Bazı ünlülerin tepemi attıran bir yönü var: Eleştiriye tahammül edemiyor, olay kendi istedikleri yönde gelişmeyince çılgına dönüyorlar. Örneğin Yılmaz Erdoğan: Kendisi ona buna demediğini bırakmıyor ama şiirleri eleştirilince sigortası atıveriyor.
Bunun son örneğini şarkıcı Tarkan verdi. Mehmet Ali Erbil ile "Çarkıfelek'e gelirsin, gelmezsin" tartışması çıktı. Birbirlerine küstüler. Altın Kelebek Ödül Töreni'nde, salondan biri çıktı, diğeri girdi... Gazeteciler de bu konuyu sorunca, "Bana bunları değil, müziğimi sorun" dedi.
İlk bakışta çok makul ama bence manasız bir cevap bu... Kardeşim ben sana niye müzikle ilgili soru yönelteyim? Biz senin müziğini zaten dinliyoruz. Konserlerini izliyoruz. Bu konuda bilinmedik bir şey yok ki! Hemen her şey ortada! Hem zaten müziğin nesini soracak gazeteci? Notalarını mı, şarkı sözlerini mi, aranjörün kim olduğunu mu?
Tarkan (ve benzerleri) istiyorlar ki bizler, yani müzik dinleyenler, yani müşteriler, onun albümlerini, posterlerini, takvimlerini alalım... Konserlerini ve reklam filmlerini izleyelim... Özetle zar zor kazandığımız paranın bir kısmını Tarkan'a aktaralım... O trilyoner olsun... Ünlü olsun... Ama biz bunun dışında bir talepte bulunmayalım... Aşklarını, cinsel yönelimlerini, polemiklerini, çıkar ilişkilerini merak etmeyelim... Kuzu kuzu yeni albümlerini, yeni ürünlerini bekleyelim. Bunlar piyasaya çıkınca da kapış kapış alalım, tüketelim ve yenilerini bekleyelim. HADİ ORADAN!!!
İşte size son örnek. Tarkan yılbaşı gecesi Antalya'da, Zigana Tatil Köyü'nde sahneye çıkacaktı. Hem de ne zaman; 24:00'e 5 kala... Peki sonra ne oluyor? Gelip bakıyor Tarkan. Sahnenin önünde "Zigana" diye bir yazı var... Hemen olaya el koyuyor: "Anlaşmamızda o yazı yoktu... Kaldırılmazsa, konsere çıkmam" diyor. Haydiii millet harekete geçiyor, yazı kaldırılıyor... Ama bütün bunlar 25 dakika sürdüğü için, konsere gidenler ve TV'lerinin başındaki milyonlar onu yeni yıla girerken değil, on ikiyi 20 geçe izleyebiliyorlar.
Yani beyimiz çıkarları konusunda çok titiz. Sahnedeki yazıyla bile bizzat ilgileniyor. Ancak gazeteciler "hayranları adına" onu takip ettiklerinde, sorular sorduklarında kötü kişi oluyorlar. Tarkan tarafından tersleniyorlar. Neden? Çünkü bu da bir "çıkar" ilişkisi. imajının zedeleneceğini, bunun da uzun vadede "duygusal" açıdan kendisini zarara sokacağını düşündüğü ya da hissettiği an kuzumuz, kaplan kesiliyor.
Yapmasın mı? Yapsın, tabii... Ama bilsin ki, onu dinleyen bir kesim olduğu sürece medya da peşini bırakmayacaktır. O istediği kadar çıkarlarını ve defolarını gizlemeye çalışsın... Hepsi ortaya çıkacaktır. Üstelik bu çabanın başarıyı kıskanmakla filan ilgisi yok. Nedeni basit: Sanılanın aksine, medyanın görevi, halk "soyut" yararını kollamak değil, halkın "somut" merakını tatmin etmektir.