|
|
 |
Siyaset kime göre?
Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in "siyaset bana göre değil" sözünden çok fazla anlam çıkıyor.
Öncelikle Bakan Derviş'in kendi yaptığı "iş"i siyaset yapmak olarak görmediği, bürokratik bir görev, bir "memuriyet" gibi gördüğü anlaşılıyor. Bu sözden çıkan ikinci anlam da Derviş'in, siyasetin pek de "makbul" olmayan bir iş olduğunu düşündüğüdür.
Oysa Kemal Derviş, Başbakan Ecevit'in daveti üzerine Türkiye'ye geri dönerek ekonomiden sorumlu devlet bakanlığı görevini üstlenirken, bütün söyledikleriyle bu görevini kalıcı bir siyasi faaliyet içinde tamamlamak niyetinde olduğunun işaretlerini veriyordu.
Türkiye'nin önemli bir çoğunluğu da Kemal Derviş'e bakarken, onu alkışlarken, mevcut siyasi kişilere alternatif olabilecek bir yeni siyasi zihniyetin ilk ortaya çıkışını görüyordu.
Hangi siyaset?..
Kemal Derviş, "siyasetin kendisine göre olmadığını", "kendi yapısına çok ters" olduğunu söylerken pek makbul bir uğraş olarak görmediği "siyaset"in, herhalde bugünkü Türkiye'de "yapılış biçimi"ni kastediyor olsa gerek.
"Benim yapıma ters" deyince bugünkü siyaset üslubundaki düzeysizliği kastediyor olması çok doğaldır.
Ankara'nın "siyaset yapılan" çevrelerine dışardan boynunu uzatan herkeste de aynı duygunun ortaya çıkması son derece makuldür. Ankara, siyaseti bu üslupla yapa yapa insanları siyasetten uzaklaştırmış, kendisini ülkeden kopartmış, "ülke bir yanda Ankara diğer yanda" durumu yaratmıştır.
Küçük ayak oyunlarının, küçük iktidar savaşlarının siyasetin her şeyi haline geldiği bir ortamda Kemal Derviş gibi bir kişinin siyaset yapmak istememesini haklı görebiliriz.
Düzeltip eskilere bırakmak mı?
O zaman da şu soruyu sormak gerekiyor: Kemal Derviş ve başkaları zaman zaman, ülke çok sıkıştığında, daha doğrusu Ankara tarafından sıkışıklığa sokulduğunda görev ve sorumluluk alacaklar, işlerin belli bir düzene girmesi için katkıda bulunacaklar, sonra bütün meydanı "eski"lere terk ederek eve mi döneceklerdir?
Kemal Derviş bunun kendi açısından "yeterli" olduğunu düşünebilir, ama Türkiye açısından da bakmak ya da "birilerinin" bakması gerekmektedir.
"Geldim, baktım, bana göre değilmiş evime döndüm" diyenlerin sayısı arttıkça, bunu bile demeden uzakta kalmayı tercih edenlerin sayısı katlanarak artmaktadır.
Ankara rahatladı ama...
Derviş'in siyasete devam etmeme kararını açıklaması Ankara'nın "siyasi çevrelerinde" büyük bir ferahlık yaratmış olmalıdır. Mesele tek başına Derviş de değildir. Derviş'in bile "memuriyet görevimi tamamlar geri dönerim" havasına girmiş olması daha binlerce insanda "demek ki olmuyormuş" duygusunun çok daha derinleştirecektir.
Ankaralılar gerçekten çok ferahlamışlardır. Siyaset yapmaya talip olanların sayısı ne kadar azalırsa Ankara'nın işi de o kadar kolaylaşır. Aradan sızanlar ne kadar az olursa onları öğütmek ya da hızla sistem dışına çıkartmak o kadar rahat olur.
Derviş de bir yılda siyasetin kendisine göre bir iş olmadığını anladığına göre Ankara'dakiler rahat rahat oturmaya devam edebilirler. Derviş evine döner, diğer insanlar da evlerinden çıkmazlar.
|
|
|
|