kapat
02.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Yine yanlış teşhis

2001 yılını hepimiz için kâbusa çeviren ekonomik krizin yavaş yavaş da olsa aşılacağı konusunda umutlarımız artıyor.

İlk geldiğinde kurtarıcı gibi sarıldığımız ama aradan birkaç ay geçmeden günah keçisi yapmaya kalkıştığımız Kemal Derviş'e şimdi yine itibarını iade ediyor ve hatta onu "Yılın Adamı" seçiyoruz.

Karamsarlık iyimserliğe, umutsuzluk umuda, durgunluk harekete dönüşüyor ağır ağır...

Ama, bu güzel gelişmelere rağmen, beni korkutan nokta şu ki; "bütün bunlar neden başımıza geldi, biz bu kabusu neden yaşadık" konusunda fikir birliği içinde olmaktan hâlâ çok uzağız.

Hastalığı hep birlikte yaşadık. Ama teşhiste bir türlü hemfikir olamadık.

Gerçek suçlu gizleniyor
Krizin sebebi konusundaki teşhis farklılıklarının en açık örneklerinden birini, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, yeni yıl demecinde verdi.

Şöyle dedi Sayın Sezer: "Ülkemizin gelişme sürecini kesintiye uğratan ekonomik krizlerin ve sosyal adaletsizliğin en büyük nedeni yolsuzluktur."

Sezer'in bu değerlendirilmesinin bugün sıradan bilincin bir yansıması olduğu; Türkiye'nin dört bir yanındaki kahvehanelerde ekonomik durum değerlendirmesi yapan on milyonlarca insan tarafından paylaşıldığını biliyoruz.

Ama böyle bir teşhis hatasının devletin başında bulunan kişi tarafından yapılması özel bir önem taşıyor. Çünkü Sezer bu değerlendirmesiyle -niyeti öyle olsun veya olmasın- gerçek suçluyu, yani kendi başında bulunduğu kurumun suçunu gözlerden gizlemiş oluyor.

Şimdi elimizi vicdanımıza koyup soralım:

Ekonomiyi bir düzine iş adamının yolsuzlukları mı batırdı? Yoksa üretmeden tüketmek alışkanlığı içindeki milyonlarca insan mı? Ve o milyonlara bu kötü alışkanlığı kim kazandırdı?

Yıllar yılı, ülkenin tasarrufunu, kendi kara deliklerini kapatmak için kullanan ve reel kesime bir kuruş kaynak bırakmayan devlet en büyük hortumculuğu yapmadı mı? Ve bu en büyük hortumcu kendine çeki düzen vermezse, yolsuzlukların kökü kazınsa bile ekonomi kurtulabilir mi?

Ekonomiden biraz anlayan herkes biliyor ki, yaşadığımız kriz, esas olarak devletin kriziydi. Onyıllardır sürdürülen devletçi ekonomi politikalarının tıkandığı noktada patlak veren ve ancak bu politikalardan vazgeçilip piyasa ekonomisine geçişin temelleri atılırsa çıkılabilecek olan bir krizdi.

Bu gerçeği Derviş de, Derviş'ten önce birçok aklı başında iktisatçı da defalarca dile getirdi.

Ama görüyoruz ki, gerçeği sadece Derviş'in ya da bir avuç insanın bilmesi yetmiyor. Büyük çoğunluk hâlâ, yaşanan hastalığın ciddi bir operasyon gerektiren yapısal bir hastalık olduğunu görmüyor ve ağır bir grip geçirdiğini sanıyorsa; yakında ilacını kesip ayağa kalkacak ve eski hayatına kaldığı yerden devam etmeye kalkışacaktır.

Bu yüzden, geniş kitlelerin, özellikle de kamuoyu önderlerinin yaşanan hastalığının adını doğru koymaları, izlenecek tedavi açısından hayati önem taşıyor.

Asıl tedavisi gereken devlettir
Evet, iyi işleyen ve uluslararası piyasalarla entegrasyonu hedefleyen bir ekonominin, mutlaka sistemindeki kaçakları tıkaması ve yolsuzluklara geçit vermemesi gerekir. Piyasaların denetimi, şeffaflaşması önemli bir hedeftir. Ama bunu bir hedef olarak koymak başka şeydir; krizin asıl sebebi olarak göstermek başka! Birincisi önemli bir tespittir, ikincisi hedef saptırma...

Yılın ilk gününde, herkesin iyimserliğe, pembe hayallere bu kadar muhtaç olduğu bir zamanda kulağa pek hoş gelmeyebilir ama, gerçek şu ki; "hortumculuk" klişesinin tekrarıyla, "paradan para kazanma" aleyhtarlığıyla ve sermaye düşmanlığıyla varılacak nokta, ancak daha şiddetli bir kriz olabilir.

Çünkü bugün yaşanan hastalığın kökleri, piyasalardan çok devletin içinde yatmaktadır ve asıl tedavi edilmesi gereken piyasa değil, devlettir.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır