kapat
04.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Kim bozduysa o düzeltecek

İç borç stoku geçen yıl 36 katrilyon liradan kasım sonunda 117 katrilyona yükseldi. 11 aylık artış dolar bazında yüzde 50'yi buldu. Borç stoğundaki bu artış kemerlerin sıkıldığı bir yılda gerçekleşti. Bunun nedeni, kriz ortamında kamulaştırılan 19 özel bankanın getirdiği 20 milyar dolarlık yükün ve kamu bankalarının 25 milyar doları bulan görev zararlarının Hazine tarafından üstlenilmesidir.

* Son aşama- Hem geçmişten gelen olumsuzluklar hem de krizin etkisiyle geride kalan bankaların sermaye yapıları zayıfladı. Şimdi büyük özel sektör bankalarıyla sektörün yeniden yapılandırılmasının son aşamasına gelindi. Kriz ortamının getirdiği etkiyle sermayesi zayıflayan büyük özel sektör bankalarına yeni sermaye enjeksiyonu yapılacak. Bankalara konulacak sermaye ile yüzde 8 olması gereken rasyonun 5'ini banka sahipleri ödeyecek. Yüzde 8'i tamamlamak için geriye kalan 3'lük bölüm ise kamu tarafından karşılanacak. Kamunun hisse senedine dönüşebilir tahville borç verebilmesi için, banka sahiplerinin yeni sermaye koyma şartı var. 7 yılda geri ödemesi olacak sermaye benzeri borcun faizi piyasa şartlarından olacak. Ya da devlet verdiği sermaye oranında bankaya ortak olacak.

* Operasyonun önemi- Güçlendirilemeyecek kadar sermayesi zayıflayan bankalara ise yine el konulup yeniden satış veya tasfiye edilme uygulaması sürecek. Sermaye enjeksiyonu sektörde yüzde 1'in altında pay alan küçük bankalara uygulanmayacak. Bununla küçük bankalar birleşmeye zorlanıyor.

Sermaye enjeksiyonunun ne kadar olacağını bağımsız denetim şirketleri belirleyecek. Operasyon ile bankalar güçlendirilirken kaynak toplamaları ve kredi açmaları kolaylaştırılmış olacak. Bu yolla da krizden çıkışın önü açılacak. Yani bankacılığı düzeltmeden krizden çıkılamayacak. Çünkü, bankacılığı zayıf bir ekonomiyi canlandırmak, bu ekonomiye yerli-yabancı sermayeyi çekmek, güven yaratmak mümkün olamıyor.

Aslında yapılan, sağlığı bozulanın öldürülerek, devletin ve ekonominin daha büyük maliyetlerle karşı karşıya kalması yerine, daha az maliyetle hastalığın tedavi edilmesidir.

* Hem geç hem güç- Bunun neden bir yıl önce veya 2000 başında yapılmadığı ayrı bir konu. Çok geç kalındığı ve uzağın görülemediği bir gerçek. Çünkü iç borçlanmayla bankacılık kesiminin üzerine getirilen riskler ve sektörün bozulan yapısı biliniyordu. Bunun için de, kriz bankacılık sektöründen patladı ve en çok bu sektörü vurdu.

Siyasiler, yıllarca aldıkları yanlış popülist kararların bedelini Hazine'ye ödettiler. Hazine'nin aşırı iç borçlanması bankaların sağlığını bozdu. Banka krizi de tüm ekonomiyi krize soktu. Düzelme, bu gerekçeyle aynı sırayla olmak durumunda. Sistemi kim bozduysa o düzeltecek. Nereden bozulmaya başladıysa düzelmede oradan start almak zorunda.

Üstelik bu operasyon, sektörün yapısı nedeniyle zaman kaybedilmesine, gerekli- gereksiz tatışmalara girilmesine fırsat da vermiyor.

* Sonuç- "Diken battığı yerden çıkar" Türk Atasözü



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır