Vicdan değil, cüzdan!
Albayrak Grubu'nun sahibi olan gazetede bir haber: "Gürtuna personelini yollarda perişan etti!"
20 bin okuru "Vay be helal olsun bu gazeteye!" diyecek, "Ne vicdanlı gazeteymiş... İşçiyi memuru düşünüyor, belediye başkanını rezil ediyor!" diye düşünecek...
Acaba kazın ayağı öyle mi? Bu tepki vicdandan mı geliyor, yoksa cüzdandan mı?
Bu konuya geçmeden önce gelin bu haberden alıntılar yapalım:
"Servis ihalesinin ertelenmesi nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi personeli soğukta otobüs beklemek zorunda kaldı..."
Sanki İstanbul'da her çalışan, patronu tarafından evinden özel araçla aldırılıyor... Sanki belediye personeli işe otobüsle gidip gelse asaletinden oluyor... Zannedersiniz ki; beyzadeler sadrazamdan düştüler de halkla yan yana oturamıyor..
Devam edelim...
"Bazı çalışanlar kendi araçlarıyla belediyeye gelmek isteyince E-5'te ve Merter'de trafik tıkandı!"
Breh! Atmayın ayıptır be! Belediyede kaç kişi çalışıyor, kaç kişinin özel aracı bulunuyor da bunlar direksiyona geçince E-5'i tıkıyor... Yalanın da edeplisi, erkanlısı, ölçülüsü olur...
***
Yazının başında bu haberin cüzdanla ilgili olduğunu söylemiştik!
Neden mi?
Büyükşehir Belediyesi'nin personel taşıma işini yıllardır Albayraklar götürüyor... Personel taşıma ihalesine daha çok firma girmesi ve Albayraklar'ın karşısında daha çok rakip olması için ertelenince malum gazete silahını çekip, tetikçiliğe soyunuyor...
Bakalım göreceğiz... 8 Ocak'ta yapılacak bu ihaleyi eğer yine Albayraklar alırsa bu tetikçiliğin işe yarayacağını göreceğiz...
Askersiz paşa!
İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen'in, trafik polisliğini belediyelere bırakma niyetine tüm belediye başkanları alkış tuttu... Örneğin Gürtuna "Yerinde olur", Gökçek "Çağdaşlığın gereği bu", Piriştina "İyi olur" dedi...
Tamam da; bugün belinde silahı, elinde gözaltına alma yetkisi olan polisin başedemediği hız manyaklarını, alkollü canavarları, kırmızı ışıkta durmayı kendine yediremeyen kabadayıları belediye zabıtaları mı durduracak?
Niyet güzel de pratik değil...
Oldu olacak Amerika'daki gibi tüm polis gücünü yerel yönetimlerin emrine verelim... Bir başka ifade ile İstanbul'daki 30 bin polisi Gürtuna'nın, İzmir'deki 15 bin polisi Piriştina'nın emri altına gönderelim...
İçişleri Bakanı Yücelen bu teklife acaba ne der? Bence askersiz paşa olmayı herhalde kabul eder...
ANKARA BU SESE KULAK VER
Türkiye için..." Ama olmuyor!
Çalışıyoruz, üretiyoruz, ülkemiz için emek sarfediyoruz. Biliyoruz ülke ekonomisinin canlanması için tüketim, tüketim için alışveriş gerek... Alışveriş olmazsa kısırdöngü olur, üretim durur, istihdam durur, vergi gelirleri azalır, elonomik kriz daha da derinleşir.
Biz de alışveriş yapmak istiyoruz, ekonomiye katkı sağlamak istiyoruz, gezip görerek turizmi, kültür sanatla ilgilenerek kültür alemini, hatta hergün her gazeteyi, her ay tüm dergileri alarak basını desteklemek istiyoruz. Bizler mevki, makam ve sosyal konumumuza uygun yaşamak, kendimizi geliştirerek ülkemize daha nitelikli hizmet vermeyi de istiyoruz.
Ama olmuyor!...
İndirimde "Türkiye için seve seve" kampanyasıyla bir ayakkabıyı bir asgari ücrete, bir kravatı 50 milyona, bir mantoyu 300 milyona satan ve "Tatilde hangi Avrupa ülkesine gitsem?" planı yapanlara yeterince yardımcı olamıyoruz... Çünkü bizler 200 milyon alan memurlar, 300 milyon alan öğretmenler, 500 milyon alan öğretim görevlileri, doktorlar, 600 milyon alan adalet mensuplarıyız.
Haydi büyüklerimiz! Ülkemiz için seve seve çalışan bizler insanca yaşamak, kaliteli hizmet için kendimizi geliştirmek, çocuklarımıza iyi bir eğitim vermek, hatta alışveriş yaparak ülke ekonomisine katkıda bulunmak istiyoruz.
Ama olmuyor!
Verilen ücretlerle bunlar olmuyor... Sadece bugünler değil, yarınlar da kayboluyor... Haydi büyüklerimiz; bu ülke için seve seve çalışan bizlere layık olduğumuz ücretleri seve seve verin...
Verin ki ekonomi canlansın...
Ahmet ÖZTEMEL
Fıkra
Taksiciden intikam!
Yağmurlu ve fırtınalı bir havada kahramanımız elini kaldırır bir taksi durur. Gideceği yeri söyleyince, taksici kızarak, "Ohooo... Orası çok yakın alamam seni" der ve gazlar.
Ertesi gün şans eseri bir bakar ki, dün geceki taksici evinin önündeki taksi durağında üçüncü sırada duruyor. Hemen bir plan yapar ve ilk taksi şoförüne yanaşır:
- Ataköy'e kaça götürürsün
- 5 milyona...
- Sana 20 milyon veririm ama bir kere öperim...
- Hadi be! Sapık mısın defol git...
Bizimkisi ikinci sıradaki taksiciye de aynı teklifi yapar, "Vay sapık vay defol git" cevabını duyar...
Sıra bir gün önce kendisini almayan üçüncü taksiciye gelmiştir:
- Ataköy'e kaça götürürsün?
- 5 milyon...
- Peki sana 20 milyon veririm ama bir şartım var...
- Nedir?
- Giderken diğer taksicilere el sallayacaksın...
- Ne demek! Mevzu değil, sallarım tabi.
Hay ağzını ÖPEYİM!
Millet olarak çok müs-rifiz... Şahsi harcama-larımızda ölçülü olmak, ülke kaynaklarını dikkatli kullanmak dini ve milli bir görevdir... (Diyanet İşleri Başkanlığı)
ALKIŞ
Yoğun kar yağışı nedeniyle lojmanlarından araçlarını çıkaramayıp ilk kez otobüse binmeye tenezzül eden milletvekillerine...
Kırmızi kart
Sergen'le çapkınlık konusunda yarışa giren ve "Daha çok ekmek yemesi gerekir" diyen, üstü kapalı da olsa zamparalığıyla övünen motivasyoncu Kadir İnanır'a...
Fenerbahçe Teknik Direktörü Verner Lorant'ı daha işbaşı yapmadan "Bavyera köylüsü" ilan eden spor basını ayıp etti...
|