Üç konu...
Ankara'nın, gerek Avrupa Ordusu, gerekse Kıbrıs konusunda gösterdiği esneklik, uluslararası ilişkilerde her şeyin siyah-beyaz olarak görülmemesi gerektiğini, bir kere daha ortaya koydu..
10 gün sonra, Başbakanımız Ecevit'i Washington'a yolcu edeceğiz.. Kentin sanırım en pahalı oteli olan Ritz-Carlton'da kalacak bizim resmi heyet.. Yakışır.. Paramız olmasa da, IMF'den para da bekliyor olsak, bize böyle bir otel yakışır.. Hani Başbakan ve bakanlara bir sözümüz yok da, resmi heyet dediğiniz bir dolu insan.. Halbuki, resmi heyetimiz, Ritz-Carlton oteline yürüyerek bir dakika mesafede ve fiyatı çok daha makul otellerde kalabilirlerdi diye düşünüyoruz.. Benim merak ettiğim, günde, komik bir rakam olan 120 dolar harcama yetkisine sahip diplomatlarımız, bu lüks otelin gecelik ücretini ödemek bir yana, iki kere bu otelde yemek yeseler bu paranın yetmeyeceğini bilmiyorlar mı?
Bizim Washington büyükelçiliğimiz böyle gezilerde otellerden özel fiyat alır.. Yani normal müşteri fiyatının altındadır onların aldığı fiyat.. Ama yine de bizim diplomatlar ve diğer resmi zevat günde 120 dolarla nasıl bu işin altından kalkacaklar? Ben anlamadım bu işi..
Model Türkiye
Batı dünyasında giderek artan bir ağırlıkta, Türkiye'nin İslam ülkelerine örnek olması konusu üzerinde duruluyor.. Gazetecilerden, yönetime kadar bu konu tartışılıyor..
İyi hoş da, çok büyük çoğunluğu Demokrasi dışı rejimler tarafından yönetilen bu İslam ülkelerinin başındakiler, nasıl olacak da, tahtlarını, koltuklarını bırakıp, demokrasiye geçecekler?
Demokrasiye geçmeye en yakın İslam ülkesi "Saddam sonrası Irak" olarak gözüküyor.. Biraz zaman alsa da, orada kurulacak bir geniş koalisyon, ülkeyi Demokrasi trenine bindirebilir diye düşünüyoruz.. Böyle bir sonuç, biz dahil bütün dünya için çok daha hayırlı sonuçlar doğuracaktır..
Steve Rosen
Washington'u bilenler için, çok önemli bir isimdir Steve Rosen ismi.. AIPEC'tir.. Steve Rosen, Clinton döneminde, Washington Institute'de Türkiye üzerine bir konuşma yapan Dışişleri Bakanlığı'nın iki numarası Strobe Talbott'un bizi eleştiren sözlerine o kadar sinirlenmişti ki, biz de o toplantıda idik, kalkıp Başkan'ın, o güne kadar tanımadığı Ulusal Güvenlik Danışmanı Tony Blinken'e gitmiş ve onu ikna ederek, Clinton'ın Ankara ziyaretinde, kendi Dışişleri ile taban tabana zıt bambaşka bir dil kullanmasını sağlamıştı..
Steve bu olayı geçenlerde, Washington büyükelçimiz Faruk Loğoğlu'na da anlattı.. Washington'da bazı isimler vardır ki, size aklınıza bile gelmeyecek kapılar açarlar.. Sonra Keith Weizmann.. Barry Jacobs ve diğerleri.. Örneğin JINSA ekibi.. Bunlar, Türkiye'yi sürekli kollayan ve aleyhimize bir karar alınmaması için hem yönetim, hem de Kongre nezdinde çalışan, Türkiye'nin gönüllü lobisini yapan isimlerdir.. Başbakan Ecevit, şimdi, bu kişilerle bir toplantı yapacak Washington'da.. Umarız bugüne kadar düzgün giden ilişkilerimiz, daha da güçlenerek biter bu toplantı..
|
|