kapat
31.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Sayın Ecevit... Sayın Sezer...

İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen ile, sabah erkenden düştük yollara.

Ankara... Adana... Tarsus...

Aliefendioğlu Köyü...

Yeşiltepe Beldesi...

Özel Bahşiş Beldesi...

Sonra "hâlâ sulara gömülü duran" Kulak Köyü.

Ardından Köselerli Köyü.

Atalar Beldesi.

Adanalıoğlu Beldesi.

Kazanlı Beldesi.

Karacailyas Beldesi.

Ve Mersin.

"Son olarak da" Mezitli Beldesi.

Dolaştık, dolaştık, dolaştık.

Ayaklarımıza "kara sular" inene kadar.

***
Ateş "düştüğü yeri yakmaya" devam ediyor.

Ve bölgeyi "zor günler" bekliyor.

"Ovadan" su çekilmemiş.

Etraf "yılan ölüsü" dolu.

Yılanlar ölünce, yarın, yaz vakti "her yeri fare basar."

Diyeceğimiz o ki...

"Doğanın dengesi" allak, bullak.

***
Tarsus Ziraat Odası Başkanı Ali Ergezer "Sayın Bakanım" dedi.

Ve "dört milyar kredi kullanan" seracının durumunu anlattı.

Seracı "dört milyar faiz ödemiş."

Ama "Ana borç" hâlâ duruyor:

Dört milyar.

Serayı ise "sel götürmüş."

Şimdi bu seracı "ne yapacak?"

Ya "çıldıracak."

Ya da "intihar edecek."

***
Rüştü Kazım Yücelen "Demirel ve Özal okulundan" yetişmiş bir siyaset ve devlet adamı.

"Halkla kucaklaşması" mükemmel.

Bölgede "iyi bir orkestra" kurmuş.

Şef "İçel Valisi."

Onun koordinatörlüğünde, bölgedeki tüm kaymakamlar, belediye başkanları, muhtarlar "uyum içinde."

"Yaraları sarmaya" çalışıyorlar.

***
Bakanlar Kurulu "zahmet edip" Tarsus'ta toplanmalıydı.

Cumhurbaşkanı ve Başbakan "zahmet edip" Mersin Valisi'nin ziyaretine gelmeliydi.

Bölge "1968'den bu yana" böyle felâket görmedi.

"Bu insanların imdadına" bugün koşulmayıp da, ne zaman koşulacak?

"Felâket" öylesine büyük ki...

TV'de görülenler, yaşanan dramın yanında "solda sıfır."

İYİ SENELER TÜRKİYE
Adana, Tarsus, Mersin turunda söz bir ara "bugünden... Yılbaşından açılınca..."

Rüştü Kazım Yücelen dedi ki:

* Milletimiz yeni yıla "huzur içinde" girsin.

* Halkın huzuru için, yılbaşı gecesi ben, Emniyet Genel Müdürüm, İstanbul Valim, Sahil Güvenlik Komutanım, Emniyet Müdürüm karakolları dolaşacağız.

Yücelen, Emniyet Genel Müdürü "Vali Kemal Önal'a" döndü:

-Gerisini siz anlatın.

Genel Müdür anlattı:

- Halkımız, gönlünce eğlensin... Ama şu unutulmasın... Yılbaşı gecesi, içkili araba kullanana müsamaha yok.

Kemal Önal devam etti:

- İçki alan lütfen karakolu arasın... Şoför istesin... Bütün karakollarda nöbetçi şoför bulunduracağız.

Ve son söz, İçişleri Bakanı'ndan:

- İyi seneler Türkiye... Ama kırıp, dökmeden... Kaza yapmadan... Yılbaşına acı katmadan.

Çevreci Başkan
Mersin'in, Mezitli Beldesi Belediye Başkanı Nuri Hocaoğlu'nu çok beğendik. Odasına "Hun İmparatoru Atilla diyor ki" diye bir "afiş" asmış:

* Bütün yetkileri kendinde toplama.

* Zafer, ekip çalışmasıyla kazanılır.

* Bir gün yerime oturur endişesiyle, yetenekli insanların önünü tıkama.

***
Gezdiğimiz yerlerde İçişleri Bakanı'na brifing verilirken...

"Su altında kalan araziden... Yıkılan evlerden" falan bahsedildi.

Mezitli'nin başkanı ise...

"Zayiatlarını" sayarken...

"Farklı şeylerden de" bahsetti:

- Sayın Bakanım... Otuz yaşındaki kırk palmiye ağacımız ile elli yaşındaki seksen çam ağacımız da selde devrilip, bizi acıya boğmuştur.

Nuri Hocaoğlu konuşurken, İçel Valisi ile yan yana oturuyorduk.

İkimiz birden "bravo" dedik:

- Bravo çevreci Başkan.

BAKAN, BAŞKAN'I NASIL ÖPTÜ?
Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak "erkek erkeğe öpüşme yasağı koyan" bir idareci.

Ne kendisi "öper."

Ne de kendisini "öptürür."

Israr edene ise...

"Git, avradını öp" diye tepki gösterir. Adana'da, uçaktan inerken, Rüştü Kazım Yücelen'e takıldık:

- Sıkıştırın... Öpün... Bakalım ne yapacak?

Yücelen "olur" dedi.

Ve Durak'a, öpmek için, "hamle etti."

Aytaç Bey "sola kaçacak oldu."

"Vali Bey" vardı, kaçamadı.

"Sağa kaçacak oldu."

"Komutanlar" vardı, kaçamadı.

"Geriye" döndü.

"Emniyet Müdürü" vardı, yine kaçamadı.

Ve Bakan, Aytaç Bey'e sarıldı, bir güzel öptü.

***
"Bu olayın yaşandığı anda", çevrede, TV'ciler yoktu.

Durak dedi ki:

- İyi ki resmimi çeken veya filme alan olmadı... Yoksa... Zor durumda kalırdım... Ben kendimi genel başkana bile öptürmedim... Kemal Derviş, öpmek için hamle etti... Ona da direndim... Ama bugün... Devlet zoruyla öpüldüm.

VE PARTİ KURDUK
Rüştü Kazım Yücelen, sel altındaki Adanalıoğlu Beldesinde "şimdi beni iyi dinleyin" diye sesini yükseltince...

Herkes "kulak kesildi."

Yücelen:

- Şu an itibariyle, yeni bir parti kurulmuştur.

"Biri" bağırdı:

- Kim kurdu?

Yücelen:

- Ben... Sonra Yavuz Donat... Sonra Vali Bey... Belediye başkanları... Sizler.

"Bir başkası" sordu:

- Ne partisi?

Yücelen:

- Dertten Kurtulma Partisi.

***
Bakan, yeni partinin "ilk kararını" açıkladı:

* Yaralar sarılana kadar, bütün siyasi faaliyetler askıya alınmıştır.

* Felaket üzerine politika yapmak yasaklanmıştır.

* Kimse, kimsenin aleyhine konuşmayacak ve dedikodu yapmayacaktır.

* Bölgedeki bütün küsler barışacaktır.

***
"Parti" Çukurova'da büyük ilgi gördü.

Seçim olsa, şu anda, "birinci parti."

Ayrıca, daha ilk günden, pek çok dargını "bizzat Yücelen barıştırdı."

Kaderimizde "parti kurucusu olmak" da varmış.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır