kapat
20.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Ekonomiye 10 katrilyon dopingi

Bugünlerde ekonomi çevrelerinin bütün dikkatleri Çankaya'ya çevrili. Cumhurbaşkanı'nın bankacılık sektörünün sermayesini güçlendirecek yasayı onaylaması dört gözle bekleniyor. Çünkü ekonomin ayağa kalkması bu yasanın yürürlüğe girmesine bağlı. Hem bankaların sermayeleri güçlendirilerek reel sektöre kredi açması, hem de IMF'nin yeni stand-by anlaşmasını onaylaması ve bunun ardından 14.5 milyar dolarlık krediyi vermesi sağlanarak ekonominin canlanması mümkün kılınacak. Bu nedenledir ki, niyet mektubunun imzalanıp verilmesine ve üzerinde anlaşma sağlanmasına karşılık IMF İcra Kurulu, onaylama işini şubat ayının başlarına sarkıttı.

Onayın ardından sağlanacak dış kredi ile Hazine'nin finansman durumu önemli ölçüde rahatlayacak. Hazine rakamları ile devletin finansman durumu yanda veriliyor. Dış borçlanma sayesinde Hazine iç borçlanma oranını azaltacak. Hazine 2002 yılında piyasalara 73.9 katrilyon iç borç geri öderken piyasalardan 63.6 katrilyon lira borçlanacak. Hazine ödediği borcun yüzde 85'i düzeyinde yeni borçlanmaya gidecek. 10.3 katrilyon ise piyasalara bırakılacak.

Hazine'nin iç borçlanmasının azaltması uluslararası kuruluşlardan yapacağı borçlanma ve bütçede verilecek faiz dışı fazladan sağlanacak.

* Para nereye gidecek?- Piyasaya kalacak 10.3 katrilyon liranın nereye gideceği önemli. Sıradan bir para değil. Bir devalüasyon beklenmediği için dövize gitmesi, sınırlama olduğu ve sermayeyi gerektireceği için gayrimenkule yönelmesi zor. Doğal olarak bu para banka sahiplerinin parası da değil. O nedenle bankanın sermayesini artırmasında da kullanılamaz. Bankalar bu parayı ya reel sektöre kredi olarak verecek ya da Merkez Bankası'na satacak.

Ekonominin canlanma dozu kullanılacak kredi miktarı üzerinde belirleyici olurken, kredilerin artması da canlanmayı uyarabilecek. Dolayısıyla bankalar Merkez Bankası'nın interbankta verdiği faiz oranı ile kredi faizleri arasında tercihlerini yapacak. Ancak muhtemeldir ki, iç borçlanmadan dönecek bu para hem Merkez Bankası'na satılacak hem de reel sektöre kredi olarak kullandırılacak.

* Vade uzayacak- Türk Lirası likiditesinin bollaşacağı böyle bir dönemde, beklentilerin olumlu olması, verilen reel faizin üretim kesiminde kazanılmasının zorluğu gibi nedenlerle Hazine'nin borçlanması kolaylaşacak. Hazine önümüzdeki hafta 2 yıllık borçlanmaya çıkıyor. Bunun bir özelliği üç ayda bir faiz ödemeli olması. Bu ihale Hazine'nin son zamanlarda deneyeceği en uzun vade. Dolayısıyla bu dönemde koşulların olumlu olmasını Hazine faiz düşürme yönünde değil vade uzatma yönünde kullanacak. Böylece sürdürülebilir bir faiz seviyesi amaçlanacak. Buradan faizlerin düşüşünün enflasyon düşüşüne bağlı olacağı, kademeli bir şekilde gerçekleşeceği tahmin edilebilir. Geride bıraktığımız iki üç aylık sürede yakalanan yüzde 30-40 seviyesindeki çok yüksek reel faizler önümüzdeki dönemde belki elde edilemeyecek, ancak makul reel kazançlar sağlanabilecek.

Faiz trenine binmek için hâlâ zaman ve fırsat var.

* Sonuç- "Her gün eşek ölmez ki, dokuz köfte bir akçeye olsun" Türk Atasözü

Faiz treni henüz kaçmadı
Kurun düşüşe geçtiği, faizlerin bir ölçüde gevşediği ve borsanın canlandığı bir dönemi yaşadık. Bono faizi yüzde 96'dan 70'e düştü. Borsa 17 Eylül'de 6.882'den yüzde 119 artışla 8 Ocak'ta 15.071'e çıktı. Dolar kuru 5 Ekim'de 1 milyon 678 bin liradan yüzde 20 gerilemeyle 1 milyon 347 bin liraya indi. Borsa bu aralar kâr realizasyonuna gidiyor. Dolarda ileriye yönelik bir kazanç beklentisi yok.

Kurların gerilemesi ekim ayından itibaren devalüasyon sürecinin tamamlandığını gösteriyor. Her devalüasyon sonrasında olduğu gibi, 2001 devalüasyonunun ardından "dövizi sat liraya yat" taktiği en yüksek kazancı sağlamış durumda. Harekete ilk geçenler yüzde 40'lara varan reel kazanç elde etti.

* 10 Ekim'de çıkan bonolar 9 Ocak'ta itfa edildi. Dolarını satıp bu bonolardan alanların reel kazancı yüzde 38.6'ya vardı.

* 24 Ekim'de satılan 23 Ocak'ta vadesi dolacak bonoların reel getirisi, çarşamba günü kurun 1 milyon 350 lira olması öngörüsüyle yüzde 36 olarak gerçekleşecek.

* 12 Eylül'de ihraç 26 Aralık'ta itfa edilen bonaların reel kazancı yüzde 29.9'u buldu.

* 5 Eylül'de ihraç, 26 Aralık'ta itfa edilen bonoların getirisi yüzde 18 düzeyinde.

* 8 Ağustos'ta ihraç 9 Ocak'ta itfa edilen bonaların gerçek kazancı yüzde 29'u buldu.

* 14 Kasım'da ihraç edilen ve 13 Şubat'ta vadesi dolacak bonolar, 1.400 bin dolar kuruyla yüzde 26 getiri sağlıyor.

Yüksek kazançlar elde edilmesinde yeniden kriz öncesine döndük gibi. Bu kazançlar doları bozdurup faize geçmeyi teşvik ediyor. Bundan sonra faize yatırım yapacakları reel bir kazanç bekliyor ancak geçmiş 2-3 ayın kazançlarının yakalanması zor. Tıpkı 1994 devalüasyonun ardından yüzde 406 yıllık bileşik faizli bonoların kazandırması gibi. Burada kazançların azalarak devam etmesi beklenebilir. Faize yatırım hâlâ reel bir kazanç vadediyor.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır