Önce şampiyonluk sonra seçim
Baştan söylemek gerekiyor: Tüzüğe göre Beşiktaş kongresi Mart'ta yapılacaksa ve yönetim buna göre hazırlanmışsa, kimse Arat'ın teklifini kabul etmedi diye Bilgili ve ekibine ateş püskürme hakkına sahip olamaz!..
Ama kimse de "önce şampiyonluk, sonra seçim" modelini Arat'ın muhalefet manevrası olarak değerlendirip bir kenara atma hakkına da sahip değildir!..
Bir kere hiç aklımızdan çıkartmayalım ki, şampiyonluk sonrası yapılacak bir kongrede iktidarın kaybetmesine kulüplerde pek rastlanmaz.
İsterseniz sadece Beşiktaş tarihine bakıp hafızamızı tazeleyelim.
Seba'nın 8 seçim zaferinden üçünde karşısına rakip çıkmamıştır.
Yani tek listeli seçimlerdir bunlar.
Hangileri mi?
1986, 1990 ve 1996 seçimleri...
Elbette bunda şampiyonluk dönemi genel kurul seçimleri olmalarının da büyük payı vardır...
Yani seçimi Haziran'a, muhtemel bir şampiyonluğun arkasına taşımak muhalefete değil, iktidara yakıt taşır, enerji taşır ve oy taşır...
Üstelik Beşiktaş genel kurulu da, Beşiktaş camiası da birçok başka kulüpten farklı olarak iyi gelişmeler, muhtemel başarılar karşısında geniş görüşlü ve sabırlıdır.
Yani iyi futbol, iyi bir takım ruhu, profesyonel takımlar için iyi bir örgütlenme gördüğünde, şampiyonluklar olmasa da ikincilikleri ve başka kupa başarılarını yeterli sayar Beşiktaşlılar...
Bilmem derdimi anlatabiliyor muyum?
***
Bir de şunu unutmamalıyız ki, Arat hiç böyle bir teklif yapmamış olsa bile, yönetimlerin iki tam sezon görevde kalmaları konusunu Beşiktaş kendisine yakışan biçimde artık bir karara bağlamalıdır.
Bu bütün kulüplerin sıkıntısıdır.
Yarın, öbür gün bir başka kulüp bu atılımı yapacak (Galatasaray'da genç yöneticiler bu konuda bir çalışma içindeler) ve herkes o kulübü takip edecekse, öncülüğü siyah beyazlı kulübün yapması daha güzel, daha doğru olmaz mı?..
Yani...
Olayı sadece "Önce şampiyonluk" açısından görmek de eksik olur!
Madem günümüzde kulüpler profesyonel takımlarının performansı üzerinde odaklanmışlardır.
O halde neden gelen yönetim iki tam sezona göre plan yapmasın? Hatta gerekli düzenlemeler yapılıp neden yönetimlere üç ya da dört tam sezon çalışma imkanı verilmesin?..
***
Uzun lafın kısası şu:
Bilgili yönetimi Arat'ın teklifini reddederse şaşırmam, kızmam, ağır eleştiri oklarını yönetime yöneltmem, anlamaya çalışırım. Birçok Beşiktaşlı da öyle yaklaşacaktır, eminim.
Fakat Beşiktaşlılar bu durumda Bilgili'den teklifi red etme nedenleri konusunda iyice ve açıkça ikna edilmeyi bekleyeceklerdir; bundan da eminim.
Sinan çok mu önde?
Televizyon programında Hıncal Uluç çıkıp soruyor: "Yahu Haşmet, bu gelişmede Sinan Engin'in payı gerçekten büyük mü?"
Sokakta yürüyorum, Beşiktaşlılar durduruyor: "Abi, Sinan cidden başarılı, değil mi?"
Fenerbahçelilerle konuşuyorum, Galatasaraylılarla konuşuyorum; onlar da Sinan'ı soruyorlar.
Doğru...
Sinan Engin bu yıl Beşiktaş'a damgasını vurdu. Gerçek budur!
Menajer denince en "kıl" tercihleri el üstünde tutanlar bile Sinan'ın başarısını teslim ettiler.
E, kolay mı? Teknik direktörü her hafta "beni kovarsanız memnun olurum" anlamına gelen basın toplantıları yaparken bir takımın ruhunu sağlam tutmak, hatta taş üstüne taş koymak kolay mı?
Futbolcular şımarık bebek rolünü çok sevdiği bir ülkede, bir kulüpmali sorunlar ve talihsizliklerle boğuşurken, takımı çalkantılardan korumak kolay mı?
Ben kendi bildiğim kadroda ısrar ederim diyen teknik adama, inceden inceye ve profesyonel terbiyesınırlarını da zorlamadan başka kadro alternatiflerinin varolduğunu da söylemek öyle herkesin harcı olabilir mi?
Sezar'ın hakkı Sezar'a; Sinan'ın hakkı Sinan'a...
Ama Beşiktaş'ın menajeri yavaş yavaş Beşiktaş'tan daha öne çıkmaya başladı. O da gerçek!..
Artık ikinci yarı başlarken bir dengenin kurulması zamanı da geliyor.
Meğer çözüm krosmuş!
Fenerbahçe apar topar krosa çıktı! Noel tatili bitti, izinler kaldırıldı ve... Haydi bakalım! Doğru krosa!...
Sen misin kar topu oynadığı için (!) Diyarbakır'a ayak topunda yenilen? Koş bakalım şimdi!
***
Fenerbahçe Aziz Yıldırım döneminde müthiş bir tesisleşme hamlesi yaptı. Ayrıca şimdi burada tek tek sayılsa yer yetmeyecek biçimde "asla değişmez bunlar" denilen çok şeyi de değiştirdi Yıldırım yönetimleri sarı lacivertli kulüpte.
Ama...
Son olaylar şunu gösterdi ki, asıl değişmesi gereken ve Fenerbahçe'nin ayaklarına pranga olan kimi özellikler sapasağlam duruyorlar.
Bunların başında da, "kendi söylediğine kendi kendine inanma" hali geliyor.
Hoca bulma konusunu hocayı göndermeden önce planlayıp çözmeyen; ikinci yarı için acil başarı projesi yapmayan Fenerbahçe yönetimi şimdi takımı koşturarak yeni döneme YENİ biçimde başlayacağını sanıyor!
Hayırlısı!
|