|
|
 |
300 hastayı resmen ölüme sürüklediler
A.Ü. Radyasyon Onkolojisi Kliniği'ndeki 300'e yakın kanser hastası, 'eksik ışın tedavisi' sonucu öldü. Arena'nın elde ettiği bilgilere göre, yetkisiz kişilere emanet edilen ışın cihazının kontrolleri zamanında yapılmadığı için hastalara eksik doz verildi
Sağlık sistemimizdeki bozukluk bu kez kendini çözümlerin beklendiği başkent Ankara'da gösterdi. Üstelik tıp tarihinde görülmemiş bir skandalla... Yapılan tıbbi hatanın mağduru yüzlerce kişi. İhmalin bilançosu ise ağır: Hatalı ölçüm yapılan cihazlarla ışın tedavisi gören yüzlerce kanser hastasının, eksik doz verilmesi sonucu ölüme sürüklendiği öne sürüldü.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Kliniği'nde tedavi gören 300'e yakın hastanın 'eksik ışın tedavisi' sonucu ölüme sürüklendiği iddiaları 5 bilimadamının hazırladığı bir tutanakla yetkililere ulaştırıldı. Ancak 2 yıldır süren soruşturma hala sonuçlanmadı. Arena'nın elde ettiği belgelere göre yetkisiz kişilere emanet edilen ışın cihazının kontrolleri zamanında yapılmadığı için hastalara eksik doz verildiği belirlendi.
YÖK İKİ YILDIR SORUŞTURUYOR
Bu ölümcül hata, klinik doktorlarının kanser hastalarının tedaviye cevap vermemelerinden kuşkulanarak yaptıkları araştırma sonucu ortaya çıktı. 5 bilimadamı, skandalı bir tutanakla tespit edip soruşturma açılması için yetkililere başvurdu.
Üniversitelerdeki olayları soruşturma yetkisini elinde bulunduran Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK), olaya el koyarak en üst düzeyde soruşturma başlattı. Arena'nın elde ettiği rapora göre kanser tedavisinde kullanılan radyoterapi cihazındaki yanlış ölçümler, yüzlerce hastanın ölüme sürüklenmesine neden oldu. Tıp fakültesinde bulunan ve kanser tedavisinde kullanımı önemli bir araç olan 'ATC COBALT 60' cihazı Atom Enerjisi Kurumu Başkanlığı'nın çok sayıda uyarısına rağmen ruhsatsız olarak kullanılmış ve cihazın ölçüm sorumluluğu da yetkisiz kişilere verilmiş.
TUTANAKTAKİ GERÇEKLER
Klinikte görevli 5 bilimadamının hazırladığı rapora göre ışın tedavisinde kullanılan cihazın radyasyon kaynağı 1999 yılının Haziran ayında değiştirildi. Ve hemen ardından da doz ölçümleri yapıldı. Bu ölçümlerde yapılacak yüzde 1'lik bir hatanın bile hayati önemi olmasına rağmen, o dönemde fizik mühendisliğinde öğrenci olan Tuğba Atakul'a emanet edildi. Atakul her ay yenilenmesi gereken kontrolleri de ihmal etti. Buna sorumlu fizik mühendisi de eklenince yaklaşık 200 hasta eksik ışın tedavisi gördü.
Hastalar iyileşmeyi umarken, tedavi dahi olamadılar. 2.5 ay sonra yaptığı ölçümlerde hatayı farkeden Atakul, durumu doktorlara bildirmek yerine, hasta dosyalarında tahrifat yapmaya yöneldi. Dosyalardaki tedavi dozlarını yükselten Atakul, 100 kanser hastasının 1 ay boyunca yanlış tedavi olmasına yol açtı. Ta ki klinikteki doktorlar kanser hastalarının tedaviye yanıt vermediklerini görene kadar...
Doç. Dr. Meltem Serin, Doçent Meltem Nalça, Doç.Dr. Cengiz Kurtman, Uzman Doktor Sevgi Kurtulmaz ve Uzman Dr. Binnaz Çelebioğlu hastaların tedaviye cevap vermemeleri üzerine durumu bir tutanakla yetkililere bildirdi. Olayı tüm çıplaklığıyla ortaya koyan tutanakta, 300'e yakın kanser hastasının telafi edilemeyecek ölçüde zarar gördüğü belirtildi.
300 HASTA ZARAR GÖRDÜ
YÖK Denetleme Kurulu'nca soruşturma başlatılan olay, hastane yönetimince hasıraltı edilmeye çalışıldı. Hatta fakültenin dekanı Prof. Dr. Tümer Çorapçıoğlu ve Başhekim Prof. Dr. Uğur Gönüllü, hastaların eksik dozlarının tamamlandığını öne sürdü. Oysa bilimadamları bunun tıbben mümkün olmadığı görüşünde. Skandalı örtbas etmeye çalışan üniversite yönetimi 300 hastayı ölüme sürükleyen korkunç ihmali yaratan Tuba Atakul'u hala aynı görevde tutuyor. Oysa Atakul, müfettişlerce alınan ifadesinde kendisinin bu görevi yapacak yetkiye sahip olmadığını, bu işle görevlendirilmesinin yanlış olduğunu söyledi.
Ve aradan 2 yıl geçti... YÖK ve üniversite yönetimi 2 yıldır soruşturma yürütüyor ancak ortada hala bir sonuç yok. Olan, ölen 300'e yakın hastaya ve acılı ailelerine oldu. Skandala adı karışan herkes topu birbirine atarken, mağdur olan hastaların yakınları da büyük bir şaşkınlık içinde ama haklarını mahkemede aramaya kararlı.
Bu bir cinayettir
Skandalın yaşandığı bölümün eski ana bilim dalı başkanı Prof. Ahmet Çakmak böyle bir olayın dünya tıp tarihinde benzeri olmadığını bildirerek "Bu bir cinayettir" dedi. Çakmak "Yeterli dozda ışın verilmeyen bölgede kanserli hücreler hızla yayılmaya devam ediyor. Kontrol altına alınamayan hastalık böylece ya vücudun başka bir bölümüne sıçrıyor ya da nüksediyor. Kısacası kanser hastalarının tedavi şansları ortadan kalktığı gibi yaşam süreleri de kısalıyor" diye konuştu.
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Erdener Birol da üniversiteyi defalarca uyardıklarını ama sonuç alamadıklarını söyledi. Birol "Biz dekanlığı defalarca uyardık. Bu makine doğru zamanda doğru yerde ve uzman kişilerce kullanılırsa başarı sağlanır. Aksi kullanımda felaket olur. Ancak hastane yönetimi bizi ciddiye almadı. Ayrıca eksik dozların sonradan telafisi mümkün değildir. Bu da bir başka felakettir" dedi.
TUĞBA ATAKUL SORUMLULUĞU DOKTORLARA YÜKLEDİ:
Yetkim yoktu, bunu defalarca söyledim
Korkunç ihmali yarattığı öne sürülen Tuğba Atakul, müfettişler tarafından alınan ifadesinde kendisinin bu görevi yapacak yetkiye sahip olmadığını bu işle görevlendirilmesinin yanlış olduğunu söyledi. "Bu konuda bölüm yetkililerini defalarca uyarmama rağmen bir sonuç alamadım" diyen Atakul, 2 yıl önce fakülteye yazdığı cevap yazısında da şunları dile getirmiş:
HATAMI KABUL EDİYORUM
"ATC (COBALT 60) cihazının Haziran 1999'daki kaynak değişimden sonra cihazın mekanik ve dozimetrik ölçümlerini 21/6/1999 tarihinde yaptım. Sonra 7/9/1999 tarihinde ikinci kez ölçtüğümde elde edilen veriler arasında anlamsız fark saptadım. Yapılan işlemleri kontrol ettim ve olayın klinikte iki tane olan ve sürekli ATC cihazının ölçümlerinde kullanılan farmer dozimetre sistemine ait bir sapmadan olduğunu belirledim. Durumu klinik sorumlusu Abdül Akkaya'ya bildirdim. Hastaların fraksiyon dozlarında hiçbir zaman hekimlerin verdiği bilgiler haricinde değişiklik yapılmamıştır. Radyoterapi alanındaki uluslararası raporlara göre yeni fizikçilerin uzman fizikçilerin gözetiminde olması gerektiği, tıpta uygulamalı fizik ilave eğitimi almamış olan kişilerin 'medikal fizikçi' olamayacağı vurgulanmıştır. Radyoterapi alanında ne radyoterapi fiziği ne de tıp eğitimi verilmeden kendimi yetiştiriyorum. Bundan rahatsızlık duymama rağmen kontrol mekanizması uygulanmadı. Eğer alete bağlı bir hata, fizik mühendislerinin hatası olarak kabul ediliyorsa hatamı kabul ediyorum. Ancak Klinik'te herhangi bir aletin ölçümleri ve testleri iki fizik mühendisi tarafından birlikte yapılır."
|
|
|
|