kapat
04.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Gerçek Afrodit, Banu Alkan'dan nasıl intikam aldı?

Eskilerin inanışıdır.. Bir yıla nasıl girersen öyle çıkarsın.. Temsil yeni yıla yanlamasına yürüyerek girin, oniki ayın öbür ucundan yanlamasına çıkarsınız.. Bu bilgi doğrudur, üstelik denenmiştir..

Spottan devam ediyorum.. Geçen yılbaşında başım çok ağrımıştı.. Birkaç aspirin birden içtim.. Bütün yıl haplanmış gibi gezdim.. Ağzımdan çıkanı kulağım duymadı.. Sap yedim, saman çıkardım..

Yeni yıla girişime bakıyorum da 2002 yılının benim için "sanat etkinlikleri" ile dolu olarak geçeceğini şimdiden biliyorum..

Sanatla dolu dolu bir yıl geçirmek hiç fena değil.. Allah razı olsun sebep olanlardan..

Allah razı olsun Banu Alkan Hanımefendi'nin sinema klasiği olarak bizlere armağan ettiği Mavi Yolculuk filmini bulup, oynatanlardan..

***
Film 1965 yapımı.. Renkli.. Senaryoya ihtiyaç duymadan film çekilebileceğini göstermesi bakımından da ayrıcalıklı..

Banu Alkan parmak uçları üzerinde yürüyen, keklik sekişli iyi bir aile kızıdır..

Babası kendisine asil süsü veren bir zengindir..

Gerçi evdeki hizmetkar smokinin altına Sümerbank'ın Beykoz Kundura Fabrikası'ndan çıkma bir ayakkabı giyerken ailenin "asalet imajı" biraz çiziliyor.. Ancak öte yandan da bu kunduralar hizmetkara "dürüst başbakan" havası verdiğinden uğranılan manevi zararı çıkarıyor..

Zengin kızı Banu..
Banu Alkan'ı filmin başında Sibel Can'ın eski kocası Hakan Ural'a aşık olarak görürüz.. Genç çift birbirlerini ölesiye sevmektedirler lakin aralarında iletişim sorunu vardır..

Hiç konuşmazlar.. İletişim sorununu Banu Alkan çözer.. Her dört beş metrede bir Hakan Ural'a dönüp "Hu huuu!" diye el sallayarak, genç damadın evlilik müessesesine güven duymasını sağlar..

Yeni evliler balayı niyetine bir Mavi Yolculuk planlamışlardır.. Hep birlikte kahvaltı yaparken bunu konuşurlar, o sırada Beykoz kundurası giyen uşak bir paket getirir..

Paketten samur bir kürk çıkar.. Yaz ortasında samur kürkün nasıl bir hediye olduğunu çözmek icap ettiği halde kimse üzerinde durmaz.. Gönderenin kimliği de belli değildir.. Kürkün üzerinde sadece boş bir kartvizit vardır..

Banu Alkan "Aaa! Bu kürkü satıp hepsine mayo alalım.." derken, Türk tekstilciliğine olan güveninin altını çizer..

***
Banu ve Hakan lüks bir otomobille Bodrum'a giderler.. Niyetleri buradan bir tekne ayarlayıp Mavi Yolculuğa çıkmaktır.. Banu Bodrum sokaklarında gezerken çiçeği burnunda damadı çıldırtmak için herşeyi dener..

Esnafın tezgaha koyduğu bütün malları kurcalar, yiyecekleri mıncıklar.. Olan bitene bir mana veremeyen Hakan'a dönüp dönüp "Hu Huuu!" yaparak davranışlarının sebebini açıklamış olur..

Hakan ise babası Selçuk Ural'ın kıyafetleri ile gezmektedir.. O yüzden herşey kendisine bol gelir.. Kazım Paşamızın giydirip bayramlarda resmi geçit yaptırdığı Sarıkamış yetimlerine dönmüştür..

Banu ise üstünde ne varsa atıp, mayo giymiştir..

Bikinisinin iki parçası arasında kalan ve Anadolu uygarlıklarına ait bir höyüğü andıran göbeği ise filmi izleyenlere "Ne çabuk hamile kaldı?" sorusunu sordurmaktadır..

Ne var ki Banu'nun sorunu hamilelik değil, dengesiz beslenmedir..

Bir tekne kiralayıp Mavi Yolculuk rüyalarını gerçekleştiren çift teknede yalnızdır.. Karadayken kendilerini takip eden, bacakları post kıvamında kıllı yalınayak adamın farkında değildirler..

Adam varlığını sağa sola bıraktığı boş kartvizitle hatırlatmaktadır..

Belki de Toros Canavarı tatil için Bodrum'a gelmiş, bu çifti görüp gözüne kestirmiştir.. Yönetmen fazla ipucu vermediğinden bilemeyiz..

Banu teknede yine ayak parmakları üzerindedir.. Yine Hakan'dan uzaklaştığı her üç dört metrede bir kameraya dönüp "Hu Huuuu!" yapmaktadır..

Tehlike yakında..
Filmde yazılı bir senaryo olmadığından yönetmen de bunalıma girmiştir.. Bir yerlerden Homeros'un İlyada destanını bulup reji asistanının eline verir.. "Oku.." der..

Böylece Homeros destanını filmin her manzaralı sahnesinde dış ses olarak dinleriz.. Dinlerken de Banu Alkan ile destanda adı geçen Afrodit arasında akrabalık bağı olduğunu anlarız..

Lakin filmi kurtarmaya merhum Homeros'un dahi gücünün yetmeyeceği belli olmuş, yönetmen "Koyun ulan bir tecavüz sahnesi.. Hasılatı kurtaralım.." fikrine gelmiştir..

Bir gece yeni evliler teknede uyurken, yüzerek bir adamın yaklaştığını görürüz.. Adam, balıklar tarafından tanınmamak için başına bir kadın çorabı geçirmiştir..

Kimdir bu adam? Tan gazetesinin dolduruşuna gelip turistik hizmet vermeye niyetli bir sapık mıdır? Yoksa asıl Afrodit'in imajını kurtarmak için tuttuğu kiralık bir katil midir? Belki de sinir krizi geçiren filmin prodüktörüdür, bilemeyiz..

***
Başı kadın çoraplı sapık gereken keşfi yaptıktan sonra tekneye saldırır.. İki adamı daha vardır, onlardan biri de başına kadın çorabı geçirmiştir.. Mayolu üç adamın saldırısına uğrayan Banu sapıklara direnir..

Hakan ise "Öleyim de kurtulayım şu kadından.." fikrinden gittiğinden kavga edermiş gibi yapar ama aslında fazla mukavemet etmez..

Üç saldırgandan biri eli kolu bağlı Hakan'la birlikte teknede kalır.. Diğer iki saldırgan Banu'yu karaya çıkarır.. Saldırganlardan biri nedense mayosunun üzerine kilotlu çorap giymiştir..

Üçüncü saldırganın kilotlu çorabın kafaya geçirilmeyeceğini bilecek kadar görgülü olduğu bellidir.. Sadece kendi cinsel kimliği konusunda kararsızlık yaşamaktadır..

Asıl tecavüzcü başından çorabı çıkardığında Banu şoka girer.. Çünkü bu eski arkadaşı Tamer'dir..

Vakti zamanında Banu, iyi bir ailenin oğlu olan ve kendisine ilgi duyan Tamer'i "Hu huuu" diye diye ayar etmiş, sonunda birinci sınıf bir sayko yapmıştır..

Belki siz de bu muhteşem filmi seyretmek istersiniz diye hikayenin sonunu anlatmayacağım..

Sadece şu kadarını söyleyeyim.. Banu tecavüzün kaçınılmaz olduğu durumlarda ne yapacağını bilmeyen bir kadındır.. Asıl Afrodit'in ahı yerde kalmayacaktır..

Şahsen benim kalmadı.. Üstelik sanata da doydum..



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır