Global köy
Meteoroloji idaresini kutlamak gerek... Tahminleri tutuyor... Günlerce önceden herkesi uyarıyor... Ama bu uyarılara yeterince kulak veriliyor mu?
Sanmıyoruz. Eğer kulak verilseydi...
İstanbul'da okullar "kar bastırdıktan sonra" değil, "kar gelmeden önce" tatil edilirdi.
***
Dün öğle saatlerinde "Başbakanlık Başdanışmanı" Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp'le konuşuyorduk.
"Kızım kayıp" dedi.
14 yaşındaki kızı, sabah, okula gitmek üzere evden çıkmış. Saat 12.00'yi geçmiş.
Ne okula ulaşabilmiş, ne de eve geri dönebiliyor.
Prof. Alp'in kızının başına gelenler, dün "bütün İstanbul'un dramıydı."
***
Dünyanın sayılı kentlerinden biri olan İstanbul'u nihayet "global bir köy" haline sokmayı başardık.
Ne kadar sevinsek (!) yeridir.
Son seçimde İstanbul Belediye Başkan adayı olan (MHP'den) Prof. Ahmet Vefik Alp'e sorduk:
- Neden?
Hoca dedi ki:
- Çok başlılıktan... Koordinasyonsuzluktan... Zamanında önlem almamaktan.
Sonra da bir örnek verdi:
- İstanbul'da ulaşımdan sorumlu kuruluş sayısının onun üzerinde olduğunu söylersem, inanır mısınız?
İnanılır gibi değil.
Ama gerçek.
***
Tabii kent yöneticileri "kırk dereden su getirecekler."
"Mazeret üzerine mazeret" üretecekler.
Fakat her şey "sonucuyla" ölçülür.
Sonuç ise ortada:
"Bir anda çöküveren" koca İstanbul.
***
"Kent yönetimi" ile ilgili bir örnek de Ankara'dan vereceğiz. Bütün gece kar yağıyor.
Ama sabahleyin "Keçiören tertemiz."
"Aynı değerlendirmeyi" Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın, bakanların, milletvekillerinin oturduğu "Çankaya için" yapabilmek ise imkânsız. Keçiören "farklı bir dünya."
Diğer yerler ise...
Sanki "İstanbul (!)"
***
Bir ülke ki "ekonomisi kayıtdışı."
Siyaseti "kayıtdışı."
Bir kar yağışına teslim olduktan sonra anlaşılıyor ki...
"Tarihi İstanbul" da kayıt dışı.
"Kayıt dışı" bir üstyapı.
"Kaydı, kuydu belirsiz" bir üstyapı.
Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp'in deyimiyle:
- İstanbul, dört kişinin binebileceği, ama içine on kişinin doluştuğu bir otomobile benziyor... Ya su kaynatacaktı ya da aksı kırılacaktı.
Dün İstanbul su da kaynattı.
Kentin aksı da kırıldı.
***
Dünün... Günün... Önümüzdeki günlerin bir başka konusu ise "doğalgaz."
"Temizlik adına" getirdiğimiz...
Ama kısa sürede "kazığa çevirmeyi başardığımız" doğalgaz. Herkes "şikâyetçi."
Ama kimse "işin sahibi" değil. Tıpkı "İstanbul kenti gibi." "Yetkilisi" çok.
"Sorumluluk üstleneni" yok.
***
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Zeki Çakan'la konuştuk.
"Çözün artık bu işi" dedik:
- Lütfen... Hemen... Vakit geçirmeden... Çözün Sayın Bakan.
Zeki Çakan dedi ki:
- Pazartesi saat 12.00'de beş belediye başkanı ile toplantı yapacağım... Çözeceğim.
***
- Sayın Bakan... Sizin ağzınızdan "Türkiye, salı sabahı yeni bir doğalgaz fiyatıyla uyanacak" diyebilir miyiz?
Zeki Çakan bu soru üzerine "bir süre sustu."
Sonra da... Şunları söyledi:
- Doğalgaz pahalı... Gerekeni yapacağım... Fiyat geri çekilecek... Ama bu konuda şimdiden "bağlayıcı bir beyanda" bulunmam doğru olmaz... Madem ki pazartesi günü bir toplantı yapacağım... O güne kadar beklemem gerekiyor.
***
Ve Enerji Bakanı Zeki Çakan'dan son sözler:
- Eğer belediye başkanları benim hesap ve önerilerim karşısında direnirlerse... Hukuku işleteceğim... Yasaların bana verdiği tüm yetkileri kullanacağım... Sayın başkanlar ne demek istediğimi iyi bilirler.
|