kapat
02.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Yılın ilk günü Sabah'ta

Ben en çok kendi takvimlerime inanırım...Kendi çevremde dönüp duran; harcında bugüne kadar yapıp ettiklerimle benden bağımsız kader çizgilerinin birbirine karıştığı kişisel takvimime bağlılığım tamdır!

Ancak hepimize ait takvimin cilvelerini, gürültülerini, "yarım elma gönül alma" numaralarını da severim; özel günlerini, ürettiği "batıl" takıntıları, durup dururken karşıma çıkardığı "milat"larını da severim...

Yeni yılın ilk sabahı yeşil olan ne varsa üstünün karla kaplandığını görerek uyandım.

Yeşili ve güneş sarısını başka şeylere değişmem ya, karın bembeyazlığını da hayra yorumladım!

Evde kalıp internet yoluyla yazıyı geçip, mis kokan kahvelerle dolu fincanlarla sevişmek, aynı anda dört kitap okumaya çalışarak keyiflenmek, "Alice" kanalını açıp gözümü ayırmamasıya ekrana dikmek de vardı...

Ama her zamankinden çok istedim gazeteye gelmeyi!

Yeni yılın ilk günü Sabah'ın kapısından içeri girmek, gazete havasını ciğerlerime çekmek istedim.

Geçen yılı hem ülkenin, hem medyanın hem de Sabah'ın başında dolaşan karanlık bulutlara olağanüstü bir çabayla ve kahramanca direnerek geçiren arkadaşlarımın arasında geçirmek istedim yeni yılın ilk gününü...

Öyle uzaktan bakanların asla anlamayacağı bir dayanışma, kararlılık ve fedakârlık savaşı veren dostların, arkadaşların arasında olmak 2002'nin ilk gününde...

Bunu çok istedim.

Daha geçen hafta yama yapılmış çukurların sulu karla yeniden açıldığı, modern(!) Türkiye'nin modern(!) yollarından geçip geldim gazeteye.

Odamın bulunduğu kata çıktım.

Krizle sınanıp çeliğe dönüşmüş sinirlerini yeni yılın umutlu neşesine teslim etmiş haberci arkadaşlarımı gördüm. Nasıl canlı, nasıl sıcaktı ortalık!

Dedim ki, içimden...

İyi ki, geldim gazeteye...

İyi ki, bu çocukları, bu "hayat ve onur savaşçısı" arkadaşlarımı gördüm bugün!

Bunu iyi günlere işaret saymak istedim, öyle saydım.

Teşekkürler hayat!

Çok zorladın geçen yıl beni, bizi, hepimizi!..

Çok ittin, çok dayadın sırtımızı duvara!

Geride gidecek yer kalmadı çoğu zaman!

Yine de teşekkürler!

Çünkü bize "kesinkes kaybettik" dediğimiz durumlarda bile, insan yanlarımızın kazançlı çıkabileceği yollar olduğunu ve bundaki güzelliği öğrettin.

Çünkü en karlı, en kapalı günlerde bile bir yerlerde, en azından gelecek mevsimde güneş ışıkları bizi bekliyor, bunu anımsattın, bunu gösterdin...

Kişilik yoksa hepsi sıfır
Okurum Ufuk Günalp şu öyküyü göndermiş, size de aktarmak istedim:

Hani sırf iyi insan olduğu için öğrencilerin "değer vermeme" acımasızlığı gösterdiği hocalar vardır...

İşte onlardan biri sınıfa girmiş, derse başlamış.

Kimse takmıyor. Müthiş bir uğultu sınıfta!

Bir süre ayakta durmuş, sonra tahtaya kocaman bir "1" rakamı çizmiş hoca.

"Bakın" demiş; "Bu kişiliktir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey."

Sonra "1"in yanına bir "0" koymuş.

"Bu başarıdır" demiş hoca; "Başarılı bir kişilik 1'i 10 yapar..."

Sonra bir "0" daha koymuş.

"Bu tecrübedir" demiş, "10'ken 100 olursunuz."

Hoca sıfırları ekleyerek uzatmış; yetenek, sevgi, çalışmak...

Derken eline silgiyi alıp bütün sıfırların önünde duran "1"i silivermiş.

Sert bir ifadeyle dönüp sınıfa demiş ki; "Görüyorsunuz, kişiliğiniz yoksa; öbürleri hiçtir!"

Çıt çıkmamış sınıfta...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır