kapat
01.01.2002
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
banner
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
ŞİMDİ İŞ ZAMANI

1-Ekonomide yapı değişikliği ile para kazanma yöntemleri de değişiyor. Yüksek faizle aşırı borçlanmaya dayalı ekonomik politikadan ihracata, döviz kazanıcı işlemlere ve üretime dayalı bir yapıya geçmeye çalışıyoruz.

2-Yandaki tablodan da görülebileceği gibi, para piyasasındaki yüksek kazançlar geçmiş yıllarda kaldı. Hazine artık rant dağıtır gibi yüksek faiz veremiyor. Reel ekonominin kazanamayacağını artık hiç bir yatırım aracı ya da finansal kuruluş veremiyor. Paradan para kazanma devri bittiğine göre, yeni kâr alanlarının adresi aranıp bulunmalı. Artık para üretim ve hizmet sektörlerinden kazanılacak.

Para kazanma yolları değişiyor
Ekonominin çarklarını çevirme politikasında yapılan değişiklik Türkiye'de para kazanma alanlarını ve yöntemlerini değiştiriyor. 1980'li ve 1990'lı yılların Hazine borçlanmasına dayalı, yüksek reel faizlerden parayla para kazanma dönemi artık bitti. Ortaya çıkmakta olan yeni ekonomik yapı içinde en iyi para iş yaparak kazanılabilecek. Ortada hesapsız kitapsız, sınırsız borçlanan ve bunu dağıtan bir devlet olmadığı için, paranın kazancı ancak reel ekonomik faaliyetlerin getirisine paralel olabilecek. Üretimde ve ticarette kazanılamayan bir getiriyi tasarruf piyasasında kimse kimseye veremeyecek. Veren de kendi kesesinden vermek durumunda kalacak.

Yeni dönemde, devlet iç borçlanma senetlerinde eskisi gibi yüksek kazançlar olmayacak. Buna bağlı olarak mevduat faizlerinin, reponun, içinde bono bulanan B tipi yatırım fonlarının reel getirileri de azalacak.

Döviz ise istikrarsız. Üstelik dış dünyada faiz oranları çok düştüğünden Türkiye'de döviz mevduatına uygulanan oranlar yaklaşık üçte biri düzeyine geriledi. Savunma amaçlı dövize yapılacak bir yatırırımın, faiz ve enflasyon karşısında hatırı sayılır bir kaybı göze alması gerekiyor.

Dövize bağlı olarak geleneksel yatırım aracı altının da yıldızı sönüyor. İthal edilme özelliğinden dolayı fiyatları kur etkisini de içeren altın yaygın yatırım aracı olma özelliğini kaybetti. İleriye yönelik umut da vermiyor

Para ve tasarruf sahiplerinin eski tatlı günlerin geride kaldığını görmesi için yukarıdaki tabloya bakması yeterli. Geçmiş yılların yüksek kazançları 2000 sonrasında kayboldu. Çünkü 2000 öncesinde izlenen politika yüksek faizle borçlanmaya dayanıyordu.

Şimdi ise iş yapmaktan, daha çok üretmekten, daha verimli çalışmaktan ve maliyetleri düşürmekten geçiyor.

Fonlar makul kazanç vadediyor
İşler açıldıkça, şirketler iyileştikçe, borsa yükseldikçe içinde hisse senetlerinin ağırlıkta olduğu A tipi yatırım fonlarının kazandırma potansiyeli de artacak. Faizlerin düşmesi şirketlerin maliyetini düşürürken, aynı zamanda mevcut bonoların değerini de yükseltecek ve bu durum bünyelerinde ağırlıklı olarak devlet iç borçlanma senedi bulunduran B tipi fonların değer kazanmasıyla sonuçlanacak. Kısaca fonlar yatırımcısına geçmiş yıllarda olduğu gibi, yeni yılda da makul kazançlar vadediyor. Hangi yatırım fonuna yatırım yapılacağı konusunda biraz dikkatli seçim yapmak tasarruf sahibini enflasyon karşısında koruyabilir.

