kapat
31.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Cansun tam makyavelist

SORU: G.Saray Başkanı Mehmet Cansun'un "Hıncal'ı nedenini bilmediğim bir şekilde çok seviyorum. Maçlara artık nedense gelmiyor. Kahkahalarını özledik. Yazılarını ise okumuyorum. Bana haber veriyorlar. Ama yazdıklarının % 0'ı yanlış. Çünkü yanlış bilgi alıyor" ifadesi için ne düşünüyorsunuz?

Arkadaş olarak Mehmet Cansun'un duygularına aynen katılıyorum. Onunla birlikte maç seyretmek, onunla seyahate gitmek, onunla olmak çok keyifli. Bu bakımdan Mehmet Cansun az bulunan insanlardandır. Yazılarımı okumayışına gelince. Şaşırmıyorum. Çünkü benim yazılarımı kimse okumaz. Hep başkaları okur, onlara anlatır. Aslını ararsınız, o başkaları da okumaz ya... Herhalde ben her sabah kalkıp birtakım insanlara yazdıklarımı anlatıyorum. Böylece haberdar oluyorlar. Dinç Bilgin de yıllardır bana boşu boşuna maaş veriyor. Yani Mehmet Cansun, sağda solda böyle okumuyorum demesin, ekmeğime mani olmasın. "Okuyorum, anlamıyorum" diyebilir.

* Mehmet Cansun, eleştirilerinize kırılmış mı?

Türkiye'de iki konuda yanlışlar var. Bir; insanlar dostlukla düşünceyi karıştırıyorlar. Onunla aynı düşünmediniz mi, hele onu eleştirdiniz mi, bunu dostluğa sığdıramıyorlar. Oysa gerçek dostların "Padişahım çok yaşa" diyenler değil, eleştirenler olduğunu öğrenmeleri gerekir.

İkinci kavram kargaşası medyada... Bir adamı bir gün över, ertesi gün yererseniz, bunu sizin tutarsızlığınıza veriyorlar. Oysa, özellikle gazetecinin işi adamlarla değil, eylemlerle... Bir futbolcu, harika oynadığı zaman, 10 numara veriyorsunuz. Rezalet oynadığı zaman da sıfır... Buna alışılmış. Ama bir teknik direktörü, bir yöneticiyi bir gün övüp, ertesi gün yerdiniz mi, yer yerinden oynuyor. Bunun en canlı örneğini Fatih Terim'de yaşadık. Fatih Terim'in kendisi de, bütün Türk medyası da onu bazen övüp, bazen yermemi anlayamadı. Fatih Terim kendisine düşman olduğumu düşündü. Medya da tutarsızlığıma karar verdi. Ama bende değişmeyen bir şey var. Doğru bildiğimi yapmaya devam ediyorum. Yazılarımı yazdığım kişiye yaranmak, ya da medyaya kendimi tutarlı göstermek gibi bir amacım hiç olmadı; olmaz da...

Mehmet Cansun'un G.Saray'a başkan olmak amacını yıllardan beri taşıdığını biliyorum. Tam bir makyavelist tavırla amaca giden her yolu meşru kabul ederek başkanlık yolunda dost, düşman hiçkimseyi tanımadığını, hiçbir vefa duygusuyla hareket etmediğini görüyorum. Bu onun yapısı. Son G.Saray kongresinde hatırlayacaksınız, "Kongreye gidip oy versem Cansun'a verirdim" demiştim. Gerekçemi de, "Başkanlığı bu kadar ihtirasla isteyen birisinin hazırda bir planı olmalı. Bu yüzden Cansun" diye açıklamıştım. Başkan olduktan sonra yaptıklarından beğendiklerim oldu, beğenmediklerim oldu. Ne düşünüyorsam, onu yazdım. İşte mesele bu.

Arat, daha önce teklif etmeliydi
Beşiktaş'ta Hasan Arat'ın "Kongreyi Haziran'da yapalım. Takım kongreden etkilenmesin" teklifini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Her türlü yoruma açık bir teklif. Keşke Hasan Arat bu teklifini Beşiktaş 7 haftada 7 maç kazanmadan önce yapsaydı. Şimdi "Mart'ta kongre tehlikeye girdi" diye saldıranlar haklı görülebilir. Aslında ben Arat'a katılmıyorum. Türkiye'de kulüpler artık kurumlaşmalı. Kulüpler kurum olduğu zaman, kongre futbolcunun da, teknik direktörünün de umurunda olmaz. Ama ne yazık ki, Türkiye'de hâlâ "Kulüp benim oyuncağım" sistemi cari. Bu yüzden mesela, Daum diye bir Alman, hem de Doğu Alman disipliniyle yetişmiş bir Alman, Beşiktaş'taki geleceğini Beşiktaş'a değil, Serdar Bilgili'ye bağlayabiliyor. Mesela F.Bahçe'de görev yapmak Aziz Yıldırım'ın dudaklarının ucunda. Daha dün "Sonuna kadar yanındayız" dediği teknik direktörü 15 gün geçmeden "Beni kanser etti" diye silecek kadar değişken bir başkan. Geldiğinden beri 7 teknik direktör değiştirmiş. "F.Bahçe Cumhuriyeti" diyorlar: Bunu diyenler, cumhuriyet nedir bilmiyorlar bile. Bu tabloda, kongreler, dolayısıyla yönetimler değil, sadece başkanlar kulübün kaderi açısından etkili oluyorlar. Böyle bakınca, Hasan Arat'ın ligin tam göbeğinde kongreye itirazı haklı görülebilir. Ama Beşiktaş'ta radikal değişiklikler yapmak üzere göreve talip olan bir başkanın bugünkü sisteme daha doğrusu sistemsizliğe çözüm üretmek yerine, "Ben Beşiktaş'ı öyle bir kurum yapacağım ki, benim futbolcum bir daha kongreden etkilenmeyecek" demesini beklerdim.

* F.Bahçe'nin teknik direktör arayışı sürüyor. "Yabancı bulunamazsa görev Oğuz Çetin'in olacak" havası Oğuz Çetin ile devam edilirse takımı nasıl etkiler?

Oğuz hakkında söyleyeceğim çok şey var. Ama bunları dile getirmeden önce F.Bahçe'deki durumun billurlaşmasını bekleyeceğim. Doğrusunun bu olduğunu düşünüyorum.

Bunca isim palavra
Galatasaray'da sürekli olarak "Gidecekler... Gelecekler" şeklinde bir yığın isim dolaşıyor. Bunlar takımı nasıl etkiler?

Dünyada spor medyası olduğu sürece bu tür isimler dolaşacaktır: Bunlardan bir bölümü medyanın palavrasıdır. Özellikle habersiz kalınca sallarlar. Şu, son bir hafta içinde dünyadaki bütün teknik direktörlerin neredeyse yarısı F.Bahçe'ye geldi. Futbolcu transferinde bu rakam yüzleri bulur. Bunu Türkiye için söylemiyorum. Dünya böyle. En abartan da İtalya'dır. İkincisi, bir takım yöneticiler reklamlarını yapmak, medyayla ilişkilerini sıkı tutmak, onlara hoş görünmek için doğru-yanlış olduğunu düşünmeden kulaklara haber fısıldarlar. Çünkü "Olmadı, anlaşamadık" demekten kolay bir şey yok. O zaman salla gitsin. Bunların çok küçük bir oranı da gerçektir. Ama okurun bunca palavra arasında gerçeği seçmesi çok zor. O zaman, ne nedir, anlamı kalmıyor. Bu yüzden Türkiye'de futbolcuların transfer haberlerinden etkilendiklerini sanmıyorum. Oysa "Vay beni satıyorlarmış" ya da "Beni yeterli görmüyor, yerime adam arıyorlarmış" yorumu getirecek haberlerin moral bozması lazım. Gülüp geçiyorlar.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır