Genellİkle bayramlarda eski bayramlar anlatılır. Örneğin şöyle: Benim çocukluğumdaki bayramlarda erken kalkılır, önce büyüklerin elleri öpülürdü. Büyükler de önceden hazırladıkları ipek mendilleri, çil çil yirmibeşlikleri; evin, bayramlarını kutlayan küçüklerine:
- Ömrün çok olsun, diye verirlerdi.
Yeni giysiler, yeni ayakkabılarla büyüklerin yüzlerine; fazla bir şey demeden, sabırsız sabırsız bakardık; hangisi bizi bayram yerine götürecek, diye...
Sonunda pek de çekimli olmayan bu görev; ya eniştelere, ya dayılara düşerdi.
Ve eniştelerle dayılar, yolda bir de şekerle çikolata alırlardı bayrama götürdükleri çocuklara.
Bayram yerinin dört büyük cümbüşü; atlı karıncayla salıncaklar, dönme dolapla cambazdı.
Salıncaklar da ikiye ayrılırdı; hep birlikte binilen kayık salıncaklar; tek başına binilen ve iki salıncakçının karşılıklı geçerek, iple savurup göklere uçurdukları, çuvallı salıncaklar...
Aklımda kaldığına göre yüz paraya on kez savururlardı salıncakları ve sonuncusunda da:
- Yandııı, diye bağırırlardı.
Ondan sonra salıncak kendi kendine sallanır ve dururdu.
Bir yüzlük daha verirsen, on kez daha uçardın göklere.
Ulunay bir radyo sohbetinde, bu salıncakları anlattıktan sonra konuşmasını şöyle bitirmişti:
- Bizim hayat salıncağının da göklere uçtuğu dönem bitti. Salıncakçıların sesleri yankılanıyor kulaklarımda, "Yandııı"...
Bayramlarda, eski bayramlar anlatılır da, gelecekteki bayramlar hiç anlatılmaz nedense...
Gelecekteki bayramların, elbetteki bayram yerleri olmayacak. Hatta şimdiden kalktı bu adet. Lunaparkların geceli gündüzlü çalışan kovanı; dört beş fakirin yılda iki kez kurmaya kalktığı bayram yerine gerek bırakmıyor.
El öpüp mendil almaların da modası çoktan geçti. Artık dedeler, nineler, halalar, teyzeler, yeğenler aynı evde oturmuyorlar. Bir mendille yirmi beşlik ise, çocukları mutlu etmek için pek cılız bir armağan...
Gelecekte ise, bayramın "bayramlaşma"sı tüm kaybolacak; sade tatil niteliği kalacak. Tıpkı resmi bayramlarda olduğu gibi..
Uçaksız, otomobilsiz, dar sokaklı, küçük mahalleli, kalabalık evli dünyanın; usul erkân güdülen, saygılı edepli şekerli ziyaretli bayramları, modern yaşam içinde eriyip bitiyor.
Kimsenin artık kapı kapı dolaşacak ne zamanı var, ne takatı. İlerde ise tatiller; kıtalar arasından, uydular arasında; belki de gezegenler arasında gidip gelmeye yarayacak..
Dedelerin torunlarına olan sıcaklığı ile torunların ninelerine olan yakınlığını, sürat ve mesafeleri kökünden koparacak. Kimse kimsenin dizi dibinde, birbirine ısınacak kadar oturamayacak.
Geleneklerden süzülen biçimsel duygusallıkların yerini; zamanı bilimsel olarak değerlendirmenin kompütör direktifleri alacak.
Çocuklar, uzayı gösteren ekranların önünde başka galaksilerdeki yaşıtlarıyla yarenliğe girişecekler. Büyükler, video teyplerin yayınlarında, her türlü şartlanmadan arınmış, hızlı dostluklar kuracaklar.
Böylesi bir atom uygarlığıyla ışık hızı süratinin genişleyen evreninde; kim kimin elini öpecek de, bayram armağanı diye, bir mendille bir yirmibeşlik alacak ve göğe doğru yükselmesi; salıncakçının pazısı kadar olacak?
Eski bayramlar... Eski bayramlar "Yandıııı". Yeni bayramlar ise bayrama gerek duymayacak kadar yaşamı bayram etmiş bir insanlığın bayramları olacak.
NOT: 25 yıl önce yazılmış bir yazı... "Politika"dan...