Parası olanlar için emlakta alım fırsatı
Herkesİn gözü dolarda, faizde veya borsada olduğu, kriz sırasında parada kalmak istediği için gayrimenkulü görmüyor. Buna ekonomideki ve işlerdeki daralma sonucu işyeri kiralama ve satın alma taleplerinin düşmesi, işsizliğin artması ve gelirlerin azalması sonucu konut talebinin durması gibi faktörler de eklenince en büyük kayıp sahalarından biri gayrimenkulde oluştu. Fiyatı dolar bazında yarı yarıya, hatta üçte birine düşen emlaklara çoğu semtte rastlanıyor.

Gayrimenkul fiyatlarındaki düşüklük ekonomik aktiviteyle para kazanılamamasından kaynaklanıyor. Ancak ekonomi canlanmaya başladığı zaman bunun hemen emlak fiyatlarına bire bir yansıması beklenemez. Çünkü emlak yatırımı, kişi ve kurumlar için tutar açısından en büyük yatırımdır. Bu bakımdan işler açılmaya başladığında harcama ve yatırımlar küçükten başlayarak büyüğe doğru yapılır, dolayısıyla emlak en sonda gelir. Ancak o zaman geldiğinde bugünkü fiyatları bulmak mümkün olmayacak. Bu açıdan gayrimenkuller şimdi alınabilir, emlağa para şimdi yetiştirilebilir, ofisler şimdi ucuza kiralanabilir. Bu iş altı ay veya bir yıl sonra daha iyi bir ekonomik ortamda yapılmaya kalkındığında fiyat çok daha yüksek olur.

Yeni yılın yeni kazanç kapıları yaratması dileğiyle.

Madalyonun öteki yüzü
Yeni yılda gündeme gelmesi az ihtimal ama, madalyonun öteki yüzünü de dikkate almakta yarar var. Diyelim ki, 2002'de herkesin gözünü üzerine çevirdiği Ankara, programı yarıda bıraktı. 2000'deki hataya benzer bir hatayı tekrarladı. Koalisyon ortakları geçinemedi ve seçim şartları doğdu. Bu durumda ekonomik programın uygulaması yine çuvallayacak. İç borçların çevrilebilirliği sorunu yeniden gündeme gelecek. Bu, kuru ateşleyecek. Finansal piyasalar yine karışacak. Ardından ağır yaralı reel sektör daha büyük bir darbe alacak. Sonuçta kriz çok daha güçlenmiş olarak geri dönecek. Bu durumda seçime gitmek isteyen parti de, hükümet de ortada kalamayacak. Seçimi yapmanın bir anlamı olmayacak. Bu konuda Arjantin en yakın ve en iyi örnek. Aynı durumda Türkiye'nin daha kötü sonuçlarla karşılaşması yüksek olasılık. Yani siyasi kriz yaratmak, hükümet krizi yaratmak veya herhangi bir şekilde ekonomik programı sekteye uğratmak ateşle oynama sonucu doğuracak. En başta ateşle oynayan yanacak.

O zaman Türkiye'de yaşayanlar için nereden nasıl para kazanılacağının fazla bir önemi ve anlamı kalmıyor.

Ortadoğu'da bir savaş da, Türkiye'ye ciddi bir ekonomik etki yaratabilir. 10 milyar dolarla gelen ekonomik kazançlarımızı bu kez savaşla geri vermiş oluruz. Borç bakiyesi de bize kalır.

Bütün bunları Ankara ve siyasiler elbette büyük bir dikkatle ele almalı, kararlarını ve tercihlerini buna göre yapmalı. Vatandaşlar olarak bizlerin özellikle dış olaylara karşı bir etkisi olamaz. Ancak başımıza gelirse yaşarız. Dikkate almamız yeterli. BİTTİ



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır