kapat
02.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
2002'nin ilk yazısı

Benim ilkokul yıllarımda 2 çocuk dergisi çıkardı; "Çocuk Sesi", "Afacan"... Sonradan dost olduğumuz Mehmet Faruk Gürtunca'nın çıkardığı dergilerdi bunlar...

Yine böyle bir yılbaşında Çocuk Sesi'nin kapağını hatırlıyorum; yumuk yumuk, çıplak küçük bir bebek oturmuş borazan çalıyordu. Ve borazanın içinden 1935 yılının rakamları çıkıyordu ses titreşimleriyle birlikte...

Henüz daha ne Mustafa Kemal ayrılmıştı dünyadan, ne de İkinci Dünya Savaşı patlamıştı.

Kadıköy'e yanaşan yandan çarklı vapurlardan, iskelelerin verilmesini beklemeden atlayıveren kravatlı, fötr şapkalı genç erkekleri, görevli polisler:

- Siz münevverler de böyle yaparsanız, sonra yabancılar bize ne der, diye uyarırlardı.

O tarihlerin önde gelen gazeteleri Cumhuriyet, Tan, Akşam, Son Posta, Vakit'di...

Akşam öğleden sonra çıkardı.

Keşke o dönemin basınından da, yazarlarından da zaman zaman alıntılar yapılsa..

Tanzimat uzantısı İstanbul Dükalığı ile, 1950'den sonra hızlanan Taşra patlaması arasındaki fark, daha somut çıkardı ortaya..

Cumhuriyet'in baş yazılarını Yunus Nadi; Akşam'ın baş yazılarını Necmeddin Sadak; Tan'ın baş yazılarını Zekeriya Sertel; Vakit'in baş yazılarını Hakkı Tarık Us yazardı.

Burhan Felek, Vâlâ Nurettin, Şevket Rado, Abidin Daver, Sabiha Zekeriya, Cemal Refik, Ercüment Ekrem, Mithat Cemal, Peyami Sefa önde gelen fıkra yazarlarındandı.

Henüz radyo daha yaygınlaşmamıştı. Gramafon dahi büyük lükstü.

Esat Mahmut Karakurt'un, Akşam'da "Dağları bekleyen kız" tefrikasının yayınlandığı yıllardı..

Cumhuriyet ve Zafer Bayramları'nda, caddelere kurulan takların üstüne gerilen beyaz bez bantların üstünde kırmızı harflerle yazılmış şu top sözler bulunurdu: "Köylü efendimizdir", "Durmayalım düşeriz", "Düne bak, bugünü iyi anlarsın"...

O zamanın yasaklı, yahut kenara itilmiş yazarları kimlerdi?

Bir kez Cumhuriyet'le birlikte vatandaşlıktan çıkarılmış ve yurda girmesi yasaklanmış 150 kişilik listede bulunanlar, Rıza Tevfik, Refik Halit, Refi Cevat...

Hüseyin Cahit, göz ardı edilmişlerdendi...

Nazım Hikmet ise içerde..

Bugünkü Türkiye'de dahi, kişi başına düşen yıllık kitap harcaması 2 dolar.. Düşünün ki, bu birim Avrupa'da 500 dolar...

Kimsenin pek bir şey okumadığı bir ülkede, siyasetçilerin bazı ozan ve yazarlara karşı gösterdiği "yok edici" gaddarlığın özü nedir?

Vitrinlerdeki siyasal demagojilerin, hangi gerçekleri sütrelemekte olduğunu ortaya koymaları mı?

Yoksa, telif haklarıyla geçinme olanağından yoksun bulunan kalem sahiplerinde; siyasal bir rekabet potansiyeli görerek, onları daha baştan eziverme hırsı mı?

Yeterli bir okuyucu kesiminden yoksun ülkelerde, siyasal egemenlerin yazı adamlarına karşı tavrı şöyle özetlenebilir:

- Benden yana olursan seni ihya ederim, bana karşı olursan seni imha ederim..

Siyasetçi kendi iktidarının günceline göre ayarlanmıştır. Yazı adamının çalışmaları ise, "zamana dayandığı" ölçüde bir anlam taşır.

Başka bir anlatımla, "koşullanmaları kullanan siyasal demagoji" ile "koşullanmaların arkasına baktığı için zamana dayanma özeni taşıyan yazı" birbirine zıt bir nitelik taşır.

Bunun dengesinin kurulamadığı toplumlar ise hem saydamlaşamaz, hem gerekli kadroları yetiştiremez, hem de çağlarıyla bir türlü bütünleşemezler.

2002'nin ilk yazısı böyle...2102'nin ilk yazısını yazacaklar, kimbilir neler yazacaklar?

Yeni yılınız kutlu olsun...



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır