|
|
 |
Coşkuya düşen gölgeler!
Yeni yıl kutlaması bizde yok, bu da diğerleri gibi bir gün".. "Hristiyan adeti, sakın kutlamayın" gibi sözlerle psikolojik baskı yapan ve hatta bununla yetinmeyip açtıkları kampanyalarla yılbaşı kutlamalarını engellemeye çalışan kafalarla Taliban anlayışı arasında bir adımlık fark var. Bu anlayışa hak verdiğinizde sonu "radyo dinlemek, TV izlemek de günah, resim, fotoğraf da yasak, eğlencenin her türlüsü haram"a kadar gidebiliyor.
Yazılarını büyük keyifle okuduğum tarih araştırmacısı Murat Bardakçı dün Hürriyet'te Noel'in de, Noel ağacının da Hıristiyanlara özgü olmadığını, gerçekte neye dayandıklarını, açıklayarak anlatıyordu.
Yılbaşı kutlamalarını fazla abartmamak lâzım, doğru. Ben de (bir tek geçen yıl dışında, onda da pişman olarak döndüm) hayatım boyunca yeni yılı hep evimde, ailemle ve birkaç arkadaşımla karşıladım. Hindi, TV, sohbet, tombala, piyango... En geç yeni yılın ilk saatine kadar... Hepsi bu. Ama bu kadarcık coşkuyu, mutlu, sağlıklı bir yıl beklentisini neşeyle süslemeyi neden yapmamak gerektiğini bir türlü anlayamadım.
Anlamam da..
2001 yılı hiçbirimize fazla iyi gelmedi. Bir milyondan fazla insanımız, bizim binlerce başarılı meslektaşımız işlerini kaybettiler. Hele biz Sabah ailesi olarak en fazla haksızlığa uğrayan ve üzüntü çeken basın kuruluşu olduk.
Medeniyete adım!
Bütün bu sıkıntılara ve büyük krize rağmen ülke genelinde 2001 birçok ciddi sorunların da çözüldüğü bir yıldı. Öyle ya da böyle, bu kadar büyük bir krizi atlatmayı başarmak kolay iş değildi. 75 yıldır çıkarılamayan yeni Meden” Kanun'un (eksik ve hatalı da olsa) çıkarılması tarihi bir olaydı.
2002 de "Siyasi Partiler" ve "Seçim" yasalarının çıktığı, böylece lider egemenliğinin son bulduğu, AB'ye tam üyelik kararımızın alındığı, kapkaç ve trafik olaylarının ciddi cezalarla önlendiği, belediyelerin şovu ve partilerine para kazandırma çabalarını bırakıp gerçek hizmete başladığı ve Meden” Kanun'da hükümetin yaptığı hatanın düzeltildiği, kısacası medeniyete doğru büyük bir adım attığımız yıl olabilir.. Olmalı da!
İşte bunlar için çalışacağız.. 1 Ocak 2002'de bu çalışmaya başlamadan önce yeni yılı neşeyle, gülerek, eğlenerek karşılamanın hiçbir zararı yok.
İsteyen eğlencesini de yapar, duasını da.. Önemli olan insanların birbirini rahat bırakması. Psikolojik baskı yapmaması.. Bunu yapan, bir yandan "Bizde demokrasi, laiklik..." filan nutukları atıp diğer yandan işlerine gelen baskıyı kurmaya çalışan gericileri anlıyorum da öyle olmadığı halde her kesime mesaj vermek adına "Yeni yıl kutlaması bizde yok" diyenleri anlamıyorum. Sizde yoksa, olanları rahat bırakın. Bütün yıl yorulan, sıkılan, bunalan bir toplum için bir eğlence fırsatını çok görmeyin!
TEGV'yi Suna Kıraç kurdu!
Eksik olmasın okurlarımız, kurum ve kuruluşlar kutlama mesajları gönderiyorlar. Arada bir kutu çikolata (Vakko'nun bu yıl altın renkli parlak kutu içinde hazırladığı ve Vakko dostlarına gönderdiği çikolatası muhteşemdi), küçük bir sepet içinde kuruyemiş, bal gibi sembolik armağanlar geliyor. Hepsine çok teşekkürler.
Benim bu yıl aldığım en anlamlı armağanlardan biri "Dupont Products" tarafından gönderilmişti. "Yılbaşı hediyesi olarak TEGV aracılığıyla çocuklarımızın eğitimine katkıda bulunduk" diyerek üzerinde adım yazılı bir "Eğitim Gönüllüleri Vakfı" kartı göndermişler. Çok teşekkür ederim.d
Bu arada TEGV deyince iki noktayı hatırlatmadan geçmeyelim; Hâlâ yanlış yazılıyor, TEGV'nin kurucusu İbrahim Betil değil, Suna Kıraç'tı.. On kişilik Yönetim Kurulu ve çok kalabalık mütevelli heyeti kadrosuyla kurulan TEGV'de Kıraç ön plâna geçmemek için Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak yer almıştı. Sonradan TEGV'ye büyük başarı kazandıran İbrahim Betil ise ilk yönetim kurulunun bir üyesiydi.
|
|
|
|