
2 Skandal haberi
1- Bakan Danışmanı vurgun'dan gardrop oluşturdu
Vurgun davası sanıkları arasında yer alan dönemin Bayındırlık Bakanı Koray Aydın'ın danışmanı Sadrettin Dinçer, danışmanlığı süresince aldığı hediyeleri açıkladı
MHP'li Koray Aydın'ın Bayındırlık Bakanlığı görevinden istifa etmesine neden olan "Vurgun" operasyonu davası, 15 Ocak günü Ankara DGM'de başlıyor. Sanıkların duruşma salonuna bile güçlükle sığacağı davada, 367 sanığın kimlik tespitinin ve iddianamenin okunmasının en az iki gün sürmesi bekleniyor. Bu nedenle duruşmaların peşpeşe iki veya üç gün yapılması düşünülüyor.
Bayındırlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Sedat Aban'ın da tutuklu sanıklar arasında bulunduğu davada, eski bakan Koray Aydın'ın danışmanı Sadrettin Dinçer de yargılanacak. Dinçer'in "Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, hizmet yüklenmek ve ihaleye fesat karıştırmak, mal bildirimi yasasına aykırı davranışta bulunmak" iddiaları ile ağır hapsi isteniyor.
GELİRİYLE NAMÜTENASİP
Dinçer, emniyet, savcılık ve yedek hakimlikte verdiği ve bugüne kadar gün ışığına çıkmayan ifadelerinde, kendisine milyarlık saat ve lüks mağazalardan aldığı hediyeleri açıkladı. Bakan danışmanlığı görevi sırasında hangi firmaların ihaleye alınacağı ya da ihalenin hangi firmada bırakılacağı yönünde etki yaptığı öne sürülen Dinçer'in evinde 9 lüks marka saat bulundu. Polis hem saatleri, hem de Dinçer'in lüks mağazalar ile Avrupa'dan getirilmiş takım elbiselerini soruşturma konusu yaptı. 1963 yılında Haymana'da doğan ve Trabzon Çaykara nüfusuna kayıtlı olan Dinçer, polis ifadesinde "Benim mal varlığım ve yaşantım, gelirimle mütenasip değil, ancak bulunduğum konumum itibariyle yaşadım" dedi. Açık öğretimi bitirdikten sonra Sağlık Bakanlığı'nda işe giren Dinçer, 1993 yılında Koray Aydın'ın danışmanı oldu. 1999'da ise Aydın ile birlikte Bayındırlık Bakanlığı'ndaki müşavir kadrosuna geçti. Dinçer, Bakan müşaviri olarak görevini "Siyasilerin, belediye başkanlarının ve Bakan'ın seçim bölgesindeki muhtarların taleplerini değerlendirmek, tayin ve yol yapımı talepleri ile ilgilenmek, Bakan'ın verdiği her türlü özel ve resmi işi takip etmek, ihale işleri dahil girişimde bulunmak" olarak açıkladı.
SİYASİLERDEN HEDİYE YAĞDI
Dinçer, ifadesinde, danışmanlık görevi sırasında, kendisine hediye gelen kol saatleri ile takım elbiselerin kaynaklarını ise şöyle açıkladı:
"Bana sormuş olduğunuz Breitling marka kol saatimi, Müsteşar yardımcısı Sedat Aban hediye etti. Kendisinin kolunda da aynı marka saat vardı. Beğenip beğenmediğimi sordu, ben kaba buldum. Ama o doğum günümü sorup, bu saati bir süre sonra hediye etti. Bakan Bey de Omega marka bir saat verdi. Seico ile Pierre Balmain kol saatlerini kız arkadaşlarım hediye etti. Jean Perret marka kol saati babama aittir. Bauma Mercier saati ise İsrail gezisinde bir Türk firması verdi. Longines ve Lacoste saati de arkadaşlarım aldı. Rado'yu ben aldım. İki adet Vakko takım elbiseden birini MHP İzmir milletvekili Yusuf Kırkpınar verdi. Diğerini, DYP Zonguldak eski milletvekili Ali Uzun işyerime gönderdi. Beymen elbiseyi MHP Trabzon milletvekili Orhan Bıçakçıoğlu, Pulzileri marka elbiseyi ve Beymet marka ceketi Bakan bey, Sartona İtaliano marka elbiseyi, MHP Trabzon il ikinci başkanı Ali Sağır hediye etti. Müsteşar Yardımcısı Sedat Aban Beymen'den bir takım aldı. Sarar marka takımı da MHP Ankara milletvekili Sedat Çevik hediye etti. Bu hediyelerin hiç birinin karşılığında iş yapmadım ve vaad de vermedim."
KİMDEN NE HEDİYE GELDİ?
* Bakan Koray Aydın'dan, Palzileri marka takım elbise
* MHP İzmir Milletvekili Kırkpınar'dan Vakko takım elbise
* DYP Zonguldak Milletvekili Uzun'dan Vakko takım elbise
* MHP Trabzon milletvekili Bıçakçıoğlu'dan Beymen takım elbise
* MHP Trabzon İl İkinci Başkanı Sağır'dan İtaliano Sartona takım elbise
* MHP Ankara Milletvekili Çevik'ten Sarar takım elbise
* Bakan Koray Aydın'dan Omega marka saat
* Müsteşar Yardımcısı Sedat Aban'dan Breitling saat
2- Bakan Okuyan Telekulak'ı nasıl kaçırdı?
Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, makam telefonunun dinlendiğini fark edince telekulakçılara açtı ağzını yumdu gözünü. Bir süre sonra "mesaj alındı, parazit bitti."
Başbakanlık'ta skandalları önlemeye yönelik çalışmalara hız verildi. Telefon dinlemelere, Başbakan'a bağlı olacak Üst Kurul karar verecek
Telekulak skandallarına bir yenisi eklendi. Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan, bir milletvekili arkadaşıyla görüşürken telefonda kendisini dinleyen telekulakçılara ağzına geleni söyledi. ve "Şerefsizler, ahlaksızlar" diye bağırdı.
Daha önce de ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz ile Enerji eski Bakanı Cumhur Ersümer de telefonlarının dinlendiğini iddia etmiş, ANAP İstanbul Milletvekili Cavit Kavak'ın telefonunun ise "dinleme" emri verildikten sonra, milletvekili olduğu anlaşıldığı için "dinlenmediği" bildirilmişti.
ŞEREFSİZLER, AHLAKSIZLAR!..
Bakan Okuyan da, geçen hafta bir milletvekili arkadaşıyla telefonda görüşürken, araya garip seslerin karıştığını ve konuşmanın parazitlendiğini farketti. Arkadaşından bir saniye izin isteyen Okuyan, görüşmeye karışan üçüncü sesi dinlemeye çalıştı. "Hışırtı" şeklinde belli belirsiz ve anlamsız sesler üzerine iyice sinirlenen Okuyan, "Şerefsizler, ahlaksızlar, hayvan herifler" diye bağırmaya başladı.
Telefondaki arkadaşı bu sözler karşısında şaşırıp kalınca, Okuyan "Telefonları dinliyorlar, dinlesinler!.. Kimseden saklayacak birşeyimiz yok, gizlimiz saklımız yok. Alnımız açık. Ama yapılan iş çok çirkin. Bir bakana bunu yapıyorlarsa Allah vatandaşın yardımcısı olsun" diye sözlerine açıklık getirdi. Okuyan, arkadaşının, "Belki telefonlarda bir arıza vardır" şeklindeki uyarısı üzerine ise "Hayır hayır, dinliyorlar" dedi. Tam bu sırada telefondaki garip sesler birden kesildi. Bakan da "Gördün mü, mesajı aldılar" dedi.
YENİ YASA HAZIRLANDI
Siyaset, sanat, ticaret, medya gibi her sektörden birçok ünlü ismin mağdur olduğu telekulak skandalı, Organize Suçlarla Mücadele Yasası'nın çıkmasıyla son iki yılda iyice arttı.
Hükümet, telekulak skandallarını önlemek için Başbakanlık'ta yürütülen yasa tasarısı hazırlıklarına hız verdi. Genelkurmay, MİT ve İçişleri Bakanlığı'nın ayrı ayrı yürüttüğü hazırlıklar, Başbakanlık'ta birleştiriliyor. Taslak metinde yeralan önemli düzenlemeler şöyle:
* Jandarma ve Emniyet doğrudan telefon dinleme yetkisine sahip olmayacak, böylece keyfiliğin önüne geçilecek.
* Doğrudan Başbakan'a bağlı olarak çalışmak üzere telefon dinlemeye karar verecek bir Üst Kurul oluşturulacak. Bu Kurul, kimlerin telefonlarının dinleneceğine karar verecek. Üst Kurul'da, Genelkurmay, Mit, Emniyet görevlileri ve uzman kişiler yeralacak.
* İlgili savcı, telefonunun dinlenmesini istediği kişiyi Kurul'a bildirecek ve Kurul'un onayına hakim kararının eklenmesi kaydıyla telefonlar dinlenecek. Ulusal güvenlik gibi istisnai durumlarda, Genelkurmay ve MİT devreye girecek, başka bir ifadeyle istisnai yetkiyi ağırlıklı olarak bu iki kurum kullanacak.
* Üst Kurul'un, telefon dinleme kararı vermesi de bazı şartlara bağlanıyor. Telefonunun dinlenilmesi düşünülen şahıs hakkında önce bir "şüphe" bulunması gerekiyor. "Şüphe" varsa, ikinci şart bu şüpheyi doğrulayacak "kanıt" olması.
* Bu iki şarta rağmen, başka yoldan delillere ulaşma imkanı varsa, o yol denenecek, telefon dinleme "son çare" olacak.
* Yasaya aykırı telefon dinleyenlere ağır cezalar verilecek. Ceza oranı henüz belli değil. Ancak, 6 aydan 3 yıla kadar ağır hapis cezası seçenekler arasında. Telefon dinleme özel amaç veya siyasi saiklerle yapılmışsa, ceza oranı üçte bir arttırılabilecek.
Göksel ÇAĞLAV - Şamil TAYYAR
|