Önümüzdeki yıl, ne olsaydı çok sevinirdim, acaba ne beni çok mutlu kılardı, diye düşünüyorum.
Bir avukat dostum geçende, "Ben yıllardır kullandığım lafı değiştirdim" diyordu, "artık insanlara mutluluk diliyorum, çünkü mutluluğun içinde zaten herşey var.."
Sevdim bu fikri...
Mutluğun içinde, sağlık da var, yeterli maddi olanak da var, huzur ve sevgi de var...
Ruh hastası olmayan bir insan başka daha ne ister?..
Başka ne isteriz?
"Yeterli maddi olanak" dedim de başka bir noktayı hatırladım, ne zamandır sizlerle paylaşmak istediğim:
Türk insanında, "para kazanma bilinci" henüz yeterli olgunluğa erişmiş sayılmaz. Hani ingilizlerin "to earn money" diye söyledikleri "hayatını kazanmak" kavramını kastediyorum.
Bizdeki yaygın eğilim, ya avantadan yaşamak, ya haketmeden dünya kadar paranın üzerine oturmak ya da "fiyakalı makama" yerleşip para kazananları ayıplamak!..
Düzenli bir kazanç
İnsanlara dikkat ettim, çoğu yeni yılda "bol kazançlar" diledi birbirlerine... Buna da şükür gerçi de!..
Bence en muhteşem sistem, insanlara sağlanacak "düzenli ve yeterli kazanç" sistemi olsa gerektir.
Hani Türkiye'de hiç olmayan ve hiç kavranmamış sistem...
Tahayyül edin..
Düzenli ve yeterli bir kazancınız var...
Başka ne istersiniz?..
Böyle bir imkanda, aşkı, huzuru, sevgiyi ve dinginliği de tesis etmek çok kolay olmaz mıydı?..
Benim istediğim işte bu!..
Hem kendime hem de hakeden dostlara bir tek şey diliyorum:
Düzenli ve yeterli kazançlar!
Misal, ille de gazetecilik veya yazarlık yapmak zorunda değilim...
Bu konuyu çoktan analiz edip çözümledim ve ruhumda sükunute kavuşturdum, bile...
Ben yazı yazmazsam memleket fazla bir şey kaybetmez.
Tokgözlü bir insanım, ille yükseklerde oturmak gibi bir derdim hiç olmadı.
Yatlarım, katlarım niye olmadı diye dertleneceğimi de sanmıyorum.
Bir başka işle de pekala uğraşabilirim yeter ki, yeterli ve düzenli bir kazancım olsun, ele güne avuç açmayayım.
İnsanın gururu, dile dolanmış birçok maddi servetten ve her türlü değerden üstündür.
Güvende hissetmek
Düzenli ve yeterli kazanç, insanın huzurunu sağlayan yegane sistemdir de...
Bir, güvensizliğin iliklere işlediği Türkiye'ye bakın, bir de müreffeh ülkelere bakın...
Düsseldorf'ta 3 bin mark aylıkla çalışan Adanalı Hasan, İstanbul'da büyük bir holdingde 20 bin dolar aylıkla danışmanlık yapan hukuk profesörü Necati beyden daha güvende ve huzurdadır.
İnsan işini onur ve gururla yapıyor da karşılığında düzenli ve yeterli bir kazanç elde edebiliyorsa, hangi meslekte olursa olsun, "mutluluk probleminin" büyük kısmını çözmüş demektir.
Geriye kala kala sıcak bir yuva kurmak, şirin bir aile tesis etmek yahut da tek başına maceradan maceraya koşturmak kalır, kişinin meşrebine göre...
Basit ama
İstediğimiz şey ne kadar basit aslında?..
Basit ama...
Türkiye'yi 60 yıldır yönetenler, meseleyi bu kadar basit ve berrak göremediler.
İnsanlara, düzenli ve yeterli bir kazancı sağlamak yerine, soyup soğana çevirmeyi, talan etmeyi, dövmeyi, kırmayı, itip kakmayı ve yalan ile palavra atmayı tercih ettiler.
Çok afedersiniz, "aşşağılık" almanlar, ingilizler, fransızlar, yunanlılar, ispanyollar, italyanlar, portekizliler ve Allah'ın ittir ettiği buz gibi coğrafyalarda yaşayan vikingler bile bunu başadılar fakat bizim üstün ırkımız beceremedi ne yazık ki!..
Çünkü biz sürünmeyi, açlığı, ölümleri, palavra dinlemeyi, kendimizi kandırmayı ve kazıklamayı, yalanı, dolanı nedense çok seven bir "üstün ırk" haline getirildik!..
Sahi, Bir Türk niye dünyaya bedeldi?
Her halde bu kadar berbat bir yaşam tablosunu yaratmayı ve yaşamayı becerdiği için...