kapat
05.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Bembeyaz bir sabaha uyanmak..

Bahçeye baktım kalkınca ilk.. Bizim mahallenin kedileri, bahçe kapımda beklerler sabahları, mamalarını vermem için.. Osman, Bızdık, Körtoş, Yakışıklı, Kara Kedi, Sarman.. Sayıları giderek artıyor, ad bulmak da zorlaşıyor.. Kedilerden önce karı gördüm.. Görünce şaşırdım.. Niye şaşırdığıma da şaşırdım. Biz bildiğimiz şeylere şaşıran bir milletiz.. Hafta başında atv ekranlarında Murat Birsel meteoroloji müdürü ile konuşuyordu.. Müdür "Trakyadan bir kar yağışı geliyor" diyordu.. "Geçen defakinden de beter.. Hafta sonu karlı olacak.." Murat üsteliyordu.. "Okullar tatil edilir mi?.."

"O benim işim değil, bilmem" diyordu müdür.. "Ben karı bilirim.."

Buna rağmen şaştım, bembeyaz bahçeyi görünce.. Sanırım, İstanbul'un valisi ve Milli Eğitim Müdürü de şaşmıştır benim gibi.. "Nerden çıktı bu kar" diye..

Ercan'ı aradım.. Sahil yolundan gelmeye kalkmış.. Ortaköy'de tıkanmış.. "Park et, Ertekin'e gir, bekle.. Sakın yola çıkma" dedim.. O sıra Yasemin aradı.. "Yürüyorum metro istasyonuna.. Ben işe gideceğim" dedi.. Vallahi bravo kıza.. O işe giderse, benim iş de çözümlenir..

Sabah kalkmış, İrem'i uyandırmış.. Herşey yolunda.. Kahvaltı için mutfağa geçmişler.. Çıkmışlar ki, her yer bembeyaz.. Ama okul açık.. Servise koyup göndermişler.. Yarım saat sonra haber gelmiş.. "Okullar kapanmış. Geri geliyoruz, ama ana caddeden çıkamıyoruz, gelin Pelit Pastanesi'nin önünden alın" diye.. Gidip almışlar.. "Bütün yollar tıkalı.. Herkes yürüyor" dedi, Yasemin.. "Gazeteye varınca beni ara" dedim.. vardı.. Aradı.. "Nişantaşı hiç böyle olmamıştı.. Bembeyaz.. Herkes yürüyor.. Öğrenciler de yürüyor.. Okulları tatil edilmiş, ama yollar kapalı.. Evi yakın olanlara mesele yok da" dedi..

"Gelelim bizim meseleye" dedim..

Evde bilgisayar var.. Gazeteye de bağlantılı.. Ama hiç kullanmadım bugüne dek.. Tüm çalışma yaşamım boyunca, evi işe, işi eve taşımadım hiç.. Evde iş yapmaktan nefret ettim.. Bu yüzden her sabah gazeteye gittim.. Bu sabah zor.. O zaman mecburen yazıları evden yazacağız.. Yazacağız da, gazetenin bilgisayarına nasıl aktaracağız..

Lütfü'yü buldum bilgi işlem servisinden.. "Ha" deyince imdadıma yetişen harika çocuklardandır..

Açtım telefonu.. Açtım bilgisayarı.. O söyledi, ben yaptım, o söyledi, ben yaptım.. Sonunda işi iki vuruşa indirdik.. Birini tıklayıp yazacağım.. Ötekini tıklayıp göndereceğim.. Tam Amerikalıların deyimi ile "idiot proof" bir sistem yarattı Lütfü.. Artık tercüme edemem.. Bilmeyenler bilenlere sorsun.. Bu bilgisayarın en güzel tarafı bu.. Akılda tutulması mümkün olmayan yüzlerce işlem.. Tam "Ben bunu beceremem" diyorsunuz.. İşte bu idiot proof sistemler ortaya çıkıyor..

İş iki tuş, iki tıka inince moralim düzeldi.. "Hadi oğlum Hıncal başla" dedim.. O sırada telefon çaldı.. Yasemin.. "Bitti mi" diyor.. "Dur bakalım" dedim.. "Daha yeni başlıyoruz.." Biz bitirip, gazete bilgisayarına yollayacağız.. Yasemin de oradan alıp, benim sıraya koyacak ki, yazı işleri yazıya ulaşabilsin.. Yani ben sıcak evimde, kahvemi içerek yazıları yazacağım, Yasemin orada bekleyip işi bitirecek.. Keyfe bak.. Yasemin niye Yasemin, bilmem anlatabiliyor muyum?..

Doğalgaz üzerine düşünceler..
Doğalgaz faturaları can yakmaya başlayınca, kıyamet de kopmaya başladı.. Zaman soğukkanlı olma zamanı.. Bu ülke insanları çok keskin bir kılıcın üzerinde yürüyorlar.. Bunu herkes biliyor.. Sorumluluk taşıma mevkilerinde oturanlar çok daha dikkatli olmalı.. Halkı sokağa dökmek kolay.. Ama sokağa dökülen halkı bir daha içeri almak güç.. Alınsa bile, zarar o kadar büyük oluyor ki.. Öfke ile kalkanın zararla oturduğu lafı tam bugünler için söylenmiş..

Doğalgaz konusu, yeniden ele alınmalı.. Ama ifrat ile tefrit arasında değil.. Dengeli.. Herşeyi düşünerek..

"Bunun maliyeti kaça ki" dediniz mi, işi bitiremezsiniz.. Benzinin maliyeti kaça peki?.. Ya da sigaranın, içkinin.. Bu maliyetlerin üzerinde vergiler olduğunu, olması gerektiğini herkes bilir.. Vergiler olacaktır. Bu vergiler fiatı arttıracaktır.. Ama nereye kadar?.. Soruyu böyle sorarsak çözüme yaklaşabiliriz..

Yolda çukurlar.. Kahrolsun belediye.. Çöpler alınmıyor.. Kahrolsun belediye.. Sokak lambaları yanmıyor, hava buz kesince yollara tuz serpilmiyor.. Kahrolsun belediye.. Yangın.. Belediye.. Hasta.. Belediye.. Günlük hangi işimizde belediye yok?.. Peki nasıl yapacak belediye bu işleri?.. Gelirleri yeterli mi?.. Ankara'ya gitmek çözüm mü?.. Ankara nerden verecek?.. Halkın vergilerinden.. Yani İstanbul Belediyesi'nin masrafını Vanlısı, Hakkarilisi de karşılayacak. Hayatında İstanbul'u görmemiş vatandaşlar da yani.. Oysa İstanbul'un hizmetlerinin bedelini İstanbullular ödemeli.. Nasıl ödeyecekler peki?.. Belediye gelirleri nasıl temin edilir, medya bunu inceledi mi hiç?.. İstanbul'uın dağlar gibi hizmetleri için denizler gibi para gerek.. Nerden gelecek bu para?..

Bu madalyonun bir tarafı.. Öbür tarafını çeviriyorum..

Sabah evden çıkamadık ya.. Alkent Sitesi Müdürü Kemal Suman dostum aradı.. Dört yıldır hizmet veriyordu. Ayrılıyormuş.. Site yönetimlerinde deneyim en önemli unsurdur.. İnsanlar tam işi tüm detayları ile öğrenirler, ya bıkarlar, ya yeni hevesliler çıkar.. Konuşmasından hissettiğim kadarı ile Kemal Bey, birinci sebeble bırakmıyor.. Kırgın gibi geldi bana.. Dilerim komşular onu bir dahaki dönem için de ikna ederler. Çünkü asıl tam şimdi, deneyime çok ihtiyaç duyacağımız bir süreçten geçiyoruz. Acemi bir hevesli, herşeyi batırabilir..

Kemal Bey anlattı..

1994'te doğalgaza geçmişiz.. Niye.. Sitenin değişmeyen yakıt ihtiyacı, o zamanın fiatları ile, fuel oilde yıllık 400 bin dolar iken, doğal gazda 275 bin dolar oluyormuş. Yılda 125 bin dolar tasarruf.. Hesap.. Amerikadaki benzerleri düzeyinde bacaları ve filtreleri ile havayı nerdeyse "0" kirleten sistemin maliyeti, 120 bin dolar. Yani sistem daha ilk yılda kendisini amorti ediyor. Öteki yıllar kar.. Ayrıca havayı da artık kirletmeyeceğiz.. Derhal çevrim işi yapılmış..

Şimdi bugünkü durum ne?.

Doğalgaz maliyeti yılda 500 bin dolar.. Fueloil ise 420 bin dolar.. Yani biz Alkent sakinleri, İstanbul'un havasını kirletmemek için her yıl açıktan 80 bin dolar öder hale gelmişiz.. "Ödemeyelim" diye baskılar başlamış.. Fueloilciler site yöneticilerini aramaya başlamış.. "Yeniden bize dönün.. Dönüş masrafınız bizden.."

Yani dönüş için cepten kuruş ödemeden, yılda 80 bin dolar kar etmeye başlayacağız.. Buna ne kadar dayanılır?.. Biz dayansak, başka siteler dayanır mı?.. Dönüş başlarsa, İstanbul'un havası ne olur?.. Buna değinen tek kişi Dalan.. Bedrettin Dalan.. İstanbul'uın eski belediye başkanı.. "Kar bir yana, hatta hükumet destek olmalı, maliyetin de altında satılmalı, doğal gaz.. Çünkü kirli havanın zararı, çok daha ağır, çok pahalı olur" diyor.. Diyor da, Belediyelerin bu kolay yerel vergi alma sistemi devreden çıkarsa, yerine nasıl para bulunur, onu söylemiyor..

Belediye hizmetlerini durdurmadan, azaltmadan, İstanbul'un havasını, zaten krizden anası ağlamış vatandaşın cüzdanını ve doğal gazı kurtarmanın yolunu söylemek gerek..

Başbakan Ecevit, Ekonomiden sorumlu Bakanlar ve Büyük Şehir Belediye Başkanları bir toplantı yapsalar ve ortak bir karar çıkarsalar mesela?..

Benim aklıma başkası gelmiyor.

Tecelli'den Abuzittin'e Mektuplar
Abuzittinciğim,

Şimdi içeri girip, sana bu mektubu yazmak için masanın başına oturdum. Dışarda sert tipi var.. Yerler buz.. Düşüp bir tarafını kırmamak için bebek adımlarıyla yürümek lazım.

Benim evden az ötedeki kulübenin önünde 200 metre uzunluğunda kuyruk.. İnsancıklar soğuktan iyice büzülmüşler ucuz ekmek arabasının yolunu gözlüyorlar.

Televizyonda konuşan bi büyüğümüz de memleketin çok iyiye gittiğini söylüyor. Krizi atlatmışız.. Çektiğimiz sıkıntıların meyvelerini toplamak üzereymişiz. Acaba ben mi yanılıyorum? Bu uzun kuyruklarda titreşenler meyveleri toplamak için bekleyenler olmasın?

İçimden televizyonu yumruklamak geldi.. Ama garibanın bi suçu yok ki.. Kapattım.

Abuzittinciğim, memleketin gidişatını ekmek kuyruklarıyla ölçüyorum. Cahil adamım, ölçüm bu. Kim ne derse desin.. Kuyruklar kısalmaya mı başladı.. İşler düzeliyor demektir.. Gerisi boş laf.

Ödüm patlıyor, bu günlerde yurt dışından bi arkadaşım gelecek de ben de onu Ankara'da gezdirmek zorunda kalacam. Adam "bu ne kuyruğu?" diye sorsa nasıl "ekmek kuyruğu!" derim. Kimbilir içinden neler geçirir, memleketine dönünce de Türkiye hakkında neler anlatır.. Herifler "n'apsak da konserve köpek mamalarının satışını daha da arttırsak?" diye düşünürken benim insanım ekmek kuyruklarında. Ne büyük ayıp, ne utanç verici bi şey.

Ama esas utanması gerekenler, pervasızlar, televizyon kameralarının önünde. Bak, benzine, mazota, gaza gene zam yaptılar.. Ulan, dünyada petrol fiyatları yüzde 20 düştü.. Bu neyin zammı paşababalar!? Zaten 100 liraya mal ettiğiniz benzini bize 500'e kakalıyorsunuz? Bu kazık yetmiyor mu? Doğalgaz da öyle.. Şu mutfaklarda yaktığımız tüp var ya.. Yüzde 30'u vergi.. Tüpgazın yüzde 30'u lüp devletin cebine. Göreceksin, hiç sıkılmadan bunu da arttıracaklar!

Bu paralar katrilyonlar, katrilyonlar, katrilyonlar tutuyor.. Nereye gidiyor bu katrilyonlar? İnsanlar neden ekmek kuyruklarında bekleşiyorlar?

En büyük hortumcu devlet Abuzittinciğim.. Emin ol daha büyüğü yok! Son 30 yılın bütçesinden 116 milyar dolar uçup gitmiş.. Nereye gittiği belli değil.. Bunu Sayıştay söylüyor.. Devletten çıt yok! 116 milyar dolara yeni bi devlet kurulur.. Nerede bu paralar kardeşim!?

Valla Abuzittinciğim bu gidişle iyice üşütecem. Geçenlerde Okay Gönensin yazdıydı. Sadece Başbakanlıkta Devlet Bakanlıklarının kadrolarında 85 sekreter, 95 şoför, 25 garson, 55 odacı 10 tane de hostes varmış. (Hostes de ne, uçak mı bu?) Demek ki bakan başına 5'er şoför 4'er sekreter 3'er de odacı düşüyor.. Garsonlarla hostesler de cabası.. Bu ne bilader.!?

İnsanlar da kış kıyamette ekmek kuyruklarında titreşip dursunlar..

Farkındayım kardeşim ben de çok olumsuz bi adam oldum.. Hep tenkit, tenkit, tenkit.. Acaba bu da mı bi hastalık? Hani meşhur fıkradır. Adam doktora gitmiş "Ben pırt yapamıyorum.. 5 tabak kuru fasulye de yesem gene pırt yapamıyorum. Halbuki herkes ne güzel pırt yapıyor!"

"Kolay" demiş doktor, "Hallederiz." Ameliyat çok başarılı geçmiş. Onbeşgün sonra adam gene gelmiş. "N oldu bi sorun mu var?"

"Hayır" demiş adam, "Bunun limon kokulusu yok mudur diye soracaktım!"

Ben de mi limon kokulusunu arıyorum kardeşim?

Gereken yerlerinden öperim Abuzittinciğim.

Güneş

SEVDİĞİM LAFLAR
Kaplumbağaya dikkat et. Ancak kafasını çıkartıp risk aldığında ilerleyebiliyor.

James B. Conont

BİZİM DUVAR
Hülya Avşar çevirdiği filmdeki sevişme sahnelerinde dublör kullanacakmış. Ama Kaya o sahnelerde hep kendi oynuyor bildiğimiz kadarıyla...

Hakan&Utku

TEBESSÜM
Fıkra Yıldırım Tuna'dan

Hakim: Kayınvalidenizi 4. kat penceresinden aşağı atmakla suçlanıyorsunuz...

Sanık: Özür dilerim, düşünmeden yaptım efendim, affedin!

Hakim: Bu özürünüzü kabul etmiyorum.. Ya o esnada aşağıdan biri geçseydi?



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır