kapat
31.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Osmanlı'dan bu yana zihniyet hiç değişmedi

Bütçe disiplini Osmanlı'nın son döneminde de baş belamızdı. Ancak, bir yabancının deyişiyle, 'alınan dış borçlar, Sultan'ın açgözlü nazırlarının ihtiraslarına harcanıyordu'

Doğu Batı dergisi; meraklılarının yakından izlediği ve her sayısını sabırsızlıkla bekledikleri, yılda dört kez yayımlanan saygın bir akademik dergi. Derginin son sayısı tamamen ekonomi konusuna ayrılmış. Dergide yer alan makaleler arasında; Osmanlı tarihine yönelik araştırmalarda yer alan kimi alıntılar günümüz iktisadi sorunlarına yönelik ipuçları verirken, şimdiki "yeniden yapılanma ve reform" çabalarının başarısına yönelik kuşkuların da oluşmasına neden olmuyor değil. İşte, Bülent Arı'nın makalesindeki bazı alıntılar:

PARAYA İHTİYAÇ VAR
Tarih 16 Haziran 1860. İstanbul'daki İngiliz diplomat H. Bulwer'den, Lord J. Russel'a yazılmış, mali sıkıntı içindeki Osmanlı İmparatorluğuna borç verilmesini öneren bir mektup:

"Lordum, Burada vaziyet çok ciddidir. İmparatorluk, bütün suistimallere ve üzerine binen zorlukların ağır yüküne rağmen ayaktadır. Türk hükümeti de dost ülkelerin himaye ve desteğiyle, eğer kendisine daha iyi şartlarda ve daha iyi şans verilirse kalkınma yolunda çalışmaya devam edecektir... Türkiye için gerekli olan ilk şey, mali düzendir; bunun için de ilk adım bütçe disiplininin sağlanmasıdır... Yapılacak iş, bir yandan devlet harcamalarını sıkı bir kontrol altına alırken öte yandan gelirin toplanma ve dağıtımında iyi bir teşkilatlanmadır... Burada yeni bir borca neden acilen ihtiyaç duyulduğunu açıklayacağım:

Türk hükümetinin verdiği yüksek faiz, İstanbul'daki sermayedarları bu hükümete borç vermeye sürükledi. Çoğu kere, istenen miktarı tamamlamak için büyük sermayedarlar küçük sermayedarlardan borçlandılar. Bu şehirde bütün tüccar ve sermayedarların aynı zamanda doğrudan veya dolaylı olarak devlete borç verdiğini söylemek mübalağa sayılmaz... İtiraf etmeliyim ki, kanaatimce bu şartlar altında Türkiye'ye bu yardımın yapılması hem güvenli, hem de siyaseten çok yerinde olacaktır... Ancak, gerekli teminatlar ve gerekli tedbirler alınmadan hiçbir şey verilmemelidir."

Bu mektuba Lord Russel tarafından verilen cevaptan:

"Vergilerle toplanan para Sultan'ın açgözlü nazırlarının ihtiraslarına harcandığı için şurası kesindir ki, yabancı sermayedarlardan borç para almanın hiçbir faydası olmayacaktır. Eğer hiç para alınmazsa bir gün gelir reform yapılabilir. Eğer borçla para bulunursa sistem değişmez ve bir gün mutlaka ihtilal olur".

Aslında, Bulwer'in önerdiği borcun "çare" olup olmayacağına dair ipuçları o dönemde vardı: Osmanlı'da bozulan mali denge sonucunda, daha önce, 1854 tarihinde alınan yüklü dış borç biraz rahatlama sağlamıştır. Ancak, mali sıkıntının özellikle Kırım harbi sonrasında giderek artmış olmasına rağmen pek az kişi durumun vehametindedir. Yine aynı makalede Cevdet Paşa'dan alıntılanan bölümde belirtildiği gibi:

İSTANBUL BUHRAN İÇİNDE
"Me'murin ay başlarında maaşlarını ister. Sultanlar ve kadınlar paranın nereden geldiğini bilmeyüb hemen para deyü saltanatı izac ederler. Sarraf, ve tüccar ve esnaf dahi para içün devleti tazyik ederler. Hazinede para yok. Vükela aciz. İstanbul bir azim buhran içinde idi".

Sadrazam Ali Paşa, vezirlerin birşeyler yapması konusunda baskıda bulunan Sultan Abdülmecid'e "kamu da reform" anlamına gelecek önerilerde bulunarak durumu özetler: "Devleti Aliyyeniz bitdi. Himmet-i şahanenize muhtacdır."

Bütün okuyucularıma mutlu yıllar dilerim.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır