kapat
17.12.2001
 SON DAKİKA
 EDİTÖR
 YAZARLAR
 HABER İNDEKS
banner
 EKONOMİ
 FİNANS
 MARKET
 TÜRKİYE
 DÜNYA
 POLİTİKA
 SPOR
 GALOP
 MAGAZİN
 SAĞLIK
 KAMPÜS
 İSTANBUL
 NET YORUM
 HYDEPARK
 ANKETLER
 ŞAMDAN
 GOOOOL
 DİYET
 TATLILAR
 SAMANYOLU
 CİNSELLİK
 TELE ŞAMDAN
 WEEKEND
 MELODİ
 ASTROLOJİ
 SARI SAYFA
 METEO
 TRAFİK
 ŞANS&OYUN
 ACİL TEL
 KÜNYE
 WEB REKLAM
 ARŞİV
 

Aşktan anlamam

"Duygularımı açığa vuramam. İkili ilişkide başarılı değilim." "Sadece evde özgürüm. Şort, tişört dışında birşey giymem." "Misina balıkçılığı sayesinde sabır denen şeyi öğrendim."
Aslına bakarsanız Mustafa Denizli'yle yüz yüze görüşmek o kadar da kolay olmadı. Günlerce telefonda konuşarak, güçbela buluşabildik. Beni gördüğünde kendinden memnun bir gülümsemeyle "Çok çabuk hallettin, çok az bekledin" dedi. Günlerdir peşinden koşmanın verdiği sıkıntı vardı üzerimde. Ama zor ulaşılan biri olmaktan duyduğu memnuniyeti görünce, o sıkıntı nedense geçiverdi.

Önce şunu sordum: "Neden duygularınızı bu kadar gizliyorsunuz? Ne kadar üzülüyorsunuz, ne düşünüyorsunuz hiç belli olmuyor. Niye böylesiniz?"

Düşündü bir süre: "Ben renk vermeden yaşamaya çalışırım. Aslında çok asabiyimdir. Ama en çok, sinirlendiğimde gülümserim. Saklarım tepkilerimi. Bu, Milli Takım'ın başındayken başladı."

"Peki, evde de böyle misiniz? En yakınlarınız bile görmez mi gerçek duygularınızı?"

Bir filozof edasıyla, "Misina balıkçılığı bana sabrı öğretti. Bazen saatlerce beklersiniz hiçbir şey gelmez. Sabıra ödül verilseydi mutlaka ben alırdım. Saklarım kendimi, gerçek duygularımı kimse bilmez" diye cevapladı.

"Sinirimi saklarım"
Hayatta onu heyecanlandıran çok az şey var gibiydi. Bu, uzun zamandır içinde taşıdığı sıkıntıdan mıydı, yoksa bu gerçekten Mustafa Denizli'nin kendisi miydi bilemiyordum. Sormaya devam ettim "İyi-güzel de, neden saklıyorsunuz kendinizi?"

"Benim işimde negatif elektrik yüklü gözükemezsin. Bu, iletişimi bozar. Futbolcu olduğum zamanlar daha rahattım. Hatta ben Türkiye'nin en çok kırmızı kart gören, en fevri oyuncusuyum. Takımı çalıştırırken de çok sinirlenirim ama saklarım işte."

Giderek merak ediyordum, kendini bu denli saklayan biri, mutlu olmak için acaba neler yapıyordu? "Ev, benim hürriyetimi kazandığım yer. Tişört ve şorttan başka birşey giymem evde. Ev kalabalık olmayacak. Akşamları çok film seyrederim. Günde en az iki DVD. Duygusal filmleri seviyorum. Ağlarım da seyrederken... Ama yalnızsam. Sinemada ağlayacak gibi olursam hemen çıkarım. Bütün gazeteleri okurum ama Cumhuriyet'i sona saklarım, gece yatmadan onu okur ve uyurum. Evde bunlara konsantre olmuşken kelalâka bir soru sorduklarında ışık hızında reaksiyon veririm, evdekiler sinirli halimi görürler yani bazen. Bir de yağmurda araba kullanmak beni dinlendirir. Yolları uzattığım çok olmuştur yani."

"Futbolcu dinlerim"
Konuşurken sürekli etrafa bakıp duruyordu Denizli, sonunda "Benim aklım hep meşgul. Hep birşeyler düşünüyorum. Ve yaşadığım o anı kaçırıyorum. Futbolla ilgili herhalde. 20 kişiyi yönetiyorum. Sürekli onları takip ediyorum. Başkasıyla konuşurken bile, arkamda konuşan futbolcuları dinliyorum. Bu dinlediklerimden çok neticelere varıyorum" dedi.

Fenerbahçe'den, futboldan bahsederken yüzü ışıyordu. "Hayatınızdan futbolu çıkarırsak geriye ne kalır?" dedim. "Çok önemli birşeyi alıyorsunuz ama" deyip ekledi: "Özel hayatımda futbol konuşmam ben zaten."

"Kadınlarla ne konuşursunuz?" dedim. Yanıtı: "Bir çay daha içer misiniz?" Mustafa Denizli kadınlardan konuşmak istemiyordu. Ama ben de işin ucunu bırakmaya niyetli değildim. Sustum, anlatmaya başladı:

"Kadınlar konusunda iyi değilim ben. Başarılı değilim. Belki de başarılı olmak istemiyorum. Duygularımı açığa vuramam diyorum ya. Kadınlardan farklı birşey beklemem. Herkes ne bekliyorsa onu beklerim ben de. Hayatı kolaylaştıracak, yüzü asılmayan, uyumlu ve çocuklara benim eksikliğimi hissettirmeyecek bir kadın olsun."

Mustafa Denizli hayatını kolaylaştıracak bir kadın ve hayatını kaplayacak bir futbol takımı istiyordu.

Artık ona, "Hangisini bulmak daha iyi?" diye sormadım....

Futbol uzmanı kapıcının dehşeti
Ohatırlatmasa, neredeyse unutacaktım bir teknik adamla konuştuğumu. Kendisinden bahsetmekten sıkıldığını aslında futbol konuşmak istediğini düşündüm ve "Sizi eleştirmeleri canınızı sıkıyor mu?" dedim.

Güldü, önemsemiyor gibiydi, "Futbolu bilenlerin kasten yaptığı yorumlar hoş değil. Televizyonlara neden çıkmıyorum? Ne soracaklar bana? Hep aynı şeyler, yıpratıcı yaklaşımlar. Dışarıdan görerek fikir yürütmek yüzeysel olabiliyor çünkü" dedi.

Israr ettim "Siz, maç seyrederken yorum yapar mısınız?"

"Türkiye'de en çok maç seyreden insanım. Yorum da yaparım, ama içimden" dedi. Gülerek ekledi "Futbol kolay anlaşılır zannedildiği için herkese açık bir spor, küçük kızım bile 'Niye onu oynatmadın?' diyor. F.Bahçe'deki ilk sene, evime hırsız gibi girip çıktım. Futbola meraklı bir kapıcı vardı. Sabah çıkışımı beklerdi, akşam dönüşümü. O yüzden sabah onun servise çıkmasını beklerdim. Akşam da ışıkları söndürmeden eve girmezdim. Yakalanırsam o konuşma bitmezdi çünkü."

Haim Revivo ateşle oynadı

İsrailli oyuncu, sahaya beklenenden önce dönmek için kendini riske attı
İsrail-Avusturya maçında sakatlandıktan sonra ilk yarıyı kapattığı açıklanan Revivo'nun, Bursa maçında kendi ısrarıyla oynadıktan sonra ağrıları arttı. Kamuoyunda tedavisini tamamlamadığı iddia edilen, kontrol için gittiği ABD'de bir ilaç firmasının tanıtımına katıldığı öne sürülen İsrailli yıldız, bu spekülasyonlara yanıt verebilmek için az daha kendini sakatlayacaktı.

Doktorların uyarısına rağmen Bursa maçında kendi ısrarıyla kadroya giren İsrailli yıldızın ağrıları, sadece 3 dakika oynamasına rağmen arttı. Teknik direktör Mustafa Denizli, Revivo'yla görüşerek, "Büyük fedakârlık yaptın. Ama sağlığın daha önemli. Önce tedavini tamamla" dedi. İsrailli oyuncunun D.Bakır'da oynamayacağı bildirildi.

Gözüme 3 hafta uyku girmedi
"Beşiktaş, Trabzon ve Denizli yenilgilerini yaşadığımız 3 haftada sadece 3 gece uyuyabildim. Bir maç daha alsak, sahamızda dünya rekorunu kıracaktık. Gerçi bu haliyle de rekor ama fazlası olabilirdi. Herkes üzüldü. Aslında yenilmek de yenmek gibi. Özel bir durum değil yani."

Lazetiç, kendini kontrol etmeliydi
"Bizim düşündüğümüzü değil kendi düşündüğünü yaptı. Bilerek yapmadı belki ama insan kendini kontrol etmeyi bilmez mi? Tabii ki onu en ağır cezaya çarptıracağız."

Kızlarım için ben bir idolüm
"Kızlarımın idolüyüm. Onların yanında ağlamam. Kötü birşey değil tabii ama sevmem. Kızlarımla çok farklı olurum. İyi anlaşırım onlarla. Lal'le daha fazla şakalaşırım. Onlardan çok memnunum. Onlara güveniyorum. Benim adımı çok sıkışmadıkça kullanmalarını istemem."



<< Geri dön Yazıcıya yolla Favorilere Ekle Ana Sayfa Yap
banner

Copyright © 2001, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır