Sokakta kaldığı için donarak ölen Sefa'nın cesedi insanları çileden çıkardı ancak sivil toplum örgütleri harekete geçmezse daha çok acı sahnelere seyirci kalacağız
Üvey annesi ve babası tarafından sokağa atılan Sefa'nın donmuş vücudu basında teşhir edilince insanlardan tepkiler geldi. Aileleri tarafından sokaklarda ve her türlü işte çocukların çalıştırılmalarını kanıksamalarına rağmen o gün Sefa için insanlar kahroldular. Kendi sorunlarını düşünmekten, çevresindeki donmaya namzet çocuk ve yaşlıları görmemek için başlarını başka tarafa çevirmeye çalışarak...
Bu acıyı derinden yaşayan ve çocuklarla yaşlıların durumunu biraz düzeltmek için tüm yaşamını onlara göre düzenleyen Yusuf Kulca ile bir gece turu yaptık.
Mecidiyeköy'deki bir bankanın girişinde birbirine sarılmış iki çocuk gördük. Yusuf "Apo, kalk oradan" diye bağırdı. Elindeki tiner mendilini Yusuf'a uzatan 17-18 yaşlarındaki çocuk Kulca'ya sarıldı ve mendili verdi. Öbür çocuk yırtık pırtık ceketinin kapüşonunu başına geçirip, yüzünü duvara dayadı. Bir elinde sigara, diğerinde tinerli mendil vardı.
Uzun mücadeleden sonra ikisini ikna ettik; Kasımpaşa'daki Umut Evi'ne getirebildik.
UMUT EVİ'NİN BEKÇİLERİ
Birkaç yıl önce Dünya Bankası'nın yardımıyla Yusuf Kulca'nın açtırdığı bu ufacık bina Kasımpaşa'da. Yusuf'un amacı, kurdukları sanayi çamaşır makinelerinde civardan toplanan çamaşırları çocuklara yıkatıp ütületecek ve karşılığında para kazandıracaktı. Nitekim plânı mükemmel uygulandı. Bir iki tinerci çocuğun çıkarttığı yangının hasarı giderildi. Sokaktan kurtarabildiklerini Yusuf ve yardımcıları sürekli Umut Evi'ne getirdiler.
O gece önce bize durmadan bağıran Yavuz Yücel adlı 13 yaşındaki çocuktan tinerin etkisi geçince yaşam öyküsünü dinledim. Öbür çocuklardan farklı değildi. Annesi hapçılıktan hastanedeydi ama herkese evlenip Anadolu'nun bir kasabasına gittiğini söylüyordu. Babası ve üvey annesi tinerden kurtulduğu takdirde eve gelebileceğini söylemişlerdi. Ama Yavuz ilgi gördüğü Apo'dan ayrılmaya niyetli değildi. Hattâ onun emrindeydi.
SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ
Tinerden kendisini kurtaran Yusuf Kulca'ya minnet borcunu Umut Evi'ndeki çocukları koruyarak ödeyen Hakan, İbo ile Yavuz'un kaçmaması için 15 gün kapıyı kilitli tutacak. Dün sabah Yavuz'la konuştum. Söz verdi; bir daha kaçıp hiçbirimizi üzmeyecek. Ama telefonu kapatırken: "Sen de sözünü tut; bana atari ile playstation'ı getir" dedi.
Bir iki çocuğu, sığınma evlerine kapamakla sokak çocuklarının sorunlarının halledilmeyeceğini herkes biliyor. Ama devletin bu konuda daha fazla birşey yapmasını beklemekle vakit geçirmek daha birçok Sefa'nın donmasına neden olacak.
Sivil Toplum Örgütleri dünyanın her yerinde Çocuk Köyleri açarak bu sorunu nispeten hallediyorlar. Bizde ise üç seçimde bakanlığını gerçekten çalışarak koruyan Hasan Gemici, emekleri unutulmayan eski İstanbul Valisi Kutlu Aktaş, Vali Erol Çakır, yardımcılarıyla birlikte sokak çocukları için Yusuf'la elele vererek 4 bin çocuğun toplanıp sığınma evlerinde korunmasını sağlıyorlar.
Karakolları da geçici sığınma evleri olarak kullanan sayısız polis memurumuz var. Hele gecesini gündüzüne katarak çocuk ve yaşlıları toplatan Beyoğlu Emniyet Müdürü Aykut Baltacı dondurucu soğuklarda 5 karakolda geceleri hepsini doyurup sabaha kadar misafir ediyor.
Ancak biz yine de eğitime büyük katkısı olan İbrahim Betil gibilerin kuracakları sivil toplum örgütlerinin faaliyete geçmesini bekliyoruz.
Yoksa daha çok sayıda Sefa'lar ölecek...