için sadece el kol hareketlerine bakıyorum...
Öteki dinleyici:
- Yok, demiş, ne dediklerini biz de anlamıyoruz. Tam tersine, belki anlasaydık gülerdik...
Parti başkanlarından biri, parti genel merkezinin çevresine beşer metre arayla küçük parti bayrakları dikiyormuş.
Partililerden biri:
- Afedersiniz Sayın Başkan, demiş; neden dikiyorsunuz bu küçük bayrakları?
- Parti merkezine gergedanların girmesini engellemek için...
- Ne?.. Gergedanların mı?.. Ama buralara gergedan gelmez ki...
- Tabii gelmez, nasıl gelebilir; o kadar bayrağı boşuna mı diktik?
Partili:
- Sayın Başkanım, demiş; gergedanlar için aldığınız şu önlemi, keşke bir de eşekler için alsaydınız...
- Yoo, o olmaz işte...
- Neden?
- Partinin kapısına kilit vurmak gerekir o zaman...
Adamın biri, Galata Kulesi'nin tepesinden yere düşüp ölmüş. Öldüğünde hiç saçı yokmuş kafasında...
Bir iki saat sonra başlamış saçları da, kulenin tepesinden yere düşmeye...
Çünkü adam saç dökülmesini geciktiren özel bir losyon kullanıyormuş.
Söylentilere göre şimdi bazı şirketlerin uzmanları, o özel losyonu arıyorlarmış, borsadaki hızlı düşmeleri engellemek için..