
4 milyar dolar vereceğiz
BDDK Başkanı Engin Akçakoca, bankalara sağlanacak sermaye katkısının 4 milyar dolar olacağını söyledi. Aktarılacak kaynağın yurtdışından geleceğini belirten Akçakoca, "Operasyon Haziran 2002'de bitecek" dedi
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanı Engin Akçakoca, özel bankalara sermaye desteği operasyonunu ve gerekçelerini açıkladı. Akçakoca, önümüzdeki hafta TBMM Genel Kurulu'nda ele alınacak düzenleme için "Son günlerin en ateşli tasarısı" tanımını yaptı. Sermaye katkısının 4 milyar dolar civarında olabileceğini belirten Akçakoca, "Bu işin gerekliliğine ve önemine inanıyoruz. Üzerimizde politik baskı hissetmiyoruz" dedi. Akçakoca, bankalara sağlanacak desteğin bir defalık olmasının önemine işaret etti.
YÜZDE 1 EKVATOR ÇİZGİSİ
Engin Akçakoca, başkan yardımcıları ile birlikte BDDK'da basının karşısına çıktı. Önce, uluslararası sistemde bankacılık krizlerinin hangi yöntemlerle ve maliyetlerle çözüldüğünü anlattı. Ardından hangi bankalara sermaye desteği sağlanacağı konusuna değindi.
Kanun tasarısındaki, bankacılık sektörünün bilanço büyüklüğünün en az yüzde 1'ine sahip bankalara sermaye katkısı sağlanmasına ilişkin hükmün "polemik" konusu yapılmamasını isteyen ve bu oranı, "sektörün tam ortasından geçen ekvator çizgisine" benzeten BDKK Başkanı, şöyle konuştu:
"Yüzde 1-3 pazar payı meselesi polemik konusu. Ancak ben bir oran açıklamadım. Yüzde 1, sektör için ekvator çizgisi gibi bir şey. Bir ölçeğin olması lazım. Yüzde 1, tam da sektörün ortasından geçen izafi bir çizgi. Yüzde 1 de 1.1 milyar dolar ediyor. Her ülke kendine göre çözüm bulmuş."
Akçakoca, daha sonra öngördükleri modeli şöyle özetledi:
NASIL YAPILACAK?
"Bu işin maliyetinin 4 milyar dolar civarında oluşabileceğini düşünüyoruz. Tasarıda bunun Hazine'den aktarılacak bonolarla karşılanması öngörülüyor. Ancak Hazine'den gelecek kaynağın dış kaynak olması gerek.
Yükün ve sorumluluğun da özel sektörle paylaşılması gerekiyor. Biz ne kadar kararlı ve süratli isek ortak da o kadar kararlı ve süratli olacak. Ortak, sermaye artışına itiraz edebilir ama sonuçlarına katlanır. Amerika'yı yeniden keşfetmeden bir programla yola çıktık. Sermaye yeterlilik rasyosu pozitif olan bankalara sermaye katkısında bulunmayı gündeme getirdik. Olay şöyle çalışıyor:
* Rasyo yüzde 8'in üstünde ise sorun yok. Onlar başımızın tacı.
* Sermaye yeterliliği 0-8 arasında olduğunu bildiğimiz bankalar var. Bu durumda ana sermayedar ne kadar katkıda bulunursa kamu da o kadar katkıda bulunacak. Amaç ilk etapta, sermaye yeterliliğini yüzde 5'e çıkarmak. Yüzde 0-5 arasındaki sermaye yeterliliği için verilen bonolar önceden haber vermek ve mutabakata varılmak suretiyle pazarlanabilecek.
FONA ALMA SÜRECEK
* Yüzde 5-9 için ise alışı satışı yapılmayan bir bono verilecek.
* 0'ın altında sermayesi olan bankalar için uygulamada değişiklik yok. Yanlış anlaşılıyor. Sermaye yeterliliği ekside olan bankalar için Fon'a alma uygulaması devam edecek."
Akçakoca, "Bankalar bu seneyi kârsız ve sıkıntı içinde kapatacak. Sermaye yeterliliğini asgari standartlara ulaştıramayan bankalarda rizikoların bedeli gün geçtikçe artıyor. Burada sadece maliyeti asgariye indirme çabası var" dedikten sonra, sermaye desteğinin gerekliliğini şu şekilde açıkladı:
"Bir program çerçevesinde önlemlerin süratle ve kararlılıkla alınması gerekiyor. Neden? Bu maliyet daha az olsun diye. Bir sermaye katkısında bulunulacak ise bunun hesabının doğru ve bir defada yapılması lazım. 'Bir açık hesapladık olmadı, 6 ay sonra bir açık daha hesapladık' demek olmaz."
"Niyetimiz bu operasyonun bir kerelik ve geçici olması diyen Akçakoca, şöyle devam etti:
BİR KERELİK DESTEK
"Bir defalık katkı yetmiyorsa o zaman sorun fevkalade boyutta demektir. Bu işin sürekliliği söz konusu değil. Operasyon sonunda hedefimiz yüzde 8'lik sermaye yeterlilik rasyosuna ulaşmış bir sektör. Yüzde 1.5-2 sermaye yeterlilik rasyosunda gidip geliyorsunuz, piyasayı rahatsız ediyorsunuz, BDDK'nın önerdiği önlemleri almıyorsunuz. Bu durumda ya sermaye yeterlilik rasyosunu yüzde 8'e çıkarmak ya da ortak bulmak zorundasınız. Yoksa BDKK hisseleri satın alabilir."
"Uygulamanın şeffaf olması lazım" diyen Akçakoca, şunları söyledi:
ÜÇLÜ DENETİM OLACAK
"Bu operasyon için bir bağımsız denetim şirketi BDDK'nın belirleyeceği esaslar çerçevesinde sermayeyi ve zararı hesaplayacak. Bu hesap, bir başka bağımsız denetim şirketi tarafından ayrıca incelenecek. Ondan sonra Bankalar yeminli Murakıpları ve Kurum'un ilgili diğer birimleri bir sonuca varacak. Katkı gücümüzü ufak ufak dağıtacak. Bu nedenle birleşme ve devralma sonrası sermaye yapısı kamu kaynağı ile güçlendirilecek."
Akçakoca, takvim konusunda da şu bilgiyi verdi:
"Bankacılık sektörünün bilanço büyüklüğü Aralık 2001 itibariyle 155 milyar dolar. Eylül bilanço büyüklüğü 110.7 milyar dolar. Daha sonra mevduat satışları olduğu için 30 Eylül 2001 esas alınacak."
Operasyonun Haziran 2002'de tamamlanmasını öngördüklerini ifade eden Akçakoca, mevduata sınırsız güvencenin de o sıralarda anons edilecek ileri bir tarihte kaldırılabileceğine ilişkin sinyali verdi. Akçakoca, şöyle devam etti:
HAKSIZLIK VAR MI?
"Mayıs-Haziran 2001'de tüm bankalardan yazılı taahhütler aldık. 1 katrilyon liraya yakın sermaye arttırılabildi. Yeterli olmayan taahhütler ya da taahhütlerine zamanında uymayanlar vardı. Onların 5 tanesi 9 Temmuz'da 1 tanesi de Kasım'da Fon'a alındı.
Bankaların pasif yapısını güçlendirmek gerekecekti. Bu adım, kredi riskinin sektörde büyümesini önlemek için gereklidir. 2000 yılı sonunda yüzde 11 olan takibe intikal etmiş kredi oranı 2001 yılının Eylül ayında yüzde 17'ye ulaştı. Büyük ihtimalle tüm rakamların Haziran 2002'de bilançolara intikal edeceğini düşünüyoruz. Mantıklı bir süre önceden haber vermek kaydıyla, mevduata sınırsız güvence kaldırılabilir. O anons Haziran ayında yapılır ve Haziran'da, 'Güvence şu tarihte kalacak' denir."
Engin Akçakoca, sermaye desteği kararından önce öz kaynaklarını güçlendiren bankaların durumuna ise farklı bir açıdan yaklaştı ve "Ben, bir bankanın hakim ortağı olsam, böyle bir kamu ortaklığını istemem. Kamu, kar edip çıkmak zorunda. Oysa sermaye yeterliliği yüzde 8'e ulaşan bir banka için bu durum son derece güven verici" dedi.
Bankacılığı öğreneceğiz!
BDDK Başkanı Engin Akçakoca konuşmasında diğer ülkelerde bankacılık sektörüne yapılan sermaye katkısı örneklerine de yer verdi. Akçakoca şunları aktardı:
"Bankacılık sistemi sağlıklı çalışmalı ki reel sektör çarklarını döndürebilsin. Sağlıklı olmayan bankacılık sisteminin reel sektöre bırakınız katkısı, zararı olur.
Uluslararası örneklerde kamu, bir kereliğine ve geçici olarak müdahale etmiş. Endonezya, Japonya, G. Kore, Malezya, Meksika, Tayland, İspanya, Polonya gibi ülkelerde bu uygulanmış. Finansal yeniden yapılandırma ile operasyon etkinliği artmış, maliyetleri düşmüş, verimliliği gelişmiş, ölçek yapısı olan bir bankacılık sektörüne ulaşmamız gerek. Birleşme bunun için fevkalade önemli.
Bankacılığın öz kaynak yoğun bir iş olduğu gerçeğini, herkes yıllar önce öğrendi, biz daha yeni fakına varıyoruz. Bundan sonra risk mevhumuna sadece murakıplar değil, bir karar almadan önce bankaların yönetim kurulu üyeleri de bakacaklar. Biz, hala 30 sene önceki ucuza mevduat al pahalı sat anlayışında kalmışız.
Yönetime, veto hakkı olan üye
BDDK Başkanı Engin Akçakoca, sermaye yeterlilik rasyosu 0-5 arasında olan bankalara sermaye desteği yapılmasıyla birlikte, veto yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi atanacağını da söyledi. Rasyosu 5 ile 8 arasında olan bankalara sermaye desteği yapılması ise yönetim kurulu üyesi atanmasını gerektirmeyecek. Ancak söz konusu bankaların rehin alınan hisselerinin ortaklık hükmüne dönüştürülmesi halinde veto yetkisine sahip yönetim kurulu üyesi atanacak. Aktarılacak tahvillerin nakde çevrilip çevrilemeceği konusundaki soruları yanıtlayan Akçakoca, yüzde 5-8 rasyoya sahip olan bankalara verilecek tahvillerin nakde çevrilmesinin söz konusu olmadığını belirtti.
Akçakoca, Fon bankalarının zararı ve tahsilat bilançosu hakkında da bilgi verdi:
Fon'a alınan bankaların devir bilançolarındaki zararı 7 milyar 525 milyon dolardı. Bu rakam ilginçtir. Çünkü Hazine'den aldığımız tutar 18 milyar dolar. Neden? Mevduat gitti. O mevduat karşılığında açılmış olan kredileri hemen tahsil edemedik ve o nedenle Hazine'den kağıt aldık. Bankalardan 904 milyon dolar da tahsilat yapıldı.
Okan MÜDERRİSOĞLU
|