Bu hafta Türkiye'nin çok önemli konukları var.. Yılın ilk konukları olacaklar.. Bu kişiler Amerikan Senatosu'nun 10 üyesi.. Teröre karşı ABD ile birlikte savaşa giren ülkelerin ziyaretine Türkiye'den başlıyorlar..
Ankara'da Başbakan ve Cumhurbaşkanı ile görüşecekler.. İstanbul'da da bir yemekli toplantıya katılacaklar.. Aralarında, ülkesinde Başkanlık yarışına girmiş olan Joseph Lieberman gibi çok önemli isimler var..
Bu gezi, Ecevit'in Washington gezisi öncesi ABD yönetimine sadece Irak veya Afganistan konusunda değil, ama, Kıbrıs konusunda da mesajlar gönderebileceği bir imkân..
Kıbrıs söz konusu ise, şu gelişmeleri de sizlere duyurmak isteriz;
Dışişleri Bakanlığı'ndaki dostlarımdan öğrendiğime göre, Denktaş'ın son açılımlarında, Ecevit'in telkinleri önemli rol oynamış.
Görünen o ki, eğer adadaki iki taraf, özellikle tazminatları sıfırlayabilirse, konu önemli ölçüde çözüme yaklaşmış olacak.. Bunun formülü de, Türkiye'nin Rum yönetimine bırakacağı topraklara gelip yerleşecek olan Rumlardır. Çünkü, 1974 yılında kuzeyden güneye göç eden Rum sayısı 160 bin dolayında.. Güneyden gelen Türklerin sayısı ise 60 bin.. Karşılıklı tazminatlar, yukardaki bu formülle çözülebilir.. Türkiye, Maraş ile birlikte 7 bölgeyi Rumlara geri vermeyi kabul edebilir..
Dentaş, Klerides ile görüşmelere iki hafta sonra başlıyor.. Görüşme masasına Denktaş'ın bir "yol haritası veya belge" ile oturması beklenebilir.. Çünkü eğer adada bir çözüme gidilecekse, bir belgenin masada olması ve tarafların bu belge üzerinde müzakere etmesi gerekiyor.. Bu belge, diplomasideki tabiri ile "Blue Print" olacak..
Müzakere süresince, Denktaş'ın sürekli aklında tutması gereken, Klerides'e yaptığı açılımların hem ABD, hem de AB nezdinde Türkiye'nin lehine bir hava yarattığı gerçeği..
Zamanda bir yolculuk yaparsak, Ankara ve Atina'nın 1958-59 yıllarında adadaki taraflara verdiği desteğin nasıl 1960 anlaşması ile sonuçlandığını hatırlarız.. Bu anlaşmanın 1963 yılında çökmesinin belli başlı nedeni, Menderes-Zorlu ile Karamanlis-Averof dörtlüsünün 1963 yılında iktadarda olmamaları idi..
Şimdi de Ankara ve Atina'daki iktidarların, Denktaş ve Klerides'e aynı desteği vermeleri gerekiyor.. Kıbrıs Rum Kesimi'nde yapılan son kamuoyu araştırması, Rumların yüzde 60'ının barış görüşmelerini desteklediğini gösteriyor. Denktaş yıllar sonra ilk kez güneye geçtiği zaman, öyle onbinlerce kişi filan sokağa dökülmedi.. Bunlar önemli işaretler..
Kıbrıs ile ABD arasındaki saat farkı da, Ecevit'in, Washington'da Başkan Bush ile yapacağı görüşme öncesi, Türkiye'ye avantaj sağlıyor.. Ecevit, Bush'a, Türkiye'nin barış sürecinin mutlu sona ulaşması için elinden geleni yapacağını anlatmalı ve bu konuda ABD'den destek istemelidir..