Kemal Derviş, ekonomik geleceğimiz için anlamlı bir dönüm noktasının aşılmakta olduğunu söyledi.
Ekonominin patronu, önümüzde daha güven verici bir gelecek açıldığına inanıyor.
Tabii mali disiplini ve değişim yolundaki kararlılığı kaybetmemek şartı ile..
Türkiye bu çıkışı daha önceden yakalayabilirdi. Siyasi itiş-kakış ve engellemeler, toparlanma çabalarına zarar verdi.
Başarının siyasi rantını Derviş'in toplayacağına dayanan korkular, 24 Ocak 1980'dekine benzer toptan ve eş zamanlı bir paketin yürürlüğe sokulmasına izin vermedi.
Derviş'in "siyasete girmekten vazgeçtiğine dair" dün Sabah'ta çıkan açıklaması, 2002'ye ilişkin ümitleri arttıran sonuçlara yardımcı olacaktır.
Kemal Derviş'e göre yeni yılda, ekonomik temel sorunları kökten çözmek, yani kriz üreten sebepleri ortadan kaldıran garantileri sağlamak hedef alınacak.
Bu güvendir, üretime tekrar dönmektir, işsizlerin iş bulma olanaklarının artmasıdır..
İktidar partileri, yaklaşan seçimi düşünerek bu çabaları kolaylaştırmak zorundadır. Rolünü ekonomiyi düze çıkarmakla sınırlayan Derviş şimdi siyasi zeminde daha çok destek görecektir.
Uyarılarımızı dinleyerek keşke bunu ilk geldiğinde yapabilseydi.
"Artık biliyorum, siyaset kesinlikle bana göre değil. İstesem de yapabileceğimi sanmıyorum. Ekonomik istikrarı sağlama konusundaki çalışmaları tamamlamak, benim için yeterli olacaktır.."
Bizce asıl şimdi ufku açılmıştır.
Üstlendiği teknik nitelikli görevi, kişisel bir siyasi ikbal hedefi gütmeden başarması, onu ister istemez daha büyük rollere aday durumuna yükseltecektir.
Doğru olan da budur aslında..
Halk başarının değerini bilir, sahibini kolayca bulur ve şartlar "Siyaset bana göre değil" diyen Derviş'i değiştirir..
Zaten Türkiye'nin asıl sorunu bu değil mi?
Derviş kalitesindeki adamları reddeden, girenleri barındırmayan siyasi yapıyı değiştirmek değil mi?.
AB üyesi 15 ülkenin belirlediği terör örgütleri ve teröristler listesi açıklandı.
Ama korkulan oldu ve PKK ile DHKP-C bu listeye dahil edilmedi. Sebep İsveç, Danimarka ve Belçika'nın muhalefeti..
Dışişleri Bakanlığı dün "AB, aday ülkeler ve üçüncü ülkeleri kapsayan ikinci bir liste hazırlıyor" diyen bir açıklama yaptı. Türkiye, PKK ve DHKP-C'nin bu listeye gireceğini bekliyor.
Aman kendimizi kandırmayalım:
"İslâmi Cihad" ile "Hizbullah" birinci listede çıktı ve bu iki örgütün yerleşik olduğu Filistin ve Lübnan AB üyesi ülkeler değil.
AB, on yılda 30 bin hayat söndüren PKK'yı terör örgütü saymazsa, bu onursuz bir şekilde "Türkiye'yi aramıza almak istemiyoruz" demek olur. Ulaşmak istediğimiz Avrupa değerlerinin ne kadar iki yüzlü ve güvenilmez olduğunu kanıtlar.
Türk halkına hakaret ederek bu kararı kendimiz verelim istiyorlarsa o başka.
Hükümet bu rezalete bütün gücüyle karşı çıkmalıdır. Çünkü bu Türkiye'ye düşmanlıktır!