kapat
31.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Kadınlar tarafından paraya boğuldum

Nesrin Topkapı'nın, Türkan Şoray gibi katı kuralları vardı: Para yapıştırtmak ve masanın üstüne çıkmak yasak! İşte tüm o kuralları Diyarbakırlı kadınlar bozdu
Dansözlere sadece erkekler değil, kadınlar da bayılıyor. Hatta belki erkeklerden de fazla... Nesrin Topkapı'nın dans anıları arasında kadınların o garip sevgisi var. Tıpkı Diyarbakır'da bir düğünde yaşadıkları gibi... O güne kadar dokunulmazdır Topkapı... Türkan Şoray gibi kuralları vardır. Asla hediye kabul etmez. Asla masalara çıkmaz. Asla para yapıştırılmasına izin vermez. Ve asla dans ederken gözlerini açmaz ya da müşterilerle göz göze gelmezdi... Ama bütün bu dokunulmazlık bir gecede bozuldu! Nasıl mı? Şöyle:

Mustafa Tatlıcı'nın gecesini unutamam
"Mustafa Tatlıcı'nın bir gecesi vardı. Düğün ya da nişandı galiba... Diyarbakır'da. O zamanlar Maksim'de çalışıyorum. Patronum Fahrettin Aslan. Ben Tatlıcılar'ı falan tanımıyorum. Gelip izin almışlar. Fahrettin Bey, 'Ekstraya gideceksin' dedi, 'Seracettin Erman adlı Türk müziği sanatçısı ve saz heyetiyle birlikte...' Ben Maksim'de çalıştığım darbukacıyla provalıyımdır. Onun gelmesini de şart koştum. Kabul ettiler.

"Neyse, Diyarbakır'a gittik. Tam sahneye çıkacağım. Müzisyenler, 'Biz dansöze çıkmayız' dediler. Bu o zamanlar çok sık başıma gelirdi. Dert etmedim. Bu tavır bile dansöze nasıl bakıldığını çok net anlatıyordu. Gazinoda dahi dansöz sahne aldı mı bazısı çıkmazdı.

"Nasıl olsa birlikte çalıştığım darbukacı vardı. Çıktık sahneye. Öyle düğün salonu gibi bir yer değildi. Bol bol camekanları olan bir lokaldi. Uzun uzun, bembeyaz örtülü masalar vardı. Bir sürü çarşaflı kadın ve erkek bir aradaydı...

Kadınların elleri kalçalarımdaydı
"Programa gündüz başlamıştık. Her zamanki gibi üzerimde siyah bir kostüm, ellerimde zillerle çıktım ortaya. Müthiş bir sıcak vardı. Oynamaya başladım. Baktım kadınlar da kalktı. Çevremde bir daire oluşturup, alkış tutuyorlardı. Ben oynadıkça etrafımdaki daire daraldı, daraldı... Sıcak bir yandan, kalabalık bir yandan ter içinde kalmıştım. Sonra bir ara baktım havalanıyorum. Kadınların elleri üzerimde; kalçalarımda, göbeğimde...

"Beyaz örtülü uzun masanın üstündeydim. Vücudum ise tümden para. Tenim gözükmüyor. 10 liralıklar, 20 liralıklar... Bir ara darbukanın dışında da bir müzik sesi gelmeye başladı kulağıma. Sonra bir anda üşümeye başladım. Baktım üzerimde bir lira bile kalmamış. O zaman anladım. Bütün saz ekibi gelip, çalmaya başlamış. Bu arada kadınları yarıp, üzerimdeki paraları alıp alıp, büyükçe bir çantaya dolduruyorlar. Kadınlar yapıştırıyor, onlar kadınları yarıp üzerimdeki paraları topluyorlar. Düşünün o kadar çok para yapıştırılıyor...

"Biz dansöze çıkmayız, diyen o sazların hepsi öyle bir keyifle çalıyorlardı ki... Dans yarım saat mi sürdü, bir saat mi bilmiyorum. Aslında dans bile edemiyordum. Öyle leylek gibi hareketler yapıyordum.

"O akşam ben oynadım, onlar paraları topladı... Dansım bitti. İçeri girdim. Hani dans bittikten sonra da, o ter uzun süre devam eder ya... Öyle oturmuş makyajımı siliyordum. Bir gözümü silmiş, diğerine başlayacaktım ki kapı çalındı. Baktım saz heyeti. Ellerinde de o çanta. İçi tıka basa para dolu. Döktüler parayı ortaya. 'Burada iki daire alınacak kadar para var' dediler.

"Ben hayatta basılan parayı almadım. Hep arkamda çalan saz heyetine verdim. Siz paylaşın. Zaten buraya gelirken ücretim ödenmişti' dedim, gönderdim onları... Yine de 2 bin lira yolladılar. O zamanlar büyük paraydı! Düşünün aylık kiram bin 500 liraydı. O ekstra için de 6 bin lira gibi büyük bir para almıştım zaten... Payıma düşen 2 bin lirayı darbukacıya verdim. Belki de hayatında hiç o kadar para almamıştı... Dönüşte uçağın içi Diyarbakır Çarşısı'ndaki kaçakçılardan alınmış elektronik eşyalarla, duvar saatleriyle dolup taşmıştı..."

Nesrin Topkapı, bir daha Diyarbakır'a gitmedi. Bir daha masaya çıkmadı. Asla basılan parayı almadı. Ve şehvetle seyreden erkeklerle göz göze gelmemek için hep gölgesine, duvarlara bakarak dans etti. Ama hep dans etti, dans etti...

Tarkan, Asena'dan daha iyi göbek atıyor
* Kimler iyi dans ediyor sizce? Asena'yı nasıl buluyorsunuz mesela?

Asena'yı çok beğeniyorum. Herkesin bir dansı taşıyış şekli vardır. Kimisi taşıyamaz. Asena çalışkan. Sürekli pratik yapan biri. Dansı seviyor. Ama kimse çakıp da "Seviyorum, beğeniyorum" demiyor. Ben de sinir oluyorum. Yalnız Asena yok; Birgül var, Nergis, Yıldızay, Oya, Tanyeli var...

* Peki ya Tarkan? Kadınlar onun dansına bayılıyor.

Çok güzel dans ediyor. Bayılıyorum. Ders alıp almadığını bilmiyorum. Ama çok iyi yapıyor.

* Onun ruhunda bir dansözlük, oynaklık var galiba?

Kesinlikle. Zaten o ruh olmasa, bu kadar güzel oynayamaz. Bu iş dersle olmaz, ruhla olur. Onun yüzünü seyretmeye doyamıyorum. O kadar güzel bir yüzü var ki!

* Asena'dan daha mı iyi?

Evet. Tarkan, Asena'dan daha iyi. Çünkü dans ederken hissediyor. Utanıyorsa yüzü kızarıyor, arzuluyorsa gözlerinden okunuyor. En güzeli de bu zaten...

* Bugünlerde bir tartışma başlatıldı. Mezdeke yılbaşında peçeli mi çıksın, peçesiz mi diye... Ne dersiniz?

Mezdeke tanınan bir grup. Şimdiye kadar peçelerini hiç çıkartmadılar. Peçenin bir aksesuar olduğunu biz hâlâ anlayamadıysak o zaman çıkaralım. Peçenin böyle önemli bir konu olmaması lazım.

* Sizin kıyafetlerinize karışan oldu mu?

O zamanlar kapalı giyiniyordum. Başıma şamdan taktığım zaman Araplar'da olduğu gibi uzun dar tuvaletler giyiyordum. Şimdi Asena'nın giydiği gibi... Kimse bir şey demedi.

* Bir ara göğüslerinin ucuna parlak yıldızlar takıp neredeyse çırılçıplak çıkanlar bile vardı...

Hatta ucuna püskül takıp çevirenler de oldu.

* Bu işin de bir raconu olmamalı mı?

Vallahi bu kişiden kişiye değişir. Bilemiyorum. Ama ben çıkmazdım. Utanırdım...

Fahrettin Aslan ödümü koparırdı
* Fahrettin Aslan nasıl bir patrondu?

Sanatçıların çoğunu azarlamış, hatta dövmüş diye duymuştum. Belki işe geç kalmalarındandır, belki düzensizliklerinden... Ama ben; gel gel, git git, asker gibi çalıştığım için sorun çıkmadı. Zaten sinirlidir, laf eder diye gördüğüm zaman yolumu değiştirirdim. O küfürleri, bağırışları duyup da ertesi gün hiçbir şey yokmuş gibi davranamazdım.

* 17 yıl aradan sonra ilk kez yine Maksim'de dans ettiğinizde nasıldı gazinocular kralının tavrı?

Onca yıl ekmeğini yediğim bir patrondu. Defalarca aradı. Kıramazdım. Hiç fazla para vermez. Az bile vermez. Yok verir o... Onu bile kılı kırk yararak verir. Ama hiç vermese bile giderdim.

YARIN:
Evliliği kurtarma umuduyla en çok aldatılan kadınlar dans dersi almak istiyor!

Bütün erkekler ona baktı, o ise sadece iki erkeğe... Peki kimdi bu erkekler?

Maksim'deki ilk gecesinden sonra Nesrin Topkapı niye intihara kalkıştı?

Mine ŞENOCAKLI



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır