|
|
 |
Hazır mıyız?
2002 yılına hazır mıyız? Ekonomi ile, siyaset ile, yeni oluşumlarla, askeri yapımız ile yeni yıla hazır mıyız acaba?
Girdiğimiz bu yıldaki ekonomik ilişkiler konusunda batılı ülkeler, çok ihtiyatlı bir yaklaşım içinde.. 11 Eylül'ün yarattığı büyük depremin, 2002 yılında öyle kolay kolay atlatılamayacağını söylüyorlar.. Yani sıkıntıların bu yıl da süreceğini belirtiyorlar..
Bizde ise sanki bunun tam tersi bir görüş hakim.. Sanki her şey bitti ve düzlüğe çıktık.. Geçenlerde, Amerikalı bazı ekonomist dostlarla konuşuyorduk. "Türkiye için her şey güllük gülistanlık değil.. Çok, ama çok dikkatli olmalısınız.. Hata yaparsanız, yaz aylarında Arjantin'e dönersiniz" dediler..
İçim ürperdi bu sözler üzerine.. Halka iyimserlik pompalamak iyi bir şey olmasına iyi de, olmayan bir şeyi pompalamak tehlikeli.. Halka "2002 yılında da kemerleri sıkmaya devam etmemiz lâzım.. Henüz düzlüğe çıkmadık. Düştüğümüz yerden yukarı tırmanmaya başladık ancak" dese bu işin başındakiler, daha doğru olacak gibimize geliyor..
Ben, Amerikalı bu uzmanların, Türkiye ile ilgili görüşlerinin hep doğru çıktığına tanık oldum.. Daha 1999 yılı ortalarında, "Bankalardan başlayarak batmaya doğru gidiyorsunuz" dediklerinde çok şaşırmıştım.fSonra onların söyledikleri doğru çıktı.. Şimdi de "çok dikkatli hareket etmemiz gerektiğini" söylüyorlar.. İnşallah Ankara çok dikkatli davranır..
Siyasi durum
Türkiye'de son 10 yılın hükümetlerinin, siyasi partilerinin tümünün birbiri üzerine eklediği yanlış politikalar, sonunda bizi getirdi ve duvara çarptırdı.. Yani, yaşadıklarımızdan bugünkü partilerin hepsinin ama az, ama çok sorumluluğu var..
Tabii fatura, krizin patladığı koalisyon hükümeti dönemine çıkarıldı haklı olarak.. Çünkü halkımız geçmişe bakmayı sevmez.. Geçmişte neden hiçbir siyasi partinin kalkıp, "Bu gidiş gidiş değil.. Kendimizi kontrol etmemiz lâzım. Sahibi olmadığımız parayı harcıyoruz" demediğini sormaz.. Siyasi partilerin iktidarda başka, muhalefette başka konuştuğunu farketmez..
Bugünkü iktidar tabii ki hatalıdır. Çünkü krizin kapıya dayanmakta olduğunu daha iktidara geldikleri ilk haftalarda farkedip önlem alsalardı, bu kadar ağır geçirmezdik krizi..
Yeni oluşumlar
İşte bu nedenle halkımız, yüzde 40'a yaklaşan bir oranda "yeni oluşum" bekliyor. Yani, yeni siyasi partiler.. Halk beklemesine bekliyor da, yeni oluşum dediğimiz şey "Elma dersem çık, armut dersem çıkma" sözü ile belirlenmiyor..
Solda durum belli.. Eski hastalık nüksetmiş durumda.. Yeni oluşum diye diye daha şimdiden 5-6 değişik gruba ayrıldılar.. Bu tarafta CHP en güçlü parti olarak görülüyor. Zaten eğrisi de yükseliyor..
Sağda da durum aynı.. O kadar çok isim, o kadar çok yeni oluşum sözleri ediyor ki, insanların kafası karmakarışık durumda.. Bu tarafta da, DYP'nin eğrisinin yüksek olduğu gözlemleniyor..
Özetle, sağda ve solda "Yeni Oluşum" bir türlü ortaya çıkamıyor. Her iki tarafta da, "laf çok, eylem yok.."
Askeri yeniden yapılanma konusuna bugün yerimiz kalmadı.. Ama ilk fırsatta yazacağız.. Bakalım 2002 yılına Silahlı Kuvvetlerimiz hazır mı?
|
|
|
|