|
|
 |
Powell'a Ankara'da verilen mesaj
İki hafta önce Ankara ziyareti sırasında ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell'a Türk yetkililer tarafından şu içerikte bir mesaj verildi:
"ABD Irak'a karşı Saddam'ı devirmek amacıyla kapsamlı bir askeri operasyona girişir ve bunun sonucu olarak Irak parçalanırsa, Türkiye, Musul ve Kerkük'ün kurulabilecek bir Kürt devleti sınırları içinde bulunmasını kesinlikle kabul edemez."
Esasında, Türkiye, Irak'a karşı askeri operasyon yapılmasının tehlikeli bir macera olacağına inanıyor. Nitekim, Dışişleri Bakanımız İsmail Cem böyle bir harekâtın bölge istikrar ve güvenliği açısından yol açacağı çok ciddi sakıncaları, Amerikalı meslekdaşının dikkatine ayrıntılı bir şekilde getirmiş bulunuyor.
Cem'in bu izahatı, "Saddam'ın işini bitirmek için sadece Türkiye'nin yardımı bize yeter. Musul'u, Kerkük'ü, hatta gerekirse Kuzey Irak'ı verme vaadiyle Ankara'nın desteğini nasıl olsa sağlarız" hesabıyla, ABD basınında önde gelen kalemlerine bu doğrultuda yazılar yazdıran Washington'daki şahin kanata da net bir yanıt oluşturdu.
ABD garanti edebilse!..
Gerçekte, ABD, sivil halka ve Irak'ın bütünlüğüne zarar vermeyecek bir "neşter harekâtıyla" Saddam'ı devirip, yerine Kitle İmha Silahları (KIS) üretimine son verecek, bölge için bir tehdit oluşturmayacak ve Batı ile ılımlı ilişkiler sürdürebilecek bir yönetimi geçirebileceğini garanti edebilse, başta Türkiye olmak üzere Arap ülkelerinin büyük çoğunluğu böyle bir gelişmeyi destekleyecek.
Ancak, ABD'nin bu yolda bir garanti vermesi şu üç nedenle mümkün görünmüyor. Birincisi, Irak'ın koşulları böyle tereyağından kıl çekercesine uygulanabilecek bir "neşter harekâta" uygun görünmüyor. İkincisi, CIA, tüm gayretlerine rağmen Saddam'a bir alternatif bulmuş değil. Üçüncüsü de, bir askeri müdahaleyle Irak Pandora kutusu açıldığı takdirde, bunun, ülke içinde kanlı hesaplaşmalara ve parçalanmaya yol açması ve nerde başlayıp nerde biteceği belli olmayan bölgesel bir jeopolitik deprem yaratması kuvvetli bir ihtimal.
Tehlikeli macera
Powell'in Ankara'dan ayrılmasından sonraki iki gelişme Irak konusunu yeniden uluslararası gündemin ön sıralarına getirdi. Bunlardan ilki, Başkan Bush'un Irak'a kesin bir tehdit yönelten şu açıklaması: "Teröre karşı savaşta ABD'nin ikinci hedefi KİS'nın ve atma vasıtalarının önlenmesidir. Artık her devlet bu terör silahlarının üretilmesinin Amerika tarafından kabul edilmeyeceğini biliyor. Bu ilkeye uymayan ülkeler ABD tarafından düşman rejimler olarak kabul edilecektir. Onlara gerekli uyarıyı yapmış bulunuyoruz. İzlendiklerini ve hesap vereceklerini bilmelidirler."
Anlaşılan Bush yönetimi, dört aşamalı Saddam'a darbe planının uygulanabilmesi için hazırlık yapıyor. Bu plan, önce Kürtleri ve Şiileri de kapsayan muhalefet unsurlarına silah yardımı yapılmasını, sonra Irak'ta koordineli ayaklanmalar çıkartılmasını, bununla eş zamanlı olarak stratejik hedeflerin ABD tarafından havadan bombalanmasını ve son aşamada da Amerikan kara birliklerinin harekâta katılmasını öngörüyor.
Clinton döneminde tasarlanmış olan bu planın basına sızması üzerine, ABD'nin o zamanki Körfez Bölgesi Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Antoni Zinni şöyle bir açıklama yapmıştı:
Irak'ta Saddam'a karşı koyabilecek birleşmiş ve dayanma gücü olan bir muhalefet yoktur... Bugünün koşullarında, Saddam'ı devirme harekâtı, Irak'ın bölünmesine ve bölgenin istikrarsızlığa itilmesine yol açar. Kaos içinde bir Irak, tecrit edilmiş bir Saddam'dan daha tehlikelidir.
|
|
|
|