kapat
17.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Gerçek bayramlar

Dünkü gazetelerde okurlarıyla bayramlaşan yazarları okudum, tek tek...

Makaleler nedense hep "Bugün bayram..." diye başlıyordu...

Değerli meslektaşlarım, herhalde bilmemkaçıncı bayram yazısı yazma bıkkınlığından veya genetik kabızlıktan böyle başlamadılar söze...

Bir bildikleri olmalıydı...

İkaz görevi
Herhalde her konuda okuyucuyu ikaz etmeyi kamu hizmeti saydıklarından, mutad ikazı yerine getiriyorlardı.

Okuyucuya "Hoopp!. Alo!.. Bugün bayram!.. Yatma öyle malak gibi, kalk hazırlan bakalım, sevgi ve barış günleri başladı, hemşerim!.." diyorlardı...

Yoksa koskoca yazar, varken bir Miami yahut New York patlatmak, budala gibi oturup, akide şekerinden, karameladan, eski ramazan gecelerinden, Direklerarası hokkabazlarından ve de Broadway müzikaliymişçesine aslında nefret ettiği Hacivat Karagöz ilkelliğinden ne diye bahsetsindi ki?..

Miami veya New York dedik ama, şu sıralar medya ve reklamcılık dünyasında en moda yerler Çin ya da Hint denizindeki bir kısım adalar, Marmaris'in yanından geçmeyecek basit koyları birbirlerine anlata anlata bitiremiyorlar, kendileri bi kere kanıp gittiler ya, başkaları da yansın diye anlatıp duruyorlar...

"Manalı" yazılar
Yazarlarımız, "manalı" bayram yazılarını bir de iki cümlede bir barış, sevgi ve dostluk nakaratı ile süsleyip, bunların altını hassaten çizip, hurufatı siyahlamamışlar mı?..

Aslında bunları yaparken, burunlarından soluduklarını, "Ulan bu bayram da gene yazı yazmak zorunda kaldık, bütün bu işleri bayram gazetesini tarihe gömen o hergele Sabahçılar açtı başımıza, inşallah bin beter olurlar mendeburlar" diye beddua ettiğini, hepsinin değilse bile IQ'ları 90'ın altında olanların böyle iç geçirdiğini hepimiz biliriz.

Barış ve sevgi ha?..
Çok değerli bir kısım meslektaşıma "Seni gidi kabız seni!.. Gençliğinde, kolej kantinlerinde kız kovalayacağına, gidip biraz kahvede otursaydın, sokaklardaki insanlarla muhabbet etseydin, dilin de kaleminde bir akışkanlık kazanırdı" diye akıl da verecek değilim, ağaç yaşken eğilir!..

Milletin 365 gün birbirini boğazladığı karabasan ikliminde, sırf bayram geldi diye, kazık kadar adamların sanki herşey sütlimanmış gibi, "barış sevgi ve dostluk üzerine döktürmesi", Allah aşkınıza size normal mi geliyor?..

Peki, bütün bir yıl, orman kanununun içinde yaşarken, aniden şefkat okyanusuna dalmak mümkün müdür?..

Sırf bayram geldi diye...

Mümkün mü ha?..

Yalanı bırakalım
Bu laflar traştır, aldatmacadır, okura kandırıkçılıktır.

Barış, sevgi ve dostluk içinde yaşamayı beceremiyor, durmadan nefreti, öfkeyi, besliyorsa insanlar; yaşam felsefelerini başkalarını kazıklamaya, kırmaya, incitmeye ve hoyratlığa oturtmuşlarsa, nasıl olacak da aniden sevgi belirecek?..

Sevgi, aksakallı dede mi?...

Mertçe konuşalım:

Bir insan, bayram gelmeden ne ise bayram geldiğinde de odur!

15 Aralık'ta insansa, 16 Aralık'ta da insandır...

15 Aralık'ta hırtsa, ertesi gün de hırttır...

Bu yüzden dostça söyleyim, herkesle bayramlaşmak istemiyorum.

Bir "riya" kokluyorum bu herkesle bayramlaşma hareketinden..

Kimle bayramlaşalım?
Ben şimdi çıkıp, "bütün milletin" bayramını kutlasam olmayacak, cumhurbaşkanı değilim, başbakan değilim; niye milleti kucaklıyorum? Kucaklayan kucaklıyor zaten...

"İslam dünyasının mübarek bayramını..." diye girsem meseleye, o da yanlış; "halife" miyim ben birader?.. Üstelik Doğu alemi, kendini halife zanneden ruh hastası kaynıyor!

Evlatlarına iyi bakmak için didinen fedakar anne ve babaların; gazete ve kitap okuyanların (burası çok çok önemli, hayatında bir gazeteye el sürmeyen beniademin bayramını ben niye kutlayım arkadaş, hangi sıhriyetle?..) en basitinden en karmaşığına kadar mesleklerini kaliteyle icra edenlerin; emeklerini dürüstçe ortaya koyanların; işlerine, kimseye puştluk yapmadan sahip çıkanların; kriz nedeniyle işten atılanların; derslerine iyi çalışan öğrencilerin; asla kazıkçılık yapmayan esnafın; namuslu bilmadamının...

Özetle, "değerli bir yurttaş" olarak vaziyet almış herkesin bayramını can-ü yürekten kutlarım...

Gerçek bayram, değerli yurttaşların ezici çoğunluğu elde ettiği gün başlacaktır!



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır