SORU: Geçen hafta, Oğuz Çetin'le ilgili fikirlerinizi hoca belli olduktan sonra anlatacağınızı söylemiştiniz. Bütün Türkiye, bunları merak ediyor.
Bütün Türkiye, Hıncal Uluç'un anlatacaklarını merak etmesin. Çünkü, Hıncal Uluç futbolun f'sinden bile anlamaz. Anlamadığı kendi gazetesinin yazarları tarafından bile ısrarla yazılır. O zaman niye bütün Türkiye merak eder Hıncal'ı, onu da ben merak ediyorum.
Şimdi, gelelim sadede. F.Bahçe Mustafa Denizli'nin işine son verdiği zaman, bir grup F.Bahçeli yazar, daha doğrusu F.Bahçe yazarı, "Sezon ortasında yabancı olmaz, bu adam takımı tanıyana kadar ligin sonu gelir, bu da şampiyonluğa malolur. Onun için Denizli'nin yardımcısı, takımı da, Türkiye'yi de iyi bilen Oğuz hoca olsun" dediler. Ben de güldüm. 2 sebepten...
Bir, Oğuz zaten Mustafa Denizli'nin sağkolu. Yani Denizli'de yönetimin iddia ettiği ne kadar yanlış varsa, o yanlışlardan aynen sorumlu. İkincisi Türkçe'de bir laf vardır. "Adam olacak çocuk" diye. Türkiye, Mustafa Denizli'nin adını teknik adam olarak ne zaman duydu? Derwall'in yanındayken. Derwall gibi dünya çapındaki bir hocanın asistanıyken, Türk gazetelerinde Derwall değil, Derwall-Denizli başlıkları okumaya başladık. Denizli, Derwall'in yanında bile ezilmedi. Orada olduğunu bütün medyaya gösterdi, kanıtladı. Derwall "Ben yoruldum" dediği gün de, doğal olarak ve de kimse tartışmadan G.Saray'ın ve Milli Takım'ın başına geldi.
Fatih Terim'e gelelim... Aynı olayı Piontek-Terim ikilisinde yaşadık. Terim de tıpkı Denizli gibi ikinci adam olduğunu daha birinci günden kamuoyuna anlattı. Kişiliğini kabul ettirdi. Piontek gittiği gün, Türkiye'nin yüzde 90'ı "Fatih Terim" diyordu. O da doğal olarak Piontek'in yerini aldı.
Mustafa Denizli'nin 1.5 sezon süren çalışması sırasında Oğuz adını bir kere duydunuz mu? Bir kere Denizli-Oğuz başlığı gördünüz mü? Bir gazeteci F.Bahçe ile ilgili tek şeyi gidip Oğuz'a sordu mu? Bazı şeyler verilmez, alınır. Oğuz, Derwall'in Denizli'si ya da Piontek'in Terim'i olsaydı, zaten böyle bir tartışma olmazdı. Oluyorsa ve Oğuz adı şüphe uyandırıyorsa ve yönetim, her türlü riski gözönüne alıp bir yabancıyı getiriyorsa, bilin ki noksan Oğuz'dadır.
Oğuz, F.Bahçe'yi taşıyacak bir kişilikte hiçbir zaman ortaya çıkmadı. Hatta Mustafa Denizli'nin görevine son verilip, yöneticiler yeni hoca için Avrupa turlarına çıkarken; elini masaya vurup "Ben buradayım, niye ve nerde hoca arıyorsunuz?" dahi diyemedi. Lorant'ı getirdiler, bakıyorum tepkisi yok. Yani "Denizli'nin günahlarında ben de ortaktım, ben de gidiyorum" dahi diyemiyor. Lorant'ı getiriyorlar, "Ben onunla da çalışırım. Yeter ki, bu yerimi muhafaza edeyim" tablosu çiziyor.
Şimdi bu tablodan F.Bahçe'ye teknik direktör portresi çıkar mı?