Şirinlik mi şimdi bu?
Ben de bilirim, bilgisayarın başına çöreklenip, kuru kitabi cümlelerle, önüne gelene boncuk dağıtan yazılar yazmayı ve de kıdem fiyakası sürmeyi...
Ama buna yazarlık mı denir yoksa mavi boncukçuluk mu onu bilemem...
Yine de çok kolay olmadığını anlamaz değilim.
Dengeler dengeler
Türkiye gibi, binbir çeşit görüşün, izm'in, itikatın ve tarikatın kol gezdiği bir iklimde Allah'ın günü yazı yazacaksın ve de kimseyi incitmeden, kimseyi kırmadan, kendi "saygınlığından" da kıl kadar kaybetmeden, işin içinden çıkacaksın, devletle ve siyasi odaklarla aradaki dengeleri "aleyhe" bozmayacaksın, dikkatle kollayacaksın...
Tabii ki kolay değil...
Yoksa hacıninem de başyazar olurdu, ne var iki cümleyi arka arkaya çırpıştırmakta...
Velakin, bizim kuyruğumuz yandı ve de çok büyük bir kazık yedik, acımız var, sayın Oktay Ekşi beyfendi, o yüzden feryat etmekteyiz...
Bakın nasıl bağırmaya başladı Engin Ardıç, tv'leri 15 gün kapatılınca, görüyorsun, haksız da sayılmaz, yaptıkları yayın rezildi rezil olmasına ama verilen ceza da "yuhluk ve ohalık" yani!..
Demek istediğim kuyruğu sıkışan bağırıyor bu memlekette, milli huyumuzdur, ötekiler de seyrediyor, keyifle...
Temizel'i eleştirenler...
Dünkü Hürriyet'te (Hürriyet'te diyorum, çünkü orada yazdığınızı bilmeyenler olabilir, yanlış anlamayın, çok çok tanınmış bir koca yazar olmadığınızdan değil, yurdum insanının sağ solu belli olmaz, yazarı bilir gazeteyi bilmez, gazeteyi bilir, yazarı çıkartamaz) evet, ne diyorduk, dünkü Hürriyet'teki ne şiş yansın ne kebap yazınızda, "fırsat buldukça Temizel'i eleştirenler" diye bir söz söylemişsiniz, sonra da "Temizel'in bu memlekete yararlı işler yaptığını" ifade buyurmuş ve fakat hangi yararları sağladığını yazmayı unutmuşsunuz...
Saygıdeğer meslektaşım!
Temizel'i baştan beri eleştiren kişi bendeniz oluyorum naçizane, bu bakımdan serzenişinizi üzerime alındım, kavga çıkartacak değilim, sadece bazı hususları arzedeceğim.
Devletçi zihniyet
Eleştirilerimi, asla Temizel'in kişiliğine değil, esas olarak temsil ettiği "devletçi" zihniyete yöneltmiş bulunmaktayım, aslında "davranışlarında" da eleştirilecek hususlar bulunabileceği halde...
Bu "devletçilik" denilen zihniyetin, önce ekonomik, sonra siyasi ve sonra da sosyal bakımdan ülkemin ırzına geçtiğini düşündüğüm için lafımı da esirgemek istemiyorum.
Sizin de, "militer-sol" tandanslı birinci sınıf bir "devletçi" olmanız sebebiyle Temizel'e hayranlık beslemenizi sevgi ve sempatiyle karşılıyorum.
Fakat sorarım size:
BDDK başkanlığı sırasında, Etibank olayına yaklaşımındaki nobranlık ve nadanlık yüzünden yıllarca emek vererek yarattığımız gazete ve televizyonların gördüğü büyük zarardan sonra bir de Zekeriya beyden şükran ve minnetle mi sözedecektik yani?
Size ille de Temizel'e kızmalısınız, demiyorum.
Bizim hislerimizi ancak, başına "çorap örülenler" bilir.
Özel şirket düşmanı
Ama...
Yılların emeği ve çabası ile kurulmuş binlerce kişinin çalıştığı şirketlere sadece "vergi kaynağı" gözüyle bakıp, zerrece saygı ve sempati duymayan bir zihniyeti de adama kolayından savundurtmazlar, kusura bakmayın...
Bu memleket artık lütfen dingonun ahırı olmasın!..
Yeter, solculuk, halkçılık vesair yaftalar altında sürdürülen gericilik, yeter bu laik irtica, yeter!..
BDDK başkanı iken yaptıkları bugün artık, hükümet, siyaset ve de uzman çevrelerce yerden yere vurulmaya başlanmışken...
Artık birçok gazeteci tarafından da bağnazlığı ve bilmezliği açıkça dile getirilmekte iken...
Temizel'i savunmaya kalkışarak şirinlik mi yapmaya çalışıyorsunuz allahaşkına?..
Bürokrat yalamak
Sizden "devletçilik despotizmi"ni anlamanızı beklemiyorum...
Koca bir ülkenin, Ankara'ya beyinden bağımlılığının ne utanç olduğunu keşfetminizi de beklemiyorum.
Fakat yakın tanıdıklarınıza şunu sorabilirsiniz:
Sadece şirketlerin başına bir kaza bela gelmesin diye yılda kaç kere İstanbul'dan Ankara'ya gidip, resmi dairelerde "bürokrat yalamak" zorunda kaldıklarını öğrenebilirsiniz...
Temizel size afiyet şeker olsun biz almayalım Oktay Bey!
|
|