kapat
31.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 PAZAR SABAH
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

O gece frene basmalıydım!

Lucescu'yu yollamak istemedik. Ama bunu göze almak yanlıştı. Hata benim. Terim'e, 'Lucescu'yu kovduk, gel' demedik. G.Saray'a başkan olmayı hep istedim. Ama geleceği planlı biri hiç değilim. Fatih Altaylı olayına gelince: Galiba mazohistim
"Amigoydum ben ya!" diye kahkaha attı Mehmet Cansun. " Lisedeyken de iyi bir G.Saraylı mıydınız?" dememin üzerine. Ama, hatırlamayı en sevdiği o eski günlerin havai bıçkınlığını artık üzerinde taşımadığı için, söylediklerine inanmayacağımı düşünür gibiydi...

"Tribünde tezahürat yaparken bile G.Saray'a başkan olmayı istiyor muydunuz?" soruma güldü. 'Mehmet Cansun amigoluğu daha çok seviyor' diye düşündüm. "Galatasaray'a her zaman başkan olmayı isterdim ama beni olaylar buraya getirdi. Ben organize, geleceği planlayan biri olmadım hiçbir zaman. Rijid noktalarım yoktur" yanıtı verdi. Bu sefer "Sıkılıyor musunuz başkan olmaktan?" dedim, "Tribün çok daha eğlenceli değil mi?" diye ekledim.

'Şeref Tribünü beni boğuyor'
"Başkansanız sevdiğiniz hiçbir şeyi yapamıyorsunuz. Kısıtlı bir yaşam tarzınız oluyor. Futbol benim en büyük hobim. Maç seyretmeye bayılırım. Ama Şeref Tribünü'nde, misafir başkanla maç seyretmek benim için ızdırap. Hareket edemiyorsunuz. Donuk bir surat. Gol oluyor duruyorsunuz, gol kaçıyor duruyorsunuz. Ben maçı bağırarak, zıplayarak seyrederim" dedi:

"Altı yaşından beri G.Saray'ın içindeyim. Yıllardır o camianın içinde olmamın büyük avantajını gördüm. Halledemeyeceğim bir iş olsa camiadan biri mutlaka çıkar, bana yardım eder. İlişkiler kolaydır. Kulüpçülükte başarı, insanların birbirini sevmesindedir. Faruk Süren, bana %0'e yakın yetki vermişti, beni serbest bırakmıştı yani. O yüzden başkanlığa alışkındım bir nevi. İnanıyorum ki iyi biliyorum ben bu işi."

"Peki, başkanlığınızda G.Saray'ın sahip olduğu seçkin ve saygıdeğer üslubun yaralandığını düşünmüyor musunuz?" dedim. "Düşünmüyorum" dedi ve sustu. 'Galiba ne sormak istediğimi tam ifade edemedim' diye düşünüp tekrar sordum "Neden yönetimdeki ilişkiler daha önceki yıllardaki gibi sessizlik içinde yürümüyor?"

'Altaylı'yı engelleyebilirdim'
"Bazı şeyler değişiyor. Yönetimdeki arkadaşlarımın çoğunu burada tanıdım. Hepsi genç ve ateşli. Camiaya ters gelen, bizim yönetim zamanında, aramızda kalması gereken diyalogların gazeteye çıkmış olması."

- Ne kadarı gerçek o dialogların?

"Düşünce bölümü gerçek. Üslupların hepsi gerçek değil. Düşüncelerin direkt söylenmesine alışkın değil futbol camiası."

- Siz, alışkın mısınız?

"Alışkın değilim. Adapte olmak zor. Hatta memnun da değilim ama bir taraftan da hoşuma gidiyor bu değişik tarz. Mazohistim galiba. Benden evvel de anlaşmazlıklar olurdu ama dışarı sızmazdı. Bana bir sürü insan 'Neden Fatih Altay'lıya müsaade ediyorsun?' diyor. Fatih bana en baştan söylemişti 'Ben dilimi tutabilen biri değilim, konuşurum seni rahatsız ederim, beni yönetime alma' demişti. Hakaret olmadığı sürece ben tenkitlerden zevk alırım."

- Ama yansımamasını tercih ederdiniz değil mi?

"Yansımamalıydı. Fatih'le konuşabilseydim, engellerdim. Ama araya bayram girdi. Aradım, ulaşamadım. O da beni aramadı. Halbuki araması gerekirdi."

'Fatih Terim'e çok kızdım'
- Peki, nasıl bir dille uyardınız Fatih Altaylı'yı?

"Diyalog eksikliğini gidermek gerekir, dedim. Ne düşündüğünü bana bir telefonla bildirmen gerekir. Bana anlatması gerekirdi. Yoksa ben herkesin ne düşündüğünü söylemesinden, hoşlanıyorum."

- Yaşanan bu şeffaflıktan sonra Fatih Terim'le olan dostluğunuzu çok sık tekrarladınız. Fatih Terim'den buna benzer açıklamaları pek duymadık. Nedir Fatih Terim'le ilişkiniz?

"Çok uzun senelerdir beraberiz. O kaptandı ben amigo. Fulya ile evlendi. Çok hanım bir karısı var. Çocukları iyi G.Saraylı oldu. Yani benim gibi G.Saray ekseni üzerinde biri. Profesyonellik işin içine girince pek çok şey değişir ama ben onu çok severim. Mesela Fiorentina'ya gittiğinde ona bir hayli kırıldım. Gitmesini istemiyordum gitti, kızdım."

'Eğlencesiz yaşayamam'
- Ya Lucescu? Onu göndermek ister gibi durmayı neden göze aldınız?

"Lucescu'yu göndermek istemedik. Ama haklısınız, bunu göze almak yanlıştı. Frene basmam lazımdı. Basmadım. Hata benim. Biz Fatih Terim'e 'Hadi biz Lucescu'yu kovduk sen gel' demedik. O da 'gelmem' demedi."

- Sonra Lucescu'ya ne dediniz peki?

"Seni göndermek ister gibi gözüktü herşey ama biz seni göndermek istemiyoruz dedik."

G.Saray'daki üslupla ilgili sorumdan sonra Cansun'la aramda bu hızlı ve duraksamasız diyalog geçti. Sonra derin bir nefes aldı ve "5 aydır çok yoruldum, ağır geçti. Eğlenceli biriyim ben. Eğlencesiz olmaz, Yay burcunun özelliği. Benim inancım şu: Tanrı hepimizi bir şeyden haz almamız için yarattı. Galatasaraylı olmak gerçekten harika. Son on yılı işin içinde olarak yaşamaktan çok mutluyum" dedi. Sonra ekledi "Aslında benim G.Saraylılığım basketbolla başladı. Spor Sergi'deki basketbol maçlarında sosyete havası vardı. Etkilendim oradaki bu havadan. Futbol sonradan çıktı. Zaten G.Saray'da yıldız ve gençlerde basketbol oynadım."

'Hayatım sokaklarda geçti'
"6 yaşındayken babam erken öldü diye, sokaklarda geçti hayatım. Tribün taraftarıydım. Karınca Ezmez Şevki vardı, amigo, onun elini tutmak için Teknik Üniversite'nin duvarına çıkardım. Çok tutkuluydum. Kulüp tarafım liseliliğime daha ağır basar. Bu yüzden hayatımdan çok memnunum açıkçası."

Gerçekten de kendinden memnun bir hâli vardı. Ama hatalarının da farkındaydı. Hatalarını da o memnuniyetinin arasına katıyor muydu bilmiyorum. Ama katıyorsa dediği gibi gerçekten mazoşist olmalıydı. Ama uzun deneyimleriyle şunu da herhalde biliyordu ki, tribünlerin onun kadar kadar mazoşist olma ihtimali pek fazla değildi.

Cansun'u nasıl bilirsiniz?

FARUK SÜREN (G.Saray eski başkanı): Adaylığı yanlıştı
Mehmet bizim başkanımız. İki dönem benim ikinci başkanlığımı yaptı. Heyecanlıdır, G.Saray'ı sever. 14 Temmuz'daki olağanüstü seçimde adaylığını koyması en doğru karar değildi. Hatta, o seçim ortamının hazırlanması itibarıyla adaylığını koyması yanlıştı. Ama başkanlığı öteden beri öyle arzuluyordu ki, bunun yanlışlığını görmezden de gelmiş olabilir. Önemli olan şu andaki 7-8 aylık ara dönem değil. Mart 2002'de 2 yıl için seçilecek başkan ve yönetim kuruludur

FATİH ALTAYLI (G.Saray 2. başkan): Çok sempatik
Türkiye'de futboldan en iyi anlayan başkan olduğu kesin. Çok sempatik ve sıcakkanlı

DOĞAN KOLOĞLU (G.Saray'ın duayeni-Sabah yazarı): Yükselen değer
G.Saray'da başkanlar daima az konuşan, otoriter tavrı fazla olan insanlardı. Ama şimdi spor eskisi gibi sadece etik kaynaklara dayanan bir yapılaşma içinde değil, ticaretleşme giderek daha ağır basıyor. Yönetimler artık bu düzene ayak uydurmak zorunda. İşte bunun tam ortasında olan adam, Cansun'dur

LEVENT TÜZEMEN:(Sabah yazarı): Herkesle barışık
Mehmet Cansun, insan olarak mükemmel bir kişiliğe sahip. Herkesle barışık olması en büyük özelliği. Hem çok sabırlı, hem de nabza göre şerbet vermesini iyi biliyor. Futbolculara bir baba şefkatiyle davranıyor. Galatasaray'ın büyük borcu olmasına rağmen, taşın altına elini sokması alkışlanacak bir tavır. Ayrıca Galatasaray'ın vizyonunu yükseltmek için gecesini gündüzüne katıyor.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır