|
|
 |
Ataköy'de lüks hayat
Türkiye'de derebeylikler var... Hiçbirşey yapmadan milletin parası ile keyif çatan... Yediği önünde, yemediği arkasında duran... Saman altından su yürüten, kurduğu tezgâh bozulmasın diye kimseye gözükmeyen derebeyler...
İşte bu derebeyliklerden biri Ataköy'deki Milli Olimpiyat Komitesi... Hiçbir şey yapmayan ama her aybaşı milyarları cebine atan... Sayelerinde Türkiye'nin Olimpiyat oyunlarına ev sahipliği yapması hayal olduğu için önümüzdeki 10 yıl uzanıp yatmayı garantiye alan çoğu prostatlı komite üyelerinin kalesi...
Bu beyleri sabahları lüks bir minibüs evlerinden toplayıp getiriyor.. Ama önce sigara içmeyenler, ardından sigara içenler geliyor...
Neden mi?
Çünkü tiryakiler yol boyunca sigara tüttürmek istiyor... Bu illeti kullanmayanlar ise "Biz duman altında kalmak istemiyoruz" diye direniyor...
***
Durun Lale Devri bunlarla bitmiyor...
Hazretler, Ataköy'deki binada bulunan lüks odalarına çıkıyor, deri koltuklara kuruluyor... 103 ekran televizyonlar açılıyor, kanaldan kanala zapping yapılıyor... Canı isteyen masasındaki takım gazetelere göz atıyor, istemeyen sekreterine talimat verip bir arkadaşını bağlatıp telefonla dedikodu yapıyor...
Saat 13.00'de krallara layık yemek servisi başlıyor... Garsonlar, hazretlerin çevresinde fır dönüyor... Kuzu şişler, kalamar dolmalar, sebzeler, tatlılar... Üzerine kafe-konyaklar...
Ardından odalarda hafif şekerleme... Yenilen yemekleri hazmetme...
Saat 15.00'i gösterdiğinde tavla, konken veya okey masası başına yerleşme...
Saat 17.00'de yine aynı minibüse binerek evin yoluna düşme...
***
Son söz: Bütün bunlar benim, sizin ödediği vergilerle yapılıyor... Bir avuç mutlu azınlık padişah hayatı yaşıyor.. Bana en çok, olimpiyat rezaletinden sonra harakiri yapması gerekenlerin gözlerden uzak vur patlasın çal oynasın yaşamaları dokunuyor...
N'olur kavga edin!
Sağlık Bakanı Osman Durmuş ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan arasındaki atışmayı ayıplamayın... Sakın ola ki; bu çekişmeyi "Tencere dibin kara, seninki benden kara" olarak yorumlamayın...
Bana göre bu atışmanın temelinde yatan "Ben senden daha iyiyim" iddialaşması... Hatta hizmet yarışı... Hastane kapılarındaki kuyrukları ortadan kaldırmanın veya kaldıramamanın hesaplaşması..
Keşke her bakan, her bürokrat ve hatta her demokrat böyle karşı karşıya gelse... Sıradan memurlar bile birbirleri ile yarışa girse... Vatandaş da kimin daha çok hizmet ettiğine, kimin yüzleri daha çok güldürdüğüne karar verse...
Herkes bilmeli ki; koltuğa kurulan, hava atan, kırmızı halıdan başke yere basmayan, terlemeyen, tenkit etmeyen, halkın içine giremeyen seçilmişler yüzünden bu hale geldik...
Konuşmayan, Meclis kürsüsüne bile yılda bir kez zor çıkan bakanlar sayesinde tekledik, hatta patinaj çektik...
Hizmet için çabalayan, kalp kıran bakanları ne kadar özlemişiz... Bana kalırsa Yaşar Okuyan ile Osman Durmuş'u bütün bakanlar örnek almalı...
Gel de sinir olma!
Demokrat(!) Basın Konseyi
Kubilay'a küfreden gazetenin mahkeme kararıyla toplatılmasına karşı çıkan Basın Konseyi, "Mahkemelere verilen bu yetkiyi" eleştiriyor... Bence ayıp ediyor... Bu davranışı ile bir şehide küfredenleri hoş gördüğünü gösteriyor...
İlgisiz Belediye Başkanı!
İstanbul'un sokak aralarından vazgeçtim, Galata Köprüsü'nün üzeri bile ay yüzeyi gibi... Başkan Gürtuna İstanbul'u gezmediği, kentin ne hale geldiğini görmediği için rezaletin farkında değil...
Meclis'teki İhale Yasası!
Siyasilerin yandaşlarına avanta dağıtmalarını engelleyecek, müteahhitlerin de köşeyi dönmelerine dur diyecek olan İhale Yasası Meclis'e gelince dün kavga edenler anlaştı... Birbirlerine sarıldı.. Yani avantaya devam...
ALKIŞ
İstanbul Adliyesi'ne gönderilen hediye paketlerini reddeden hakim ve savcılar, milletin adalete olan güvenini bir kez daha pekiştirdi...
Fıkra: Papaz
Papaz, ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek, "Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle" der... Ancak adamdan çıt çıkmaz. Papaz yine, "Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle" der demesine ama adamdan yine ses çıkmaz.
Papaz iyice sinirlenir ve bağırır
- Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyorsun be adam?
- Nereye gideceğimi bilmeden kimse hakkında yorum yapmak istemiyorum.
Halkın sütunu Soyuyorlar
Yıllarca mahallemize doğalgaz bağlanmasını bekledik şimdi ne yazık ki doğalgaz faturalarına bakmaya korkuyoruz. En düşük fatura 100 milyon lira geliyor. Bu fiyata doğalgaz satanlar halkın faturayı nasıl ödeyeceğini hesap ediyor mu? BOTAŞ ve belediyeler bu büyük soyguna acilen son vermeli. Emine Pişkin
Kırmızı kart
Açlık sınırının 293 milyon lira olarak açıklandığı Türkiye'de 150 milyona işçi, 200 milyona memur çalıştıranlara...
DOĞRU SÖZ
İtibardan tasarruf olmaz... (İsmail Cem)
TEŞEKKÜR
Çukurları kapatmayarak, bu krizi hissetmememize yardımcı olan başta Büyükşehir Belediye Başkanı
Ali Müfit Gürtuna olmak üzere İstanbul'un 32 ilçe ve 41 belde belediye başkanına teşekkürlerimizi sunarız...
Tüm ön takımcılar ve kaportacılar...
|
|
|
|