kapat
17.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 
Ayıplı seçim

Sosyal sorunların çözümünde iki kere iki her zaman dört etmiyor. Bu gerçek, YÖK'ün son seçiminde zehir gibi kendini gösterdi.

Siyasetteki yozlaşmayı aşmak için umutlarımızı Partiler ve Seçim yasalarının değiştirilmesine bağladık.

Bu şekilde siyasete halkın katılımı önündeki tıkanıklıkları aşmayı, iyi yetişmiş, dürüst, yeni insanları meclise ve ülke yönetimine taşımayı hayal ediyoruz.

Çerçevede görmek istediğimiz yeni insan yüzleri, kafa, amaç ve kalite olarak en çok ne mükemmellikte olur?

Üniversite hocaları ve Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'ndan Cumhurbaşkanlığı'na seçilmiş kişi düzeyinde olur, değil mi?

Ama bu düzeyde insanların taraf olduğu bir seçim yaşadık ve düş kırıklığına uğradık.

Türk malı demokrasi
İstanbul Üniversitesi'nde yapılan rektörlük seçiminde Prof. Alemdaroğlu 1268, Prof. Parlak 886, Prof. Uçak da 13 oy almıştı.

Nihai seçimi Cumhurbaşkanı yapacak.

Ama üniversitelerinde seçilen adayları YÖK ikinci bir seçim yapıp yeniden sıraya sokarak Cumhurbaşkanı'na öneriyor.

YÖK üyeleri, demokratik geleneğe hançer sokan bir tutumla, yöneteceği üniversitenin seçicilerinden sadece 13 oy alan adayı birinci sıraya, 1268 oy alan adayı ikinci sıraya koydular.

Demokrasi değerlerine yönelik bu meydan okuma sefaletini hangi yanlış doğurdu?

Tabii ki Cumhurbaşkanı Sezer'in YÖK'e yaptığı son atamalar..

Demek ki, İstanbul Üniversitesi Rektörü Alemdaroğlu'na karşı daha önce seçim kaybetmiş ve muhalif tavırlarını açığa vurmuş kişilerin YÖK yönetimine girmesi bu sonucu doğurmuştur.

Sezer bu kişileri YÖK'e seçerken, gözünü budaktan sakınmayan bir intikam timi yaratmak istediyse amaç elde edilmiştir.

Cumhurbaşkanı, YÖK'ün birinci sıraya koyduğu 13 puanlı adayı İstanbul Üniversitesi Rektörü yapar, iş biter.

Avrupa Birliği'nin bizden beklediği demokrasi kriterlerini hayata geçirmek için telâşa lüzum yok. Acele işe şeytan karışır!

Ahlâk temel olmazsa..
Neyse bu demokrasi cinayeti, umarız Sezer'i YÖK'e atama yaparken doğru seçimler yapmadığı konusunda uyarmıştır ve bu "iş kazası"nı düzeltecek iradeyi gösterecektir.

Üstünde asıl durmak istediğimiz konu, bu seçimin çarpıklığı değil, okumuş yeni insanların, aradığımız yeni kan için kurtuluş garantisi olmadığını anlatmaktır.

Demek ki demokrasi geleneği ve aydın ahlâkı başka bir şey, okumuşluk ayrı bir şey.

Önemli olan bu değerleri birleştirmek..

Birleşmediği zaman ne oluyor?

Seçim yapılan her yere çıkarlar ve hisler giriyor. Yani ahlâksızlık giriyor.

Kurumları kişisel tercihlere ve had bildirme ihtiraslarına feda eden seçimler, yasaya aykırı olmayabilir. Ama toplumları gelişmekten alıkoyan, kitabına uydurulmuş demokrasi ihlâlleri değil mi?

Seçim ve Partiler yasaları değişmeli..

Ama o değişimle yer açmaya çalıştığımız okumuş insanlar da değişmeli.

Yoksa çıkamayız bu çukurdan.



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır