Bağcıyı döve döve
Doğalgaz fiyatları yükseldikçe yükseliyor... Hem de her ilde, farklı şekilde... "Yetkililer" ise... "Ben haklıyım" demekle ve "birbirlerini suçlamakla" meşgul.
"Olay" tam Nasrettin Hoca'nın hikâyesine döndü.
Hani, Hoca "kadılık" yapıyormuş ya...
Davacıyı dinlemiş "haklısın" demiş. Davalıyı dinlemiş, ona da "haklısın!"
Karısı sormuş:
- Hocam o da haklı, bu da haklı... Bu nasıl iş böyle?
- Hanım, sen de haklısın.
Herkes haklı(!)
Ama "doğalgaz kazığını" halk yiyor. Yönetim "bir koyundan iki post çıkarıyor."
Ve vatandaş "soyuluyor."
***
Hem belediye başkanlığı ve hem de milletvekilliği yapmış olan Bedrettin Dalan'a dün dedik ki:
- Hakemliğinize ihtiyacımız var... Olay "sizin pencereden" nasıl görünüyor?
"Deneyimli ve karizmatik" Dalan dedi ki:
- Çözüm kolay... Yeter ki olaya "kâr açısından" bakma... "Ar açısından" bak.
- Nedir çözüm?
- Hükümet, doğalgazdan aldığı vergileri kaldırsın... BOTAŞ ve belediye de doğalgazdan kâr etmekten vazgeçsin... Hatta... Evlerde kullanılan doğalgaz için "bir miktar hazine desteği" bile düşünülebilir... Zira doğalgaz ile kentin havası temiz tutulduğuna göre... Bu temizliğin "devlet açısından" bedeli olmalı... Ben Almanya'da iken, Alman devletinin uygulaması böyleydi.
***
Dalan "bir şey daha" söyledi:
- Ben Başkan iken, İstanbullular, doğalgaz kuyruğundaydı... Şimdi ise... İnsanlar doğalgazdan, sobaya dönüyor.
Acı ama gerçek.
"Kötü yönetim" gerçeği. Yönetim sorumluluğu olanlar arasındaki "uyumsuzluğun" gerçeği.
***
Günümüzde "herkesin haklı olduğu" bir başka "olay" daha var. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı "açtığımız davalar bu kadar uzar mı" diye Anayasa Mahkemesi'ni eleştiriyor.
Başsavcı "haklı."
Anayasa Mahkemesi "gecikme nedenlerini" sıralıyor. Dinlediğinizde "onlar da haklı."
Yine "Nasrettin Hoca fıkrası gibi" bir şey.
***
"Anlayamadığımız... Hak veremediğimiz" husus ise şu:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, aynı zamanda "Anayasa Mahkemesi"nin savcılık kurumu."
Bu iki "yüksek kurum" arasında bir kopukluk mu var ki?..
Konularını "karşılıklı oturup, konuşmak" yerine...
"Kamuoyu önünde" tartışıyorlar. Oldu olacak...
Bari birbirlerine, bir de "Anayasa kitapçığı" fırlatsınlar.
***
Bedrettin Dalan ile "doğalgazı" konuşurken... Dalan "Almanya'dan örnek" vermişti.
"Anayasa Mahkemesi" konusunu yazarken de "Almanya örneğine" bakmak istedik.
Ve "kitabı" açtık. (İşte Almanya... Federal Hükümet Basın ve Enformasyon Dairesi Yayını.)
Almanya'da da "Anayasa Mahkemesi" var. Mahkeme "iki senatodan" oluşuyor.
İki senatonun da "sekizer yargıcı" var. Yargıçlar yarı yarıya "Federal Meclis" ve "Federal Konsey" tarafından seçiliyor. Yargıçların görev süresi "12 yıl."
***
Alman Anayasa Mahkemesi "parti kapatma davalarına" da bakıyor.
"Sokaktaki adamın" açtığı davalara da.
Zira...
"Temel haklarına devletin zarar verdiğini düşünen her vatandaş", Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilir.
Ancak "daha önce yetkili mahkemelerden sonuç alamamaları" kaydıyla.
Alman Anayasa Mahkemesi'nin, 2001 yılına kadar "karara bağladığı dava sayısı 112 binin üzerinde."
Ve son ayrıntı:
"Birleşmiş Milletler'in birlik gönderdiği misyonlara Alman askeri gönderilmesinin Anayasa'ya uygun olup, olmadığı konusunda bile" Anayasa Mahkemesi'ne dava açılabiliyor.
***
Tabii Almanya ile aramızda "önemli bir fark" var.
Onlar "üzüm yemenin" peşinde.
Biz ise "bağcıyı dövmenin."
|