İnsan hakları derken, gözardı ettiğimiz; üzerinde düşünme gereği bile duymadığımız bir konuya dikkat çekmek istedim..
İnsan haklarının geniş yelpazesiyle tanışmanın vakti dedim..
Bu bayram günü, dinlenme, dilediğini yapma hakkı bile iş yasasından çok, bence insan haklarının sınırları içine girer..
Örnekler verdim..
Dedim ki.. Yüksek kaldırımlar bile, çukur dolu yollar bile insan haklarına aykırıdır..
Çıtayı biraz yükseltelim dedim..
Dur dediler.. İtiraz ettiler..
11-12 yaşındaki çocukların düşünce suçundan yargılandığı, işkencenin faili meçhul cinayetlerin, yargısız infazların cenneti olmuş bir ülkede ne yazık ki sosyal ve ekonomik haklar ikinci planda kalıyor..
Haklılar mı?
Olabilir.. Ama, ayıbımız var diye durup beklemek de gerekmiyor.. Bekledikçe trene yeni vagonlar ekleniyor..
Bakın dünya hangi noktaya geldi..
Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Alvaro Gil-Robles'e diyorlar ki..
İkinci kez seçilme hakkın yok.. Ne kadar başarılı olursan ol, görev süren bitince kotuğunu bırakacaksın..
Profesör Robles gülüyor..
"Bir görevde lüzumundan fazla kalmak zaten bir insan hakları ihlali değil midir?"
Gelin Türkiye'ye bir de bu gözle bakalım..
Bir kaç örnek..
Mustafa Başoğlu.. 36 yıldır Sağlık-İş Başkanı..
Mustafa Özbek.. 27 yıldırfMetal- İş Başkanı..
Tamer Eralan.. 21 yıldır Çimse-İş Başkanı..
Bayram Meral.. 18 yıldır Yol-İş Başkanı..
Derviş Günday.. 13 yıldır Şoförler Federasyonu Başkanı..
Cengiz Kaptanoğlu.. 12 yıldır Deniz Ticaret Odası Başkanı..
Listeyi uzatmak mümkün..
Soru şu..
Bu kişiler lüzumundan fazla mı görevde kaldı?
Evet mi?..
O zaman insan haklarını ihlal mi ettiler?..
Türkiye artık 'lüzumundan fazla' görevde kalma kavramını tartışmalı..
Siyasiler için de geçerli..
ABD 'gerekli süreyi' belirlemiş..
Başkan iki dönem görev yapabiliyor.. Sekiz yıl.. Sekiz yılın üzeri 'lüzumundan fazla süre'..
Siyasete bakıyorum..
Uzun yıllar genel başkan olan var ama 'lüzumundan fazla süre' başbakanlık koltuğunu işgal eden yok..
En kabadayısı 6 yıl..
Süleyman Demirel.. Turgut Özal..
Yani ihlal yok..
Ne diyorsunuz?..
İnsan haklarının bu boyutunu konuşmak için erken mi?..
'Sıra buraya gelene kadar neler var, neler..' diyerek susup oturalım mı?