|
|
 |
Nereden başlamalı?
Kamu istihdamında reform denildiğinde politikacıların ilk aklına gelen memurlar değil de işçiler oluyor.
Türkiye'nin uluslararası rekabet gücüne n'oldu? TCMB tarafından yeni bir reel Kur Endeksi'nin hazırlanıp kamuoyuna sunulmasıyla bu konuda farklı bir bilgi setine sahip olduk. Endekse göre TL Ocak 1995 - Aralık 1999 döneminde yüzde 36 gibi rekor düzeyde değer kazanmış, yani uluslararası rekabet gücümüz ciddi bir yara almıştı. Yine aynı endekse göre Ocak 2000'den itibaren yüzde 16'lık ek bir değerlenme daha gerçekleşmişti. Endeksin varsayımları bir yana, TCMB'ye göre TL'deki durum bu. Yani 1995-2000 döneminin reel kurlar açısından bakıldığında dış rekabet gücünde bir zayıflama dönemi olduğu açık.
Verimlilik Düşük
Türkiye'nin yurtdışı piyasalarda rekabet gücünü belirleyen, rekabet gücünü etkileyen, pek çok unsur var. Bunlar arasında "İmalat Sanayii'nde İşgücü Verimliliği" önemli bir gösterge. Geçtiğimiz günlerde DİE'den yapılan açıklamaya göre İmalat Sanayii'nde çalışan kişi başına verimlilik bu yılın ilk 9 ayında geçen yılın aynı dönemine göre küçük de olsa bir düşüş gösteriyor. Dikkati çeken bir nokta, verimlilikteki düşüşün özel sektörde fazla olması. Daha geniş bir zaman diliminde bakıldığında ise, hem kamu sektöründe, hem de özel sektörde 1997 sonundan bu yana yüzde 15'lik bir verimlilik artışı gerçekleştiğini görüyoruz. Bu verimlilik artışının dış rekabet gücünde de bir artış meydana getirmesi ise dolar cinsinden ücretlerde meydana gelen değişmelere bağlı.
Ya Memurlar?
Kamu kesiminde verimlilik artışı sağlanmasına yönelik hükümetçe alınan önlemlere katılmamak mümkün değil. Ama kamu otoritesi bu verimlilik artışını sağlamak için "nereden başlamalı?" sorusunun cevabını ararken biraz daha dikkatli olmalı galiba. Şimdilik kamu işçileri arasında belli bir yaşın üzerine gelmiş olanların emekliliği ile verimlilik artışı sağlanmaya çalışılıyor. Ya memurlar? Malum, bir memuru kolay kolay işten çıkaramıyorsunuz. Bu nedenle, kamu kesiminde yeni bir memurun işe alınması, sonsuza kadar faizi ödenecek borç almaya benziyor. Ortalama bir memurun kamu kesimine yıllık maliyetinin 5-6 bin dolar olduğunu varsayarsanız, bir memuru işe almakla yaklaşık 100 bin dolar borçlanmak arasında bir fark yok. İşe alınan bir memur, en az 100 bin dolarlık borcun faizini karşılayacak kadar bir katma değer yaratırsa ne ala. Yoksa kamu otoritesi sürekli zararda! Verimlilik ise ölçülmüyor bile. Kamu işçilerinin en azından bir verimlilik endeksi var. Memurlarda o da yok!
Bedava Hizmetler
Sosyal güvenlik reformu denildiğinde aklına hemen SSK gelen ama Emekli Sandığı'nı unutan politika belirleyicileri, kamu kesiminde istihdam reformu denildiğinde de kamu işçilerini birinci sıraya koyup diğer kamu çalışanlarıyla ya da onlara sağlanan hizmetlerle ilgili konuşmaya pek yanaşmıyor. Konuyla ilgili bir açıklama, kamu kesimi tarafından sağlanan mal ve hizmetlerin fiyatlandırılmasında daha gerçekci davranılacağı yönünde oldu. Göreceğiz bakalım, bu fiyatlandırma nerelere kadar uzanacak. Bakalım, sadece babaları bir dönem belli bir kamu görevinde bulundu diye 100 bin TL'ye traş olup, 200 bin liraya yemek yiyen ve geceliği 500 bin TL'ye haftalarca tatil köylerinde kalan 45-50 yaşlarındaki kocaman kocaman adamlar, artık o aldıkları hizmetin fiyatını tam olarak ödeyecek mi, ödemeyecek mi? Göreceğiz.
|
|
|
|