kapat
02.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Bankalar vicdan terazisinde

Bankaları kurtarma operasyonu derin tartışmalar yarattı. Aktarılacak desteğin boyutu bilinmediği için kamu vicdanını tatmin etmek zor görünüyor
Yeni yıla yeni tartışmalarla giriyoruz. Sözünü ettiğimiz, özel bankalara sağlanacak kamu kaynaklı sermaye desteği...

Bu amaca dönük yasa tasarısının her aşamasını yakından izleyen bir gözlemci olarak, perde gerisinde kalan bazı olaylara ışık tutmamızın, gelecek açısından yararlı olabileceğini düşünüyoruz.

Yaygın kanaat, 2002'de uygulanacak programın, bankacılık sektöründeki sermaye zaafiyeti ve aktif kalitesi problemleri nedeniyle saatli bomba olduğu yönündeydi. Nitekim gerek BDDK Başkanı Engin Akçakoca, gerekse Hazine Müsteşarı Faik Öztrak, Meclis'te yaptığımız konuşmalarda, bu operasyonla, programın sağlığını bozacak çok önemli bir riskin bertaraf edileceğini savundular.

Öncelikle tanık olduğumuz olayı nakledelim. Bankalara sermaye takviyesini içeren düzenleme, Plan Bütçe Komisyonu'nda, bir önergeyle gündeme geldi. Ancak önerge üzerinde iktidar ortakları arasında uzlaşma sağlanamadı ve Komisyon'a ara verildi. İşte tam bu sırada Devlet Bakanı Kemal Derviş, kendisine uzatılan cep telefonundan Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'la görüştü. Anladığımız şu oldu:

Hükümet, bankaları, Fon'a devretmeden yaşatma konusunu ilke olarak benimsemiş ancak liderler, ayrıntılarda son sözü söylememişti. Muhtemelen bu nedenle Yılmaz, Derviş'e telefonda sert çıktı. Her zamanki gibi IMF gerekçesi ileri sürülünce, ABD ile temas edilmesini istedi. Derviş, Noel Tatili yüzünden kimseyi bulamadığından yakındı. Ortam gerildi. "ANAP, birilerini kurtarıyor" görüntüsü oluştuğu için MHP kanadı tartışmalara girmemeyi yeğledi.

Şimdi temel sorulara ve yanıtlarına bir bakalım:
* Hastalıklı mali sektör, kamulaştırma olmadan ya da kamu kaynağı kullanılmadan rehabilite edilebilir mi? Deneyimlere göre, hayır.

* Bankacılık öz sermaye işi mi, yoksa başkasının parasını kullanma sanatı mı? Yanıt, her ikisi de.

* Bankaların sorunu sermaye yeterlilik oranı mı, kredilerin tahsil kabiliyetini yitirmesi mi? Yanıt, iki faktör iç içe.

Peki bilinen gerçekler neler?

* Tam 21 bankanın sermaye yeterliliği, uluslararası standart olan yüzde 8'in altında.

n Bu bankalar tüm uyarılara rağmen ya sermaye arttıramıyor ya da sermaye arttırımları, açığı karşılamıyor.

* Sermaye sorunu yaşayan bankalar, kredi musluklarını iyice kısıyor. Risklerini azaltma yoluna gidip, reel sektörün üstüne yürüyor. Adeta, havalandırma motoru durmuş akvaryum gibi bankacılık sektörü ekonomiyi zehirliyor.

Öyle ki Devlet Bakanı Derviş, geçenlerde muhalefet partilerinin liderleri ile görüşürken, "IMF'nin istediklerini aynen yapsak, Türkiye'de kamu bankaları ile yabancılar dışında banka kalmayacak" demeye getiriyor.

Sonuç olarak,

* Bugün düşünülen sermaye enjeksiyonu, bir yıl önce planlansa iyi niyetli banka sahiplerinin dünyası kararmayacaktı.

* Bankalara verilecek sermaye desteğinin tahmini boyutu açıklanmadığı için kamu vicdanı tatmin olmuyor.

* Banka sermayelerinin güçlendirilmesi için gereken kaynakla, zaten bir süre sonra ayakta duramayacak olanların Fon'a alınması gerekeceğinden, iki tercih arasındaki maliyet farkı anlatılamıyor.

* Yasal güvence tanımlanmadığı için kamu ve Fon bankası yöneticilerinin reel sektöre destek vermesi imkansız hale geliyor.

* Akif Yönetim Şirketi'ne, Mevduat Sigorta Fonu ortak edilmediğinden, sorunlu kredileri tasfiye planı ölü doğuyor.

Eskilerin deyişiyle bu pilavın daha çok su götüreceği anlaşılıyor.

BUNLARI BİLİYORMUSUNUZ
* Hasta FB'li Devlet Bakanı Tunca Toskay'ın, yeni hoca arayışlarını yakından takip ettiğini,

* 8 aylık oğlu olan Özelleştirme İdaresi Başkanı Uğur Bayar'ın ikinci kez baba olmaya hazırlandığını,

* DPT Müsteşarı Akın İzmirlioğlu için yurtdışı atamalarda gereken yabancı dil şartının kaldırıldığını,

* TOBB Genel Sekreteri Şefik Tokat'ın ud, keman, tambur ve cümbüş üstadı olduğunu biliyormusunuz.

Okan MÜDERRİSOĞLU



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır