Bütün dünya uygarlığın nimetlerinden yararlanırken Türk halkı daima kazığını yiyerek tanışıyor bu nimetlerle..
Bir halkın sabrı bu kadar zorlanmaz ki..
Belediyeler "En ucuz ve temiz yakıt doğalgaz" diye reklâmlar yaparak milleti ağına düşürdü, şimdi haydut gibi soyuyor!
2001 yılında 15 milyon metreküp doğalgaz tüketildi. İthalâta 1,5 katrilyon lira karşılığı döviz ödendi. Ama bu gazı kullanan halktan tam 6 katrilyon lira para toplandı.
Bir koyundan üç post çıkarmak buna denir!
Paranın 2 katrilyon lirasına yakın kısmını BOTAŞ, 1,5 katrilyonunu belediyeler, 1 katrilyonunu da vergi olarak Maliye aldı.
Yüz liralık bir malın halka 400 liraya satıldığı bir ülke, hiç bir yerde yoktur. Ne demokrasilerde, ne diktatörlüklerde, ne pazar ekonomilerinde, ne merkezden güdümlü ekonomilerde.
Millet, doğalgazlı cehennem ateşinde yanarken "zebani"ler kavga ediyor. BOTAŞ belediyeleri, belediyeler BOTAŞ'ı suçluyor.
Suç duyurusu..
Tüketici sözde yasalarla korunuyor.
Enerji fiyatları düşerken ve tüm ülkelerde doğalgazın satış fiyatı buna paralel olarak inerken Türkiye'de bu soygunun sebeplerini ve suçlularını araması gereken makamlar niçin uyuyor?
Tüketiciyi korumakla yükümlü genel müdürlük bunun için kurulmuştur. Şimdiye kadar bu otoritenin, çoktan suç duyurusunda bulunması gerekirdi.
Belediyelerin sosyal görevleri de vardır.
Ama belediyeler, gözünü hırs bürümüş özel sektör tekellerine rahmet okutacak bir aç gözlülük ve acımasızlıkla yüzde 40'a varan kârlar bindirerek halkı soyuyor.
BOTAŞ maliyet fiyatı vermiyor. Fakat yürürlükteki anlaşmayı 1985'te Ruslarla yapan Ekrem Pakdemirli dün bir ipucu verdi:
"Doğalgazın sınırda teslim fiyatı, 5 numaralı kükürtlü fuel-oilin İtalya fiyatının yüzde 12 eksiğidir. Bu da BOTAŞ'ın Rus gazının metre küpüne en çok 50 bin lira ödediğini gösterir.."
Başka kapıya..
Eğer bu ülkede hak, hukuk varsa, 50 bin liralık gazı halka 400 bin liraya satan düzeni alt-üst eder, yerle bir eder!
BOTAŞ'la beraber bütün belediyelerin hesapları denetlenmeli, sorumluluğu olanlar en ağır şekilde ceza görmelidirler.
Belediyeler kara deliklerini kapatmak, belediye başkanları partilerini ve yandaşlarını doyurmak için başka kapıya gitsinler..
Bu rezil soygun, KİT gibi, BİT gibi kuruluşların ne kadar vahşi birer soygun ve ne kadar verimsiz ve savurgan birer gayya kuyusu olduklarını kanıtlıyor.
Belediyeler bindikleri dalı kestiler.
Bu hizmetin özelleştirilmesi ister istemez gündeme gelecektir. En kazıkçı özel şirket bile yüzde 15'ten çok kâr koymaz çünkü.
Ayrıca Yerel Yönetimler Yasası'na en büyük kötülüğü, bu hâyâsız soygundaki rolleri açığa çıkan belediyeler yaptılar.
Bu tecrübenin yıkımı ortada dururken hangi meclis belediyelerin yetkilerini arttıran bir yasaya onay verir?
Kendisini seçen insanları kazıklayan bir siyaset terbiyesine kim kentleri teslim eder?