kapat
04.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Adalet varsa güven vardır

Bankalara devlet desteği sağlayan ve mali sistemin güçlendirilmesini amaçlayan yeni yasa üzerinde tartışmalar bitmiyor. Bu desteğin kime verileceği, kime verilmesi gerektiği üzerinde geçen yılın son günlerinde kopan tartışma devam ediyor.

Ekonomistler çeşitli görüşler savunuyor, siyasiler de farklı görüşler savunuyor. Ama herkes için ortak bir nokta var: Bu yasa, kamu vicdanını yaralamıştır. Ekonomi açısından, mali sistemin düzenlenmesi açısından böyle bir devlet desteğinin gerekliliği ayrı bir konudur. Bugüne kadar Ankara, zayıflayan mali sistemin düzenlenmesi konusunda tam tersi kararlar almış, uygulamıştır.

Geçen yıldan bugüne, mali durumu zayıflamış onca bankaya el konulmuş, bunların çoğu kapatılmış, ancak birkaçı satılabilmiş ve bir mağdurlar ordusu yaratılmıştır. Bu "yıkımcı" politikanın hiçbir şeyi düzeltmediğinin görülmesi için on binlerce insanın çok ağır zararlara uğraması gerekmiştir.

Cadı kazanının faturası
Bir yıl öncesinin ortamını hatırlayalım. Mali sıkıntıya düşmüş bankalar arasında hiçbir ayrım yapılmadan herkes aynı kefeye konmuş ve büyük bir "süpürme" harekâtı başlatılmıştır. Bütün bankacılar "şaibeli" muamelesine uğramış, tam bir cadı kazanı ortamı yaratılmıştır.

Devletin bankaları ve bütün bankalar sistemini denetleyecek organları, uzman elemanları, imkânları ve bütün bunların tepesinde de yasaları, önceden de vardı. Yanlış kararlar alınmasını, durumu zayıflayan bankaların fazla açılmasını engelleme yolları vardı.

Ancak ülke, duyguların aklın önüne geçtiği bir ortama sürüklenmiş ve fatura on milyarlarca dolar olarak bütün ülkenin başına kalmıştır.

Sadece "yıkın, vurun" çığlıklarının duyulduğu bu cadı kazanının içinde büyük haksızlıkların yapıldığının bilincine artık kamuoyu da varmıştır. Tartışılan son yasanın getirdiği en büyük soru ortadadır: Aynı durumdaki kuruluşlara üç beş ay önce en ağır muamele yapılırken bugün neden devlet desteğiyle banka kurtarma gereğini duyuyorsunuz? O zaman, böyle büyük bir yanlış yapıldıysa bu yanlışın hemen düzeltilmesi için neden harekete geçmiyorsunuz?

Yapılan yanlışı düzeltin
Ortada açık bir haksızlık durumu olduğu bugün en net biçimde ortaya çıkmıştır. Ve bu haksızlığın sembolü olan isim de gazeteci Dinç Bilgin'dir.

Dinç Bilgin, Etibank'a el konulmasıyla birlikte devletin sorumlu kuruluşlarıyla anlaşmak için harekete geçmiş, kendine ait bütün sorumlulukları kabul etmiş ve bütün yükümlülükleriyle ilgili ödeme anlaşmasını da yapmıştır. Etibank olayında mağdur bir tek insan yoktur.

Dinç Bilgin'den çok daha ağır suçlamalarla yargılanan insanlar çoktan dışarı çıkmışlardır, Etibank'ın durumuna çok benzer durumdaki bankaların kurtarılması için harekete geçilmiştir.

Dinç Bilgin'in halen tutuklu olmasını kim, nasıl açıklayabilir?

Başbakan Ecevit de yakın geçmişin bu uygulamalarını savunamamakta, "Oldu bir kere" demektedir.

"Oldu bir kere" diyerek adalet ve hakkaniyet duygusu geri getirilemez. Toplumdaki güveni adaletin varlığı sağlar. Adaletin olması için de yanlışların hemen düzeltilmesi şarttır.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